SİYASET

CHP'de 103 yıllık ayrışma tarihi: Terakkiperver'den Yeni Parti'ye uzanan yol

Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihi, kuruluşundan bugüne pek çok kopuşa sahne oldu. Son bölünme 24 Temmuz'da yaşandı ve Özgür Özel'in liderliğinde Yeni Parti kuruldu. Peki CHP'yi tekrar tekrar bölünmeye götüren dinamikler neler?

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi'nin 103 yıllık geçmişinde yaşanan bölünmeler; ideolojik ayrışmalar, liderlik mücadeleleri ve toplumu dönüştürme konusundaki farklı yaklaşımlardan besleniyor. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'ndan Demokrat Parti'ye, Güven Partisi'nden Demokratik Sol Parti'ye kadar uzanan kopuşlar, Türkiye siyasetinin şekillenmesinde belirleyici oldu. Partinin son bölünmesi ise 24 Temmuz'da gerçekleşti; 21 Mayıs'ta mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkanlığa getirilmesinin ardından, yaklaşık iki ay sonra Özgür Özel kendisiyle birlikte 91 milletvekilinin katılımıyla Yeni Parti'yi kurdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hakkı Uyar, partinin tarihindeki çatışmaların temelde ideolojik farklılaşma, iktidar mücadelesi ve toplumu dönüştürme konusundaki görüş ayrılıklarından kaynaklandığını belirtiyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki kopuşlar

Mustafa Kemal Atatürk tarafından 9 Eylül 1923'te "Halk Fırkası" adıyla kurulan CHP'den tarih boyunca pek çok parti doğdu. Sabancı Üniversitesi'nden Doç. Dr. Berk Esen, Cumhuriyet'in kuruluşunda Meclis'te CHP dışında parti bulunmadığını hatırlatarak, sonraki dönemde kurulan birçok partinin CHP çatısından çıkmasının aslında şaşırtıcı olmadığını belirtiyor. 17 Kasım 1924'te Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Adnan Adıvar tarafından kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Türkiye'nin ilk muhalefet partisi olma özelliğini taşıyor. Esen, kurucuların CHP'den ayrılış gerekçesini reform sürecinin hızına ve tek adam yönetimine dönüşen yapıya yönelik eleştirilere bağlıyor.

Hakkı Uyar ise bu kopuşun arkasında laiklik alanındaki köklü adımların ve İstiklal Mahkemeleri gibi sert uygulamaların bulunduğunu, partinin muhafazakâr kanadının bu değişimlere karşı çıktığını anlatıyor. Uyar ayrıca CHP'nin kökenini 1919 Sivas Kongresi'ne dayandırıyor ve 1921'de Meclis'te ortaya çıkan Birinci Grup-İkinci Grup ayrışmasını partinin ilk bölünmesi olarak değerlendiriyor. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Sait İsyanı ile ilişkilendirilmesi gerekçesiyle 1925'te kapatıldı. Bunu izleyen Serbest Cumhuriyet Fırkası ise 1930'da Atatürk'ün isteğiyle Ali Fethi Okyar tarafından kuruldu, ancak ekonomik krizin ve rejim karşıtı muhalefetin odağı haline gelmesi üzerine aynı yıl feshedildi.

Demokrat Parti'den 12 Mart'a

Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası olan Demokrat Parti, 1946'da CHP'den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından kuruldu ve çok partili siyasi hayata geçişi hızlandırdı. 1950 seçimlerini yüzde 53 oyla kazanan DP, iktidara barışçıl yolla geldi ancak on yıllık iktidarı 1960 askeri darbesiyle sona erdi. 1965 seçimlerindeki yenilgisinin ardından CHP kendini daha sol bir çizgide konumlandırmaya başladı. Berk Esen, 1966 kongresinde Ortanın Solu Hareketi'nin parti meclisinde çoğunluğu ele geçirmesiyle Bülent Ecevit'in genel sekreter seçildiğini, bunun ardından 1967'de Turan Feyzioğlu liderliğinde bir grubun partiden ayrılıp Güven Partisi'ni kurduğunu aktarıyor.

Hakkı Uyar bu sürecin yalnızca ideolojik değil aynı zamanda bir liderlik mücadelesi olduğunu vurguluyor; İsmet İnönü'nün ileri yaşı nedeniyle parti içinde halefiyet tartışmasının alevlendiğini, bu yarışta Bülent Ecevit'in öne çıktığını belirtiyor. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında İnönü'nün ihtiyatlı tutumuyla Ecevit'in daha sert çizgisi çatıştı; Esen'in aktardığına göre Ecevit, muhtıranın Ortanın Solu Hareketi'ni hedef aldığını savunarak genel sekreterlikten istifa etti ve parti meclisindeki güç dengesi neticesinde 1972'de genel başkanlığa seçildi. Bu değişim sonrası Ecevit'e muhalif "Göbekçiler" grubu Kemal Satır liderliğinde ayrılarak Cumhuriyetçi Parti'yi kurdu; bu parti daha sonra Güven Partisi ile birleşip Cumhuriyetçi Güven Partisi adını aldı ve 1970'lerin sağ koalisyon hükümetlerinde yer aldı.

