İZMİR

İzmir için acı reçete: 120 metrekarelik toplu mezarlarda oturmayın!

Deprem kuşağındaki İzmir’in yapı röntgeni çıkarıldı. Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu, kentteki binaların yarıdan fazlasının 50 yaşını aştığını, üçte birinin ise kaçak olduğunu açıklayarak kentsel dönüşüm talebindeki sert düşüşe dikkat çekti.

Abone Ol

İzmir, aktif fay hatları üzerindeki konumu nedeniyle Türkiye’nin deprem riski en yüksek kentleri arasında yer alıyor. Geçmişte yaşanan yıkıcı sarsıntıların izlerini hâlâ taşıyan kentte, yapı güvenliği konusu yeniden gündemin ilk sıralarına taşındı. İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu’nun paylaştığı güncel veriler, olası bir deprem senaryosunda karşılaşılabilecek tabloyu çarpıcı biçimde ortaya koydu.

Uzman isme göre İzmir’deki yapı stoğunun önemli bölümü hem yaş hem de mühendislik hizmeti açısından risk barındırıyor. Özellikle eski yönetmeliklere göre inşa edilen ve ekonomik ömrünü doldurmaya yaklaşan binalar, kentteki en kırılgan yapı grubunu oluşturuyor.

Yarısı 50 yaşın üzerinde, üçte biri kaçak

İzmir’in yapılaşma geçmişine dair verileri paylaşan Prof. Dr. Kozanoğlu, kentteki binaların teknik durumuna ilişkin şu bilgileri aktardı:

  • Binaların yüzde 52’si, 1975 Deprem Yönetmeliği’ne göre inşa edildi.

  • Modern mühendislik kriterlerini içeren 1998 yönetmeliğine uygun yapı oranı yalnızca yüzde 12 seviyesinde kaldı.

  • Kentteki yapıların yüzde 36’sı kaçak olarak inşa edildi.

Bu verilerin riskin boyutunu açıkça gösterdiğini belirten Kozanoğlu, 1975 yönetmeliğiyle yapılan binaların artık 50 yaş sınırına dayandığını, malzeme yorgunluğu nedeniyle dayanıklılıklarının ciddi biçimde azaldığını vurguladı.

Deprem korkusu zamanla sönümlendi

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası İzmir’de kentsel dönüşüme yönelik yoğun bir talep oluştuğunu hatırlatan Kozanoğlu, aradan geçen sürede bu ilginin dramatik biçimde azaldığını söyledi.

İlk dönemdeki başvurularla bugünkü tabloyu karşılaştıran Kozanoğlu, dönüşüm taleplerinde yüzde 60-70 oranında düşüş yaşandığını ifade etti. Bu gerilemenin yalnızca ekonomik değil, sosyolojik nedenleri de bulunduğunu belirtti.

Özellikle yaşlı mülk sahiplerinin dönüşüme mesafeli durduğunu dile getiren Kozanoğlu, şu tespitte bulundu:

“80-85 yaşındaki birçok kişi ‘Doğduğum evde ölmek isterim’ düşüncesiyle hareket ediyor. Bu duygusal yaklaşım, can güvenliğini riske atıyor.”

Kolon kesmek binayı tabuta çeviriyor

Deprem yıkımının yalnızca fay hareketlerinden kaynaklanmadığını vurgulayan Kozanoğlu, insan hatalarının belirleyici rol oynadığını söyledi. Süreci üç aşamada değerlendirdi:

1. Yapım öncesi hatalar

  • Dere yatakları ve tarım arazilerinin imara açılması

  • Zemin etütlerinin yetersiz yapılması

2. Yapım sırasındaki hatalar

  • Kalitesiz malzeme kullanımı

  • Denetim eksiklikleri

3. Kullanım sonrası müdahaleler

  • Dükkan açmak için kolon kesilmesi

  • Kirişlerin baca veya tesisat için delinmesi

Bu müdahalelerin taşıyıcı sistemi zayıflattığını belirten Kozanoğlu, “Kolon kesenler aslında kendi tabutunu hazırlıyor” diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

“Geniş mezar yerine güvenli konut” çağrısı

Vatandaşlara net bir uyarıda bulunan Kozanoğlu, metrekare konforunun can güvenliğinin önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı:

“120 metrekarelik toplu mezarlarda oturmak yerine 90 metrekarelik güvenli konutlarda yaşamayı özendirmemiz gerekir.”

Kentsel dönüşümün yalnızca fiziksel değil, zihinsel bir dönüşüm de gerektirdiğini ifade eden Kozanoğlu; halkın bilinçlendirilmesi, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılmasının kritik olduğunu söyledi.

Binalara periyodik muayene önerisi

Kozanoğlu’nun dikkat çeken önerilerinden biri de yapı denetim sistemine yönelik oldu. Mevcut denetimlerin yetersiz kaldığını belirten uzman isim, şu modeli gündeme getirdi:

  • Araç muayenesine benzer periyodik bina kontrolleri yapılmalı

  • Yapılar belirli aralıklarla yerinde incelenmeli

  • Depreme dayanıklılık testleri düzenli uygulanmalı

Bu sistemin hayata geçirilmesi hâlinde riskli yapıların erken tespit edilebileceğini ve olası kayıpların azaltılabileceğini ifade etti.