Bu kapsamda sanayi merkezleri Marmara dışına taşınarak Anadolu’nun farklı bölgelerinde yeni üretim ve yatırım alanları oluşturulacak.
Plan çerçevesinde, olası büyük bir Marmara depremi sonrası üretim altyapısının güvenliğini sağlamak, kıyı bölgelerindeki yoğunlaşmayı azaltmak ve bölgesel kalkınmayı hızlandırmak amaçlanıyor. Bu doğrultuda stratejik olarak belirlenen iller, hem sanayi tesisleri hem de lojistik avantajlarıyla yeni merkezler olarak öne çıkıyor.
İzmir’de olsaydı
Plan İzmir’e uygulanmış olsaydı, kentin mevcut sanayi yoğunluğu ve deprem riskine karşı benzer bir dönüşüm yaşanabilirdi. İzmir, Ege Bölgesi’nin en büyük sanayi ve liman kentlerinden biri olarak hem deniz kıyısı boyunca yoğunlaşmış OSB’ler hem de deprem riski açısından kritik bir konumda bulunuyor.
Mevcut sanayi tesislerinin bir kısmı Anadolu’daki daha güvenli alanlara kaydırılabilir,
İzmir’deki OSB’ler ve sanayi alanları için kapsamlı deprem risk analizleri başlatılabilirdi,
Böylece kentin lojistik ve üretim kapasitesi dengeli bir şekilde dağıtılmış olurdu.
Yeni sanayi merkezleri ve yatırım alanları
İzmir perspektifinde; Manisa, Aydın, Denizli ve Uşak gibi Ege Bölgesi’nin farklı noktalarına bazı üretim tesislerinin kaydırılması gündeme gelebilirdi. Bu sayede hem İzmir merkezindeki yoğunluk azaltılır hem de bölgesel kalkınma ve istihdamın yaygınlaştırılması hedeflenirdi.
Planın İzmir’de hayata geçirilmesiyle:
Mevcut OSB’lerin ve sanayi alanlarının deprem risk analizleri güçlendirilir,
Lojistik altyapı entegrasyonu artırılır,
Yerel yatırım ortamı iyileştirilir ve sanayi ağı daha dayanıklı hâle getirilirdi.
Marmara örneğinde olduğu gibi İzmir’de uygulanacak bir Sanayi Master Planı, kentin deprem ve yoğunluk riskine karşı hazırlıklı olmasını sağlarken, Ege Bölgesi’nde dengeli sanayi dağılımı ve yeni istihdam fırsatları yaratabilirdi. Bu perspektiften bakıldığında, İzmir’in de uzun vadeli sanayi planlamasında benzer adımlara ihtiyaç duyduğu görülüyor.