Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'daki en önemli liman kentlerinden biri olan İzmir, hem ticaret hem de askeri açıdan büyük önem taşıyordu. Türklerin Ege Denizi'ne açılma ve adalar üzerinden Avrupa'ya ulaşma hedefleri doğrultusunda kent, fethedilmesi gereken en önemli merkezlerden biri olarak öne çıktı.
O dönemde kent, yukarıda Kadifekale ile aşağıdaki Liman Kalesi arasında uzanan surlarla çevriliydi. İç limanın girişinde yer alan Liman Kalesi ise hem deniz güvenliğini sağlıyor hem de şehrin savunmasında kritik rol üstleniyordu.
İzmir'in ilk fethi Çaka Bey tarafından gerçekleştirildi
Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'da ilerleyen Türk komutanlarından Emir Çaka Bey, 25 Mart 1081 tarihinde İzmir'i fethederek kentte Türk hakimiyetini kurdu. Denizcilik faaliyetlerine büyük önem veren Çaka Bey, Ege'de Türk deniz gücünün temellerini atan isimlerden biri olarak kabul ediliyor.
Ancak Çaka Bey'in ölümünün ardından İzmir yeniden Bizans yönetimine geçti. Liman Kalesi ise sonraki yıllarda Saint Jean Şövalyeleri'nin kontrolüne girdi.
Aydınoğulları döneminde ikinci fetih
1317 yılında Aydınoğlu Gazi Mehmet Bey, Kadifekale'yi ele geçirerek İzmir'in yukarı kesimlerinde hakimiyet sağladı. Liman Kalesi ise Saint Jean Şövalyeleri'nin kontrolünde kalmaya devam etti.
1328 yılında Aydınoğlu Umur Bey'in düzenlediği seferle İzmir yeniden Türk hakimiyetine geçti. Ancak bu egemenlik uzun sürmedi. 1344 yılında Saint Jean Şövalyeleri'nin saldırısıyla Liman Kalesi yeniden Hristiyan güçlerin kontrolüne geçti ve Umur Bey şehit düştü.
Emir Timur'un 1402 kuşatması tarihe geçti
1402 Ankara Savaşı'nın ardından Anadolu'ya gelen Emir Timur, Saint Jean Şövalyeleri'nin kontrolündeki Liman Kalesi'ni kuşattı. Üç tarafı denizle çevrili ve güçlü surlarla korunan kaleye doğrudan saldırının sonuç vermeyeceğini gören Timur'un farklı bir kuşatma yöntemi uyguladığı anlatılıyor.
Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre kuşatma sırasında deniz tarafı taşlarla doldurularak kaleye denizden yardım ulaştırılması engellendi. Yaklaşık iki hafta süren kuşatmanın ardından Saint Pierre Kalesi 2 Aralık 1402'de düştü.
Bu gelişmeyle birlikte uzun yıllar Hristiyan güçlerin kontrolünde kalan Liman bölgesi de Türk hakimiyetine geçti.
"Gâvur İzmir" ifadesinin kökeni
Tarihçiler, halk arasında uzun yıllardır kullanılan "Gâvur İzmir" ifadesinin kökenini, Orta Çağ'da Liman bölgesinin Hristiyan yönetiminde kalmasına bağlıyor. Kadifekale ve çevresi Türk hakimiyetindeyken sahil kesiminin farklı yönetimler tarafından kontrol edilmesi nedeniyle bu tanımlamanın ortaya çıktığı belirtiliyor.
Osmanlı döneminde İzmir kesin olarak Türk hakimiyetine girdi
Timur'un kuşatmasının ardından İzmir'in yönetimi yeniden Aydınoğulları Beyliği'ne bırakıldı. Beylik bir süre daha varlığını sürdürse de 1426 yılında kent kesin olarak Osmanlı Devleti topraklarına katıldı.
Daha sonraki dönemde Fatih Sultan Mehmet zamanında Liman Kalesi onarıldı ve kentin savunma sistemi yeniden güçlendirildi. Ancak İç Liman'ın zamanla dolması ve yeni savunma yapılarının inşa edilmesiyle kale eski önemini kaybetti.
Liman Kalesi 19. yüzyılda ortadan kaldırıldı
Osmanlı'nın son döneminde kent merkezinin yeniden düzenlenmesi kapsamında Liman Kalesi'nin yıkılmasına karar verildi. 1870'li yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarla kalenin taşları değerlendirilirken bulunduğu alan ticaret merkezine dönüştürüldü.
Bugün kaleden geriye herhangi bir yapı kalmasa da Hisar ve Hisarönü bölgesi, İzmir'in en önemli tarihi merkezleri arasında yer almayı sürdürüyor.
İzmir'in fethi kaç kez gerçekleşti?
Tarih araştırmalarına göre İzmir'in Türkler tarafından üç önemli fetih süreci yaşandı:
-
25 Mart 1081: Emir Çaka Bey'in ilk fethi.
-
1328: Aydınoğlu Umur Bey'in ikinci fethi.
-
2 Aralık 1402: Emir Timur'un Saint Pierre (Liman) Kalesi'ni ele geçirerek sahil kesimini Türk hakimiyetine katması.
İzmir'in fethi ve Liman Kalesi'nin tarihi, kentin Türk denizcilik tarihi ile Orta Çağ Anadolu siyasetinin en önemli sayfaları arasında yer almayı sürdürüyor.