Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırma Vakfı (BAYETAV) tarafından yayımlanan İzmir Barometresi verileri, İzmirlilerin günlük yaşam ve bütçelerinde önemli değişimlere işaret ediyor.
Düşük gelir ve artan geçim sıkıntısı
Son araştırma verilerine göre İzmir’de yaşayanların yaklaşık %70’i düşük gelir grubunda yer alıyor; kentte gelir seviyesi asgari ücret ve altında olanların oranı ciddi şekilde yüksek. Bu gelir dağılımı, hane halklarının bütçe planlamalarında sosyal harcamalar yerine temel ihtiyaçlara öncelik vermesine yol açıyor. Gelirlerin büyük bir bölümü gıda ve barınma giderlerine ayrılırken, birikim yapabilenlerin oranı oldukça düşük seviyelerde kalıyor.
Araştırma sonuçları, İzmirlilerin yaklaşık %88’inin finansal zorluk yaşadığını, yaklaşık yarısının ise mevcut gelirleriyle geçinemediğini ortaya koyuyor. Bu durum, kentte birçok hanenin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ve ekonomik baskının yaygın bir sorun olduğunu gösteriyor.
Gıda ve diğer harcamalarda tasarruf
Barometre raporunda, İzmirlilerin gelirlerinin büyük bir oranını gıdaya harcadığı belirtiliyor. Kent ekonomisinde gıda giderleri, hane bütçesinin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu yoğun harcama baskısı, özellikle düşük gelirli hane halklarında gıdaya erişim endişesini artırıyor. Ayrıca araştırmaya katılanların önemli bir kısmı, mutfak ve temel yaşam giderlerinden sonra dışarıda yemek, sosyalleşme ve kültürel etkinlikler gibi “isteğe bağlı” harcamalarını da kısıtladığını aktarıyor.
Bazı hane halkları, fatura ve kira gibi zorunlu giderleri karşılamak zorunda kalırken, sosyal yaşam ve kültürel etkinliklere ayıracak bütçelerini önemli ölçüde azalttı. Bu durum, ekonomik baskının yalnızca bireylerin temel ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda sosyal yaşamlarını ve toplumla ilişkilerini de etkilediğini ortaya koyuyor.
Ekonomik kaygı kentte gündem maddesi
Araştırmada, ekonomik koşulların İzmirlilerin gündeminde önemli bir yer tuttuğu da öne çıkıyor. Rapora göre katılımcıların yaklaşık üçte biri, ülke ve kent gündeminin en önemli meselesi olarak “ekonomiyi” işaret ediyor; bu oran, ekonomik endişelerin toplumun genel duyarlılığını nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.
Toplumsal etki: Stres, gelecek kaygısı ve yaşam algısı
Barometre bulguları, yalnızca ekonomik göstergeleri değil, aynı zamanda İzmirlilerin toplumsal ruh hali ve yaşam algısını da yansıtıyor. Araştırmada bazı kesimlerin ekonomik belirsizlik nedeniyle stres ve kaygı seviyelerinde artış yaşadığı belirtiliyor; özellikle gençlerde ve düşük gelir gruplarında bu duyguların öne çıktığı ifade ediliyor.
Bu veriler, ekonomik baskının sadece günlük harcamaları değil, bireylerin geleceğe yönelik beklenti ve umutlarını de etkilediğine işaret ediyor. Araştırmaya göre birçok kişi, ekonomik koşulların önümüzdeki dönemde daha da zorlaşacağına inanıyor ki bu da sosyal ve psikolojik boyutta yeni bir baskı alanı yaratıyor.
Yaşam standardı ve tasarruf eğilimleri
İzmir Barometresi, kentte ekonomik baskının geniş kesimler üzerinde hissedildiğini ortaya koyarken, yurttaşların bütçe ve yaşam tercihlerini önemli ölçüde yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Hane halkı giderlerinin çoğunun gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlara ayrılması, tasarruf davranışlarının artması ve sosyal yaşam harcamalarının kısıtlanması, ekonomik krizin İzmirliler üzerindeki somut etkileri olarak öne çıkıyor.