DÜNYA

Dünya bu davayı konuşuyor: 3 çocuğunu öldüren annenin kaderi belli olacak

ABD'de üç çocuğunu öldürmekle suçlanan Lindsay Clancy'nin davasında jüri, karar vermek üzere görüşmelere başladı. Clancy cinayetleri işlediğini reddetmezken savunması, doğum sonrası yaşadığı ağır psikiyatrik sorunlar nedeniyle hukuken sorumlu tutulamayacağını savunuyor.

Abone Ol

ABD'nin Massachusetts eyaletinde görülen Lindsay Clancy davasında kritik aşamaya gelindi. Duxbury kentindeki evlerinde üç çocuğunun ölümüne neden olmakla suçlanan 36 yaşındaki Clancy'nin yargılandığı davada, beş hafta süren duruşmaların ardından jüri üyeleri karar için görüşmelere başladı. Clancy, Ocak 2023'te yaşanan ölümler nedeniyle üç ayrı birinci derece cinayet suçlamasıyla karşı karşıya bulunuyor. Jürinin daha hafif suçlamaları değerlendirme veya Clancy'yi akıl sağlığı nedeniyle suçsuz bulma ihtimali de bulunuyor. Birinci derece cinayetten mahkum edilmesi halinde ise şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Davanın merkezinde ise Clancy'nin çocuklarını öldürdüğü sırada ruhsal durumunun ne olduğu ve yaşadığı psikiyatrik sorunların cezai sorumluluğunu etkileyip etkilemediği yer alıyor.

Savunma: Ağır psikiyatrik sorunlar yaşıyordu

Savunma ekibi, Clancy'nin çocuklarının ölümündeki rolünü reddetmedi. Bunun yerine genç annenin, en küçük çocuğunun doğumundan sonra ağır bir ruhsal çöküntü yaşadığını ve halüsinasyonlar ile sanrılar gördüğünü savundu. Avukatlar, Clancy'nin olaydan önce ruh sağlığı sorunları nedeniyle tedavi gördüğünü ve çocukların ölümünden yalnızca birkaç gün önce psikiyatri hastanesinde kaldığını belirtti. Savunmaya göre Clancy, doğum sonrası psikoz olarak tanımlanan ağır bir psikiyatrik tablo nedeniyle gerçeklik algısını kaybetmişti. Clancy'nin Ocak 2023'te çocukları Cora, Dawson ve Callan'ın ölümünün ardından evin ikinci katındaki pencereden atladığı, düşme nedeniyle ağır yaralandığı ve felç geçirdiği belirtildi. Duruşmalara tekerlekli sandalye ile katılan Clancy'nin, çocuklarının ölümüne ilişkin eylemlerinin arkasındaki ruhsal durumun davanın en önemli unsurlarından biri olduğu ifade edildi.

Savcılık: Cinayetler planlıydı

Savcılık ise Clancy'nin çocuklarını öldürürken bilinçli ve planlı hareket ettiğini savundu. Savcılara göre Clancy, eşi Patrick Clancy'nin evden ayrılmasını sağladıktan sonra çocukları öldürdü. Savunmanın aksine savcılık, Clancy'nin yaşadığı ruhsal sorunların onun cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak düzeyde olmadığını öne sürdü. Duruşma boyunca hem savunma hem de savcılık tarafından çok sayıda psikiyatri ve ruh sağlığı uzmanı dinlendi. Uzmanların Clancy'nin olay öncesindeki psikolojik durumu konusunda farklı değerlendirmelerde bulunması, davanın en tartışmalı başlıklarından biri oldu.

Eşi çocuklarının öldüğü günü anlattı

Davanın en dikkat çeken tanıklarından biri Clancy'nin eşi Patrick Clancy oldu. İki gün boyunca ifade veren Patrick Clancy, eşinin en küçük çocuklarının doğumundan sonra ruhsal durumunun giderek kötüleştiğini anlattı. Clancy'nin yaklaşık bir ay boyunca ciddi bir depresyon yaşadığını, kilo verdiğini ve zaman zaman intihar düşüncelerinden söz ettiğini belirten Patrick, eşinin doktorlardan yardım aldığını ve çeşitli ilaçlar kullandığını söyledi. Patrick Clancy ayrıca olay günü evden ayrılmadan önce çocuklarından birini gördüğü son anı ve eve döndüğünde yaşananları anlattı. 911 acil servis görüşmesinin kaydı mahkeme salonunda dinletilirken Lindsay Clancy'nin duygusal anlar yaşadığı belirtildi.

Ailesi ruhsal durumuna ilişkin ifade verdi

Lindsay Clancy'nin annesi, kız kardeşi ve eski kayınvalidesi de duruşmada ifade verdi. Aile üyeleri, Clancy'nin çocuklarının ölümünden önceki dönemde ciddi biçimde değiştiğini, uykusuzluk, kaygı ve yoğun üzüntü yaşadığını anlattı. Eski kayınvalidesi Susan Clancy, Lindsay'nin yardım istediğini ve ruhsal açıdan zor bir dönem geçirdiğini söyledi. Clancy'nin annesi Paula Musgrove ise kızının çocuklarına zarar verme düşüncelerinden söz ettiğini ve giderek daha paranoyak hale geldiğini ifade etti. Kız kardeşi Allison Ozga da Clancy'nin çocukların ölümünden önce her gün intihar düşünceleri yaşadığını söyledi.

Uzmanlar arasında dikkat çeken görüş ayrılığı

Duruşmada Clancy'nin tedavisini yürüten psikiyatrist Jennifer Tufts da ifade verdi. Tufts, Clancy'yi aylar boyunca takip ettiğini ancak görüşmeler sırasında onun veya çevresindekilerin güvenliğini tehdit eden belirgin bir psikoz işareti görmediğini söyledi. Savunma avukatları ise Tufts'ın tıbbi kayıtlarında Clancy'nin konuşmasının "aşırı telaşlı" ve "hızlı" olduğuna ilişkin ifadeler bulunduğuna dikkat çekti. Bu belirtilerin maniyle ilişkili olabileceğini savunan avukatlar, psikiyatristin değerlendirmelerini sorguladı. Savcılığın bir diğer uzmanı psikiyatrist Avram Mack ile savunma arasında da doğum sonrası psikozun tıbbi açıdan nasıl sınıflandırılması gerektiği konusunda tartışma yaşandı.

Jüri karar aşamasına geçti

Beş hafta süren duruşmalar boyunca Clancy'nin ruhsal durumu, kullandığı ilaçlar, ailesinin tanıklıkları ve olay günü yaşananlar ayrıntılı biçimde ele alındı. Davanın kapanış aşamasında Clancy'nin Katolik inancına ilişkin bazı ifadeler de tartışma konusu oldu. Hakim William Sullivan, jüri üyelerine söz konusu ifadelerin dikkate alınmaması gerektiğini belirterek bunların uygun bir tanıklık alanı olmadığını söyledi. Şimdi gözler jüriye çevrilmiş durumda. Jüri üyeleri, Clancy'nin birinci derece cinayetten suçlu olup olmadığına karar verecek. Bunun yanı sıra daha hafif suçlamalar veya akıl sağlığı gerekçesiyle suçsuzluk seçeneğini de değerlendirebilecekler. Kararın, ABD'de uzun süredir kamuoyunun yakından takip ettiği davanın hukuki ve toplumsal açıdan en kritik aşaması olması bekleniyor.