2020’de büyük yıkım yaşayan Bayraklı, kalın alüvyon tabakası ve yüksek yeraltı su seviyesi nedeniyle sıvılaşma riski taşıyor. Karşıyaka’nın Mavişehir ve Bostanlı mahalleleri de gevşek zemin yapısı nedeniyle benzer risk grubunda yer alıyor. Bornova ve Konak ise eski yapı stoğu ile aktif fay hatlarının kesişiminde bulunması sebebiyle yüksek riskli bölgeler arasında değerlendiriliyor.
Raporda ayrıca Çiğli ve Menemen hattındaki yüksek yeraltı su seviyesinin yarattığı risk, Seferihisar ve Urla bölgelerinin ise aktif fay hatları nedeniyle tehlike oluşturduğu vurgulanıyor. Narlıdere ve Balçova’da ise yoğun yapılaşma, zemin yapısına ek risk faktörü olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, Buca, Gaziemir, Torbalı ve Menderes gibi ilçelerde de hem zemin koşulları hem de hızlı kentleşmenin yarattığı yapı yoğunluğu nedeniyle dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Bu ilçelerde eski binaların yenilenmesi ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması tavsiye ediliyor.
Deprem uzmanları, İzmir’de “korku değil, hazırlık” anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. Her ilçede detaylı zemin etütleri yapılması, bina dayanıklılığının test edilmesi ve afet bilincinin yaygınlaştırılması hayati önem taşıyor.