Basketbolun ABD'deki serüveni

Abone Ol

Basketbol, Amerika’da doğan tek büyük küresel spor dalı olarak tarihe geçti ve bu hikaye tam 134 yıl önce, 1891 kışında başladı. Kanadalı bir fizik eğitimi öğrencisi olan James Naismith, Springfield’daki Uluslararası YMCA Eğitim Okulu’nda görev yapıyordu. New England’ın sert kışları öğrencileri kapalı alanda tutuyor, futbol ve beyzbol gibi dış mekan sporlarını imkansız kılıyordu. Öğrenciler sıkılıyor, derslerde disiplin bozuluyor, hatta bazıları yaralanıyordu; okul yöneticisi Luther Gulick, Naismith’e daha eğlenceli ve güvenli bir iç mekan oyunu bulma görevi verdi. Naismith, futbol, ragbi, lakros ve çocuk oyunlarından esinlenerek yeni bir oyun tasarladı. Amacı fiziksel temasın minimum olduğu, zihinsel konsantrasyon gerektiren bir etkinlik yaratmaktı. İlk potalar spor salonunun balkon korkuluğuna çiviyle çakılan yarım bushel’lik şeftali sepetleriydi, tam 3,05 metre yükseklikte. Top olarak bir futbol topu kullanıldı; sayı atmak için topu sepete atmak gerekiyordu. 21 Aralık 1891’de 18 öğrenciyi ikiye bölerek ilk basket ball maçını başlattı, o gün henüz iki kelimeydi. Takımlar 9’ar kişilikti; topu elle taşımak yasaktı, sadece paslaşarak ilerlenebiliyordu. İlk maç kaotik geçti: itiş kakış, morarmış gözler ve bir omuz çıkığıyla sonuçlandı. Naismith hemen kuralları revize etti ve toplam 13 kural yazdı; bu kurallar bugün hâlâ basketbolun temelini oluşturuyor. Kuralları okul dergisi The Triangle’da Ocak 1892’de yayımladı ve oyun hızla yayıldı. Öğrenciler tatilde evlerine gidince oyunu da yanlarında götürdü; YMCA şubeleri aracılığıyla ülke geneline dağıldı. 1893’te kadınlar da basketbol oynamaya başladı; oyun cinsiyet fark etmeksizin kabul gördü. 1890’ların sonlarında kolejlerde ve liselerde takımlar kuruldu; 1896’da ilk beşli oyun formatı denendi. Naismith 1898’de Kansas Üniversitesi’ne geçti ve burada basketbol programını kurdu, hâlâ Naismith’in evi denir. O, oyunun profesyonelleşmesini ve ticarileşmesini görmedi; aksine sporun eğitimsel değerine inanıyordu. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda basketbol ilk kez olimpik spor oldu; Naismith 75 yaşında açılış atışını yaptı. Şeftali sepetleri yerini metal çember ve fileye bıraktı; 1906’da pota altı delik açıldı, topu çıkarmak kolaylaştı. Amerikan askerleri I. Dünya Savaşı’nda basketbolu Avrupa’ya taşıdı; oyun küresel bir fenomene dönüştü. Naismith 1939’da öldüğünde basketbol zaten milyonlarca insanın hayatındaydı ama o hiçbir zaman patent veya telif talep etmedi. Bugün NBA, NCAA March Madness ve FIBA turnuvalarıyla milyarlarca dolarlık endüstri yaratan oyun, hâlâ onun 13 basit kuralından doğuyor. Ve en çarpıcı gerçek: futbol ve beyzbol gibi eski geleneklerden farklı olarak basketbol tamamen Amerika topraklarında, tek bir insanın aklından çıkmış modern bir icattır; James Naismith’in Springfield’daki o soğuk kış günü sadece bir spor değil, yeni bir kültürün de başlangıcı oldu.