12 Eylül sonrası parçalanma

Orgeneral Kenan Evren liderliğindeki 12 Eylül 1980 darbesiyle CHP dahil tüm partiler kapatıldı. Hakkı Uyar, kontrollü siyasi geçiş sürecinde merkez solda üç ayrı partinin doğduğunu ve bunun dönemin parçalanmışlığını yansıttığını belirtiyor: Necdet Calp'ın Halkçı Parti'si, Erdal İnönü'nün Sosyal Demokrasi Partisi'si ve Rahşan Ecevit'in Demokratik Sol Parti'si. 1983 seçimlerine sol partilerden yalnızca Halkçı Parti'nin katılımına izin verildi, seçimi ise Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi kazandı. 1985'te Halkçı Parti ile Sosyal Demokrasi Partisi birleşerek SHP'yi oluşturdu.

1987'deki anayasa değişikliği referandumuyla eski siyasetçilere yönelik yasaklar kalktı ve CHP 1992'de yeniden açıldı; partinin yeni dönemdeki ilk genel başkanı Deniz Baykal oldu. Uyar, merkez sağ ve merkez soldaki bu bölünmüşlüğün 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi'nin yükselişine zemin hazırladığını ve sonraki yıllarda siyasal yapının şekillenmesinde belirleyici olduğunu ifade ediyor.

2000'ler: Kılıçdaroğlu dönemi ve yeni kopuşlar

2002'de AK Parti'nin iktidara gelmesinin ardından CHP, 2007'ye kadar Meclis'teki tek muhalefet partisi olarak kaldı. Deniz Baykal'ın 2010'da istifa etmesinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu tek aday olarak partinin genel başkanlığına seçildi. Bu dönemde partiden kopan isimler arasında Anadolu Partisi'ni kuran Emine Ülker Tarhan, Memleket Partisi'ni kuran Muharrem İnce ve Türkiye Değişim Partisi'ni kuran Mustafa Sarıgül yer aldı. Berk Esen, 12 Eylül sonrası siyasi partiler yasasının genel başkana ve genel merkeze geniş yetki tanımasının parti içi muhalefeti zorlaştırdığını, bu nedenle genel başkanlık hedefi olan isimlerin partiden ayrılıp yeni oluşumlar kurmayı tercih ettiğini belirtiyor.

Hakkı Uyar, ana gövdeden kopan ancak başarılı olamayan partilerin çokluğu nedeniyle Türkiye'yi "siyasal partiler mezarlığı"na benzetiyor ve İnce, Tarhan ile Sarıgül'ün kurduğu partilerin beklenen başarıyı yakalayamadığını, üçünün de sonradan CHP'ye döndüğünü hatırlatıyor. Uyar'a göre Sarıgül'ün kopuşu daha çok Baykal döneminde muhalefete gösterilen hoşgörüsüzlük ve liderlik rekabetiyle açıklanabilirken, İnce ve Tarhan'ın ayrılışı Kılıçdaroğlu döneminde partinin kurucu geleneğinden uzaklaşan yeni bir siyaset tarzına duyulan ideolojik itirazdan kaynaklanıyor.

Son bölünme: Mutlak butlan ve Yeni Parti

Hakkı Uyar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlığa getirilmesini CHP tarihinde ve Türkiye siyasetinde bir ilk olarak nitelendiriyor. Uyar'a göre bugüne kadarki tüm parti içi çatışmalar örgüt mekanizmaları içinde çözülürken, bu kez süreç ilk kez yargıya taşındı. Berk Esen ise partinin hızlı biçimde kurultaya gidebilmesi ve çok sayıda il başkanı ile milletvekilinin ihraç edilmemesi halinde mücadelenin parti içinde sürdürülebileceğini, bunun mümkün olmaması nedeniyle yeniden yeni bir partinin kurulduğunu değerlendiriyor.

CHP, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Özgür Özel liderliğinde 1977'den bu yana ilk kez Türkiye genelinde birinci parti konumuna yükselmişti. Son bölünmenin ardından Özel'in genel başkanlığını üstlendiği Yeni Parti ile CHP'nin karşılaşacakları ilk seçimdeki performansları merakla bekleniyor.