İZMİR

İzmir Saat Kulesi 125 yaşında! 32 yıldır onun “nabzını” tutuyor

İzmir’in simgesi Saat Kulesi 125 yıldır Konak Meydanı’nda zamana direniyor. Mekanizmasının bakımını 32 yıldır Feti Pamukoğlu yapıyor.

Abone Ol

İzmir’in simgelerinden Saat Kulesi, 125 yıldır Konak Meydanı’nda kentin değişimine tanıklık ediyor. 1 Eylül 1900’de temeli atılan ve bir yıl sonra yine 1 Eylül’de açılan tarihi kule; depremler, değişen meydan ve dönüşen kent siluetine rağmen ayakta kalmayı sürdürüyor.

Kulenin kalbindeki mekanik saat ise 125 yıl sonra hâlâ ilk günkü çalışma prensibini koruyor. 1994 yılından bu yana mekanizmanın bakımını yapan üçüncü kuşak saat ustası 68 yaşındaki Feti Pamukoğlu, İzmir Saat Kulesi’ni yalnızca bir iş olarak değil, yıllardır koruduğu bir emanet olarak görüyor.

Pamukoğlu, “Burası bizim evladımız gibi. Orijinalliği bozulmadan ilk günkü gibi çalışan nadide saatlerden biri” sözleriyle kuleyle kurduğu bağı anlatıyor.

125 yıldır aynı prensiple çalışıyor

Kentin silueti 125 yılda büyük ölçüde değişse de Saat Kulesi, Konak Meydanı’ndaki yerini korudu. Fransız mimar Raymond Charles Péré tarafından tasarlanan kulede Kuzey Afrika ve Endülüs mimarisinin etkileri görülüyor.

Ana yapı taşları Denizli’nin Sarayköy ilçesinden, koyu yeşil ve bordo mermerler ise Marsilya’dan getirildi. Yapım için ayrılan 1.700 Osmanlı Lirası’nın yetersiz kalması üzerine İzmirlilerin başlattığı bağış kampanyasında 1.500 lira daha toplandı.

Konak Atatürk Meydanı’nda 81 metrekarelik taban üzerine inşa edilen kule, 21 metre 12 santimetre yüksekliğinde. Dört basamaklı mermer platform ve sekizgen kaideden oluşan yapının platformunda küçük sütunların taşıdığı at nalı kemerli sebiller, çeşme kurnaları ve fıskiyeli havuzlar bulunuyor.

Bugün kulenin çevresindeki İzmir, 1901’deki kentten oldukça farklı. Ancak dört cephedeki saatler, 125 yıl önce kurulan mekanizmanın çalışma prensibini koruyor.

Kulenin dördüncü katının altında bulunan mekanizma, dört ayrı yöne bakan 75 santimetre çapındaki dört saati, 22 dişli çarktan oluşan tek bir sistemle çalıştırıyor. Ağırlık ve yer çekimi prensibiyle çalışan mekanizma, altı günde bir kuruluyor ve üç ayda bir periyodik bakımdan geçiriliyor.

32 yıldır Saat Kulesi’nin başında

Saat Kulesi’nin mekanik sisteminin bakımını 1994 yılından bu yana Feti Pamukoğlu yapıyor. Türkiye genelinde 36 tarihi saat kulesinin bakımını üstlenen Pamukoğlu, İzmir Saat Kulesi’nin özel bir yere sahip olduğunu belirtiyor.

Pamukoğlu, “Bu sene 125’inci senesi. Mekanik olarak aslını yitirmeyen ve ilk günkü gibi çalışan nadide saatlerden biri İzmir Saat Kulesi. Ağırlık, çalışması için gerekli enerjiyi veriyor. Biz burada altı günde bir kuruyor, üç ayda bir de periyodik bakımını yapıyoruz” dedi.

32 yıllık süreçte mekanizmanın en küçük ayrıntısına kadar hâkim olduğunu belirten Pamukoğlu, artık yalnızca arızayı gidermeye değil, arızaya neden olabilecek sorunları önceden tespit etmeye çalıştığını söyledi.

İzmir’in yağmur, nem ve tozunun zaman içerisinde mekanik sistemde deformasyona yol açabildiğini anlatan Pamukoğlu, “Bizde artık hatanın ne olduğu değil, neden olduğu önemli. İlk zamanlar hatayı bulup çözeriz derdik. Şimdi mesleki tecrübemle hataya neden olabilecek şeyleri önceden tespit edip önlemeye çalışıyorum” diye konuştu.

“Burası bizim evladımız gibi”

Saat Kulesi’nin kent merkezindeki konumu nedeniyle çalışmadığı anların hemen fark edildiğini belirten Pamukoğlu, bakım sırasında dahi kendilerine telefon geldiğini söyledi.

Pamukoğlu, kuleyle arasındaki bağı şu sözlerle anlattı:

“Burası bizim evladımız gibi. Mutlaka bakımlarını yapmamız lazım. Sabah sekizde, dokuzda telefon başlar; ‘Saat durmuş’ derler. ‘Tamam, biliyoruz, bakımda’ deriz. Valiliğin karşısında olduğu için oradan da hemen telefon gelir, ‘Neden saat çalışmıyor?’ diye.”

