Açıklamada, kentteki su varlıklarının kritik seviyelere gerilediği vurgulanırken, su krizinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda toplumsal bir sorun haline geldiğine dikkat çekildi.
Aralarında TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu ve EGEÇEP’in de bulunduğu çok sayıda kurum tarafından yayımlanan metinde, iklim krizi ve yanlış su yönetimi politikalarının İzmir’i ciddi bir su sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktığı ifade edildi.
Barajlardaki doluluk oranları alarm veriyor
Açıklamada yer alan verilere göre, kentin içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan barajlarda doluluk oranları kritik seviyelere geriledi. 2025 yılında Gördes Barajı’nın tamamen kuruduğu belirtilirken, 2026 yılı başı itibarıyla Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranının yüzde 1’in altına düşerek son yılların en düşük seviyesine indiği kaydedildi. Ayrıca Gediz ve Küçük Menderes başta olmak üzere birçok havzada su kalitesinin “zayıf” ve “kötü” seviyede olduğu ifade edildi.
Su krizi toplumsal eşitsizliği derinleştiriyor
Birleşmiş Milletler’in 2026 yılı için belirlediği “Su ve Cinsiyet” teması kapsamında yapılan değerlendirmede, suya erişimde yaşanan sıkıntıların özellikle kadınlar üzerinde daha fazla yük oluşturduğuna dikkat çekildi. Özellikle afet sonrası yaşam alanlarında suya erişimin kırılgan bir yapıya sahip olduğu, kesintilerin ev içi sorumlulukları artırdığı vurgulandı.
Su kaynaklarına yönelik tehditlere tepki
Açıklamada, İzmir’in gelecekteki su ihtiyacı için kritik öneme sahip olan Çamlı Baraj Havzası’nın madencilik faaliyetleri nedeniyle risk altında olduğu belirtildi. Efemçukuru’ndaki altın madeni faaliyetlerinin su kaynaklarını tehdit ettiği ifade edilirken, bu tür projelere karşı hukuki süreçlere rağmen yeterli önlem alınmadığı eleştirisi yapıldı.
“Acil önlem alınmalı” çağrısı
Ortak metinde, suyun ticari bir meta değil tüm canlıların ortak varlığı olduğu vurgulanarak bir dizi talep sıralandı. Suya eşit erişimin sağlanması, yer altı su kaynaklarının kontrolsüz kullanımının engellenmesi, tarımsal kirliliğe karşı denetimlerin artırılması ve iklim krizine karşı altyapının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Ayrıca, kentin su ihtiyacını karşılayacak projelerin hızla hayata geçirilmesi ve su havzalarını tehdit eden faaliyetlerin durdurulması çağrısında bulunuldu. Kurumlar, İzmir’in su geleceğinin korunması için bütüncül ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu vurguladı.