İZMİR GENEL

Bergama Müzesi’nde “Mimari Zerafet Buluşması” yoğun ilgi gördü

Bergama’da düzenlenen “Mimari Zerafet Buluşması”, kentin antik dönemden günümüze uzanan mimari gelişimini ele aldı. Etkinlikte hem tarihsel miras hem de koruma süreçleri masaya yatırıldı.

Abone Ol

İzmir’in Bergama ilçesinde düzenlenen “Mimari Zerafet Buluşması”, tarih ve mimarlık meraklılarını bir araya getirdi. Bergama Müzesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, Bergama Kültür ve Sanat Vakfı (BERKSAV) Başkanı Fatih Özbek konuşmacı olarak yer aldı. Söyleşide kentin antik çağlardan günümüze uzanan mimari gelişimi kapsamlı bir şekilde ele alındı.

Etkinliğin açılışında konuşan Müze Müdürü Nilgün Ustura, önceki buluşmalarda Bergama dışındaki çalışmalara odaklandıklarını hatırlatarak, bu kez kentin kendi iç dinamiklerini ve mimari yapısını değerlendirdiklerini ifade etti.

Antik kentten Roma’ya uzanan gelişim

Fatih Özbek, Bergama’nın tarihsel gelişimini geniş bir perspektifle değerlendirerek, özellikle MÖ 2. yüzyıldan itibaren yerleşim yapısında önemli değişimler yaşandığını anlattı. Helenistik dönemde akropol çevresinde yoğunlaşan yaşamın zamanla ovaya ve batıya doğru kaydığını belirten Özbek, Selinus ve Kestaios (Bakırçay) çevresindeki yerleşimlerin birleşerek güçlü bir kent dokusu oluşturduğunu söyledi.

Roma döneminde ise Bergama’nın batıya doğru genişleyerek bugünkü çarşı ve yerleşim alanlarının temelini attığını ifade eden Özbek, Pergamon’un Efes ve Smyrna ile birlikte dönemin önemli merkezlerinden biri olduğunu ve aralarında güçlü bir rekabet bulunduğunu vurguladı.

Mimari zenginlik ve kent dokusu

Konuşmasında Bergama’nın mimari zenginliğine dikkat çeken Özbek, akropolün görkemli yapısının antik dönemde dikkat çekici bir siluet oluşturduğunu belirtti. Kentin farklı bölümlerinin farklı işlevlere sahip olduğunu ifade eden Özbek, aşağı kentte ticaretin, yukarı kesimlerde ise idari ve dini yapıların yoğunlaştığını dile getirdi.

Asklepion’un yalnızca bir sağlık merkezi değil, aynı zamanda ruhsal ve kültürel bir şifa alanı olduğunu söyleyen Özbek, bu alanın kentin önemli uzantılarından biri olarak özel bir mimari planlama ile tasarlandığını kaydetti. Roma döneminde inşa edilen tapınaklar, tiyatrolar, hamamlar ve eğitim alanlarının da kentin sosyal yaşamında önemli rol oynadığını belirtti.

Koruma süreçlerine dikkat çekildi

Söyleşinin devamında yeniden söz alan Müze Müdürü Nilgün Ustura ise günümüzde yürütülen koruma çalışmalarına değindi. Ustura, kentte bazı yapıların altında kalan arkeolojik alanların ışıklandırılarak görünür hale getirildiğini ve bu çalışmaların tarihi mirasın korunması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Koruma süreçlerinde ortak sorumluluğa dikkat çeken Ustura, “Bizden korkulmasını değil, bize yardımcı olunmasını istiyoruz. Bergama tarihine hep birlikte sahip çıkmalıyız” dedi. Sit alanlarına ilişkin süreçlerde bazı bölgelerin 3. dereceden 1. dereceye yükseltildiğini ve bu alanlarda imar izni verilmediğini belirten Ustura, projelerde hem kültürel mirasın korunması hem de yapı güvenliğinin gözetildiğini vurguladı.

Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen etkinlik, Bergama’nın zengin tarihi ve mimari katmanlarını farklı bir bakış açısıyla ele alarak beğeni topladı.