Her gün binlerce kişinin önünden geçtiği kulenin kendisi için manevi bir sorumluluk taşıdığını belirten Pamukoğlu, işini severek yaptığı için bu sorumluluğu baskı olarak görmediğini ifade etti.

“Benim için sığınak ve terapi”

Saat Kulesi, Pamukoğlu için yalnızca bakımını yaptığı tarihi bir yapı değil, aynı zamanda hayatının zor dönemlerinde sığındığı bir yer.

Ticaret hayatında yaşadığı sıkıntılı dönemlerde kuleye çıktığını ve küçük penceresinden denizi izlediğini anlatan Pamukoğlu, “Ruh halim bozuk olduğunda, insanlardan bunaldığımda burası benim için bir sığınak oldu. Yukarı çıkar, ufacık pencereden dışarıyı, denizi seyrederim. Benim için terapi” dedi.

Tarihi bir mekanizmanın bakımının yalnızca teknik bilgiyle yapılamayacağını vurgulayan Pamukoğlu, dikkat ve sevginin de önemli olduğunu söyledi.

“Bu işi istemek, o ruhu hissetmek lazım. Bu işi sadece bir vazife olarak yaptığımda hiçbir anlamı yok. Sevgiyle yaptığım zaman çok anlamı var. Beynin o işin içinde olması lazım. Mikromekanikte ufacık bir dikkatsizlik bile saatin çalışmamasına neden oluyor.”

Saatçilik üç kuşaktır aile mesleği

Saatçilik, Pamukoğlu ailesinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir meslek. Ailenin üçüncü kuşağını temsil eden Feti Pamukoğlu, ailesinin saatçilikte 90’ıncı yılını geride bıraktığını belirtiyor.

Mesleği babasından öğrendiğini anlatan Pamukoğlu, babasını “Hem atam, hem babam, hem ustam” sözleriyle tanımlıyor.

Babasının kendisine verdiği en önemli meslek öğüdünü ise şöyle aktarıyor:

“İnsanlar yaptıkları iyi işlerle anılır. İster çöpçü olun, ister boyacı olun, ister saatçi olun, ister sanatçı olun; yaptığınız güzel şeylerle anılın. Yeter ki insanlar yaptığınız işi kanıksasınlar ve sizden güzel söz etsinler derdi. Biz de o düsturla yetiştik.”

Tarihi saatlerde “usta” sorunu

Pamukoğlu, Türkiye’de bakımını yaptığı bazı tarihi saat kulelerinde ise mekanizmaları çalıştıracak ve kuracak ustaların artık bulunmadığına dikkat çekiyor.

Türkiye genelinde 36 saat kulesinin bakımını yaptığını belirten Pamukoğlu, bazı mekanik saatlerde sistemi kuracak ustanın kalmadığını söyledi.

Pamukoğlu, “Mekanik saatlerde ağırlığın belirli aralıklarla yeniden yukarı çıkarılması lazım. Bunu yapacak kimse olmadığı için bazılarını modifiye ettik. Ama gururla söylüyorum, burası hiçbir orijinalliği bozulmadan ilk günkü gibi çalışıyor” dedi.

Depremler Saat Kulesi’nde iz bıraktı

125 yıllık tarihinde depremler de Saat Kulesi’nin tarihinde önemli izler bıraktı.

31 Mart 1928’de meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki İzmir-Torbalı depreminde kulenin tepe katı çöktü ve yapı zarar gördü. 1929’da saatin durmasının ardından Almanya Konsolosluğu aracılığıyla Hannover’den bir saat ustası getirildi ve mekanizma yeniden çalıştırıldı.

Kule, 1 Şubat 1974’te meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki depremde de hasar gördü. Saat kadranlarının üzerindeki son kat yıkılırken ana gövde ayakta kaldı. Yıkılan tepe bölümü yaklaşık iki yıllık çalışmanın ardından onarıldı.

Konak Meydanı değişti, Saat Kulesi yerinde kaldı

Saat Kulesi, yalnızca depremlere değil, İzmir’in geçirdiği sosyal ve fiziksel dönüşüme de tanıklık etti.

Kulenin ilk yapıldığı dönemde doğu ve güney cephelerinde Osmanlı arması, kuzey ve batı cephelerinde ise II. Abdülhamit’in tuğrası bulunuyordu. 1927’deki yasal düzenlemenin ardından bu semboller kaldırıldı. Geçiş döneminde cephelere çapraz Türk bayrakları işlendi, daha sonra bugün görülen kabartma Ay-Yıldız motifleri yerleştirildi.

Saat Kulesi’nin yapıldığı yıllarda çevresinde Sarıkışla, Hükümet Konağı ve depolar bulunurken meydanın batısı doğrudan denize açılıyordu. Geçen 125 yılda kıyı çizgisi değişti, yeni yapılar yükseldi ve ulaşım sistemi yeniden şekillendi.

Konak Meydanı değişti, İzmir değişti; Saat Kulesi ise 125 yıldır aynı yerde zamanı göstermeye devam ediyor.