Yıldız’ın liderliğindeki araştırma ekibi, en agresif ve kötü huylu beyin tümörlerinden biri olan glioblastoma (GBM) tanısını invaziv işlemlere gerek kalmadan belirleyebilen düşük maliyetli bir elektrokimyasal biyosensör tasarladı. Bu teknoloji, kötü huylu beyin tümörlerini dakikalar içinde saptayabiliyor ve tanı sürecini büyük ölçüde hızlandırıyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Yıldız, aynı üniversitenin Moleküler Tıp Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimini sürdürürken, DEÜ Teknoparkı (DEPARK) bünyesinde bir şirket kurdu. Burada TÜBİTAK ve KOSGEB destekli projelerle sağlık teknolojileri alanında özgün biyosensörler geliştiren ekip, son olarak kötü huylu beyin tümörlerinin varlığını kan, idrar, tükürük gibi vücut sıvılarından tespit edebilen elektrokimyasal biyosensör ortaya koydu.
Klinik tanı süreci dakikalara indi
Mevcut klinik yöntemlerde glioblastoma gibi beyin tümörlerinin teşhisi genellikle radyolojik görüntüleme ve biyopsi gibi invaziv işlemlerle yapılıyor ve tanı süreci haftalar sürebiliyor. Yıldız’ın geliştirdiği biyosensörle birlikte, bu süreç dakikalar içinde sonuçlanabiliyor. Sensor, plastik bir zemine yerleştirilmiş devre kartı benzeri yapıda üretiliyor ve elektrot kısmında kanser hücrelerine özgü algılama tabakası bulunuyor. Numunedeki elektrik akımı, potansiyostat adlı bir cihazla ölçülerek sonuçlar bilgisayara aktarılıyor.
Aleyna Yıldız, yeni biyosensörün yalnızca kanserin varlığını tespit etmekle kalmayıp aynı zamanda tümörün alt türünü de belirleyebilme potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Geliştirilen teknoloji, mevcut tedavi yöntemlerinin etkinliğini değerlendirme ve kemoterapi sonrası hastalığın seyrini izleme gibi alanlarda da kullanılabilecek.
Gelecek hedef: Ticarileşme ve hastane kullanımı
Yıldız ve ekibi, geliştirdikleri biyosensör için patent başvurusunda bulunduğunu ve insan deneylerinin tamamlanmasının ardından ürünün hastanelerde kullanılmaya başlanmasını hedeflediklerini açıkladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversitenin Teknopark ve Bioİzmir gibi yapılarla girişimcilere destek verdiğini vurguladı.
Bu gelişme, özellikle glioblastoma gibi hızlı ilerleyen beyin tümörlerinin erken tanısında devrim yaratma potansiyeline sahip bulunuyor; yerli teknolojinin küresel sağlık pazarına katkı sağlaması bekleniyor.