İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (İZSU) uyguladığı kesintilerle birlikte su yönetimi yeniden tartışılırken, Prof. Dr. Yaşar özellikle Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nden çıkan suya dikkat çekti. Büyük arıtma tesislerinden elde edilecek gri suyun tarıma kazandırılmasının hem su tasarrufu sağlayacağını hem de yer altı su kaynaklarını koruyacağını ifade etti.
Gri suyun, kullanılan suyun arıtılarak yeniden değerlendirilmesi anlamına geldiğini belirten Yaşar, tarımda su tüketiminin çok yüksek olduğuna işaret etti. Dünyada birçok ülkede bu yöntemin yaygın olarak kullanıldığını aktaran Yaşar, İzmir’de de özellikle büyük siteler ve toplu yaşam alanlarında gri su uygulamasının mümkün olabileceğini dile getirdi. Arıtılan suyun bahçe sulaması ve tuvaletlerde yeniden kullanılabileceği ifade ediliyor.
Günde yüz binlerce metreküp su denize gidiyor
İzmir’de gri su uygulamasının her binaya yayılmasının şart olmadığını vurgulayan Yaşar, asıl potansiyelin Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde olduğunu belirtti. Tesisten her gün ortalama 500 bin metreküp arıtılmış suyun denize verildiğini hatırlatan Yaşar, bu suyun bir kısmının dahi tarıma yönlendirilmesi halinde Gediz ve Menemen ovalarındaki tarım alanlarının büyük ölçüde su ihtiyacının karşılanabileceğini söyledi.
Bunun yanı sıra Gördes Barajı’nda yaşanan altyapı sorunlarının giderilmesinin de hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. Barajda suyun birikmesini engelleyen teknik problemlerin devam ettiği, bu sorunlar çözüldüğünde İzmir’in su açısından uzun yıllar rahatlayabileceği ifade edildi.
“Sorun su değil, suyun yönetimi”
İzmir’de asıl problemin su yetersizliği değil, suyun doğru yönetilememesi olduğu görüşü de dile getirildi. Toplam su tüketiminin yalnızca küçük bir bölümünün içme ve kullanma suyuna gittiği, asıl tüketimin tarımda yoğunlaştığı belirtiliyor. Tarımda kullanılan su oranının yaklaşık yüzde 75 seviyesinde olduğu ifade edilirken, bilimsel ve planlı su yönetiminin zorunlu olduğu vurgulanıyor.
Uzmanlara göre, gri suyun tarıma kazandırılması ve mevcut baraj altyapılarının iyileştirilmesi, İzmir’in kuraklıkla mücadelesinde en etkili ve kalıcı çözümler arasında yer alıyor. Bu adımların atılması halinde, alternatif ve maliyetli yöntemlere ihtiyaç kalmadan kentin su sorununda önemli bir rahatlama sağlanabileceği değerlendiriliyor.