İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik kooperatif soruşturması kapsamında açılan davanın Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmasında sanıklar ve avukatları dikkat çeken savunmalara imza attı. Duruşmada söz alan eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, haklarındaki suçlamaları reddederken, avukatlar ise dosyadaki zarar hesabı ve bilirkişi süreçlerine ilişkin itirazlarını dile getirdi.
Heval Savaş Kaya: Bizim üzüm yemediğimiz ortada
Savunmasına kentsel dönüşüm sürecinin geçmişini anlatarak başlayan Heval Savaş Kaya, sürecin Aziz Kocaoğlu döneminde başladığını ve dönemin koşullarında gerekli bir dönüşüm hamlesi olduğunu söyledi. Ekonomik koşulların zamanla değiştiğini belirten Kaya, artan enflasyon, kredi maliyetleri ve inşaat giderleri nedeniyle müteahhitlerin ihalelere girmekte zorlandığını ifade etti. Pandemi sürecinin de etkisiyle projelerin çıkmaza girdiğini savunan Kaya, çözüm amacıyla işlerin İZBETON'a devredildiğini ancak beklenen ilerlemenin sağlanamadığını anlattı.
Kaya, süreçte bazı kurumların projelerin ilerlememesi yönünde hareket ettiğini öne sürerek, CHP kurultayının ardından yaşanan gelişmelere de değindi. Kurultay sürecinde kendilerinin Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklediğini, Cemil Tugay'ın ise Özgür Özel'i desteklediğini belirten Kaya, yerel seçimlerin ardından yaşananların tesadüf olmadığını savundu. Kaya,
"Cemil Bey'in kendi yazısıyla ihbar var. Bilirkişi raporlarında da bir şey olmadığı ortaya çıktı. Evelallah hepsinden alnımın akıyla çıkacağım.
dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın yazılarının yanlış yorumlandığını savunan Kaya,
"Mesele bağcı dövmek değil, üzüm yemekmiş. Kim nerede ne kadar üzüm yiyor umurumda değil. Bizim üzüm yemediğimiz ortada. Biz vatandaş için çabaladık"
ifadelerini kullandı.
Tunç Soyer: Bugün yine aynı koşullarda aynı kararı verirdim
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ise savunmasında tutukluluk sürecine ve dosyada yer alan suçlamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Temmuz'da gözaltına alındığını hatırlatan Soyer, yaklaşık bir yıldır özgürlüğünden mahrum bırakıldığını belirterek,
"Tamamen haksız şekilde hapisteyim. Altı ayın sonunda tahliyeme karar verildi ancak farklı soruşturmalar nedeniyle yeniden tutuklandım"
dedi. Hakkındaki suçlamaların somutlaştırılamadığını savunan Soyer,
"Bir eylemimi söyleyin ona göre savunma yapayım diyorum. Bir yıldır kamu zararı yaratılmaya çalışılıyor ancak ortaya konulabilmiş bir zarar yok"
ifadelerini kullandı. Dosyada kötü niyetli bir yaklaşım bulunduğunu öne süren Soyer,
"Bugün yine aynı koşullarda aynı kararı verirdim. Belediyeye verilmiş bir zarar yok. Sayıştay da herhangi bir suç duyurusunda bulunmadı"
diye konuştu.
Şenol Aslanoğlu: "Hangi evrak olduğunu bilmiyoruz"
CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu da savunmasında yargılama sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu. Dosyada çok sayıda hakim ve savcı değişikliği yaşandığını belirten Aslanoğlu, suçlamaların sürekli değiştiğini savundu. Aslanoğlu,
"12. hakim gelecek, hakimlere alışmıştık; şimdi 3. savcı değişti. Nitelikli dolandırıcılıktan tahliye oldum, evrakta sahtecilikten alındık. Evrakın adını bilmiyoruz, evrakta sahtecilikten tutukluyuz. Benim imza yetkim bile yok. Tunç Soyer 'benim avukatım yok' diyor, tutukluluğuna karar veriliyor. Belki birazdan 'ben yaptım' diyeceğim, bir dinleseydiniz ya.
dedi. Hakkındaki suçlamaların somutlaştırılmadığını öne süren Aslanoğlu,
"Her seferinde başka bir gerekçeyle tutuklanıyoruz."
ifadelerini kullandı.
Avukatlardan bilirkişi ve zarar hesabına itiraz
Duruşmada söz alan sanık avukatları, dosyada yer alan zarar iddiaları ile bilirkişi sürecine ilişkin itirazlarda bulundu.
Kooperatiflerde yapılan ek sözleşmeler ve tadilat sözleşmeleriyle zarar iddiasının ortadan kalktığını savunan avukatlar, dosyada gündeme gelen 27 milyon liralık zarar iddiasına da değindi. Söz konusu bedelin hak sahiplerine yapılan kira destekleriyle ilgili olduğunu belirten savunma tarafı,
"Suçumuz 27 milyon liranın vatandaşlara kira desteği olarak ödenmesi mi?"
diyerek zarar hesabına tepki gösterdi.
Savunmalarda ayrıca Sayıştay tarafından belediye zararı tespit edilmediği vurgulanırken, davanın başından bu yana devam eden bilirkişi süreci de eleştirildi. Kooperatiflerin gerçek maliyetlerinin ortaya çıkarılması gerektiğini belirten sanık avukatları; mimar, müteahhit, elektrik mühendisi ve makine mühendislerinden oluşacak uzman bir bilirkişi heyeti oluşturulmasını talep etti.
Dosyada dolandırıcılık suçunun temel unsurlarının oluşmadığını vurgulayan savunma tarafı,
"Ortada hileli bir hareket yok. Belediye zararı yok. Sayıştay'ın da bu yönde bir tespiti bulunmuyor. Olmayan bir şeyi bulmak için sürekli bilirkişi aranıyor"
ifadelerini kullandı. Sanık avukatları ayrıca evrakta sahtecilik suçlamasının hangi belgeye dayandığının açıklanmadığını belirterek, sanıkların hangi somut belge nedeniyle suçlandıklarını bilmediklerini savundu Süreçte 'ikili hukuk' ve 'düşman hukuku' uygulandığını öne süren savunma tarafı
"Burada hukuk yok. Bu hukuksuzluğun parçası olmayacağım. Beraat kararı verilmeyecek, bu hukuksuzluğa meşruiyet kazandırmak istemiyorum"
ifadelerini kullandı.
Bilirkişi raporu bekleniyor
Dosyada mahkeme tarafından daha önce görevlendirilen iki bilirkişinin hazırlayacağı raporun beklendiği öğrenildi. Taraflar duruşmada raporun davanın seyri açısından belirleyici olacağını savunurken, sanık avukatları mevcut haliyle dosyada kamu zararını veya dolandırıcılık suçunu ortaya koyan somut bir tespitin bulunmadığını ileri sürdü.
Mahkeme heyeti, bilirkişi raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı 16 Ekim Cuma gününe erteledi.