Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, uçakların ve savunma sistemlerinin KKTC’nin güvenliği için konuşlandırıldığı vurgulandı. Açıklamada,
“6 F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri bugünden itibaren KKTC’ye konuşlandırılmıştır. Bu adım, son gelişmeler ışığında adadaki Türk toplumunun güvenliğini sağlamak amacıyla alınmıştır”
ifadelerine yer verildi.
Türkiye’nin adadaki dengeleme adımı
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalar, kısa sürede Ortadoğu’da geniş bir bölgeye yayıldı. İran’ın misilleme kapsamında hedef aldığı bölgeler arasında Kıbrıs da yer aldı. 1 Mart itibarıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’ne önce Yunanistan, ardından Fransa, İtalya ve İngiltere, hava ve deniz kuvvetleriyle destek verdi. Türkiye, bu gelişmeleri yakından izlerken, KKTC’nin güvenliği için adaya savaş uçağı ve savunma sistemleri konuşlandırdı. Bakanlık, adaya gönderilen sistemlerin Ercan Havalimanı veya Geçitkale Üssü’ne konuşlandırılabileceğini açıkladı. Deniz kuvvetleri açısından yeni bir konuşlanma bilgisi verilmedi ancak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de rutin görevler kapsamında savaş gemileri bulundurduğu biliniyor.
KKTC’nin güvenliği ve bölgesel denge
Türkiye’nin bu adımı, Kıbrıs’ı hedef alan saldırılara karşı KKTC’nin güvenliğini sağlama amacını taşıyor. Ankara, adadaki Türk toplumunun güvenliğini garanti altına almak ve Doğu Akdeniz’deki askeri dengeyi korumak istiyor. 1983’te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor ve adada uluslararası temsil Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden sağlanıyor. 1960 Kıbrıs anlaşmaları gereği Türkiye, Yunanistan ve İngiltere adada garantör ülke olarak tanınıyor. Türkiye’nin 1974’te gerçekleştirdiği Barış Harekatı, bu garantörlük hakları çerçevesinde meşru olarak açıklanıyor. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan, Türkiye’nin adadaki askeri varlığını “işgal” olarak tanımlıyor. Uluslararası toplumun bir kısmı da bu görüşü destekliyor.
Yunanistan’a tepki ve Atina’nın hamleleri
Türkiye’nin adaya savaş uçağı konuşlandırma kararının bir diğer nedeni, Yunanistan’ın Kıbrıs’a savaş uçağı gönderme adımı oldu. 3 Mart’ta Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, savaş uçaklarının adaya kalıcı olarak konuşlandırıldığını açıkladı ve Türk askerinin çekilmesi gerektiğini savundu. Ankara, bu açıklamaya tepki göstererek KKTC’nin güvenliğinin her zaman öncelik olduğunu vurguladı ve garantörlük haklarının kullanılmasından çekinmeyeceklerini bildirdi. Türkiye’nin yanı sıra KKTC yönetimi de Dendias’ın açıklamalarına yanıt verdi. Yetkililer, Kıbrıslı Türklerin kendi güvenliklerini sağlamakta yetkin olduklarını ve Türkiye’nin desteğiyle hiçbir dış güce bağımlı olmadıklarını belirtti.
Ege Adaları’nda Yunanistan’ın askeri konuşlanması
Bölgede yaşanan gerilim nedeniyle Yunanistan, Doğu ve Kuzey Ege’de Patriot hava savunma sistemlerini konuşlandırmayı planlıyor. Atina’nın kararına göre sistemler Kerpe ve Limni adalarına yerleştirilecek. Bu adımların Bulgaristan’a hava savunma desteği sağlama amacı taşıdığı ifade ediliyor. Türkiye ise, Lozan ve Paris antlaşmaları gereği Doğu Ege Adaları’nın askersiz statüsünü hatırlatarak, bu konuşlanmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Ankara, söz konusu adımların bölgedeki gerilimi artırabileceğine ve güvenlik dengesini bozabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin mesajı
Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda, Türkiye’nin adadaki askeri varlığının Kıbrıslı Türklerin güvenliği için olduğu, saldırganlığa karşı savunma amacı taşıdığı vurgulandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan çevrelerin uluslararası hukuk ihlali yapmaları halinde bu adımların yok hükmünde olduğunu belirtti. Keçeli,
“Kıbrıslı Türkler ve KKTC, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedirdir”
dedi.