EKONOMİ

Altın zirveye koşuyor: Merkez Bankaları neden altın alıyor?

Uzmanlara göre yıl sonu için altın fiyatlarına ilişkin tahminler yukarı yönlü; küresel belirsizlikler ve merkez bankalarının artan talebi dikkat çekiyor. İşte detaylar...

Abone Ol

Altın, 2026 yılında küresel finans sisteminde yeniden en kritik güvenli limanlardan biri haline geldi. Modern finansın “radarı dışında” kalabilmesi ve yaptırımlara karşı koruma sağlaması, özellikle jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde altını merkez bankalarının stratejik rezervlerinde öne çıkarıyor.

Son bir buçuk yılda fiyatını ikiye katlayan altın, 5.000 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Uzmanlar, yıl sonuna kadar fiyatların 5.250 dolar bandına ulaşabileceğini öngörüyor.

Talebi gelişmekte olan ülkeler sürüklüyor

New York Times’a göre altındaki yükselişin en önemli nedeni, gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarından gelen güçlü talep. Türkiye, Çin, Hindistan ve Polonya’nın başı çektiği alımlar, piyasada belirleyici rol oynuyor.

Batılı ülkelerin Rusya’nın yaklaşık 300 milyar dolarlık döviz rezervini dondurması ise merkez bankaları açısından kritik bir kırılma noktası oldu. Fiziksel bir varlık olan altın, dolar ve euro gibi dijital sistemler üzerinden kontrol edilemediği için “bağımsızlık” sembolü olarak öne çıkıyor.

Jeopolitik riskler etkili oldu

Şubat ayında Orta Doğu’da başlayan çatışmalar ve İran ile yaşanan gerilim, altının güvenli liman rolünü daha da güçlendirdi. Bu süreçte birçok ülke rezervlerini artırma yoluna giderken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da son yılların en büyük alıcıları arasında yer aldı.

Ancak veriler, Türkiye’nin söz konusu gerilim sonrası rezervlerinden 120 tondan fazla altın sattığını ortaya koydu. Bu adımın, Türk lirasını desteklemek ve enflasyon baskısını hafifletmek amacıyla atıldığı değerlendiriliyor.

“Karşı taraf riski olmayan tek varlık”

1970’lerden sonra faiz getirisi olmaması ve depolama maliyetleri nedeniyle geri planda kalan altın, günümüzde yeniden ön plana çıktı. Polonya ve Çekya gibi ülkelerin merkez bankası yetkilileri, küresel ekonomide istikrarsızlığın kalıcı hale geldiğini belirterek altının “hiç kimsenin yükümlülüğü olmayan tek varlık” olduğuna dikkat çekiyor.

Son üç yılda merkez bankalarının yıllık altın alımı 1.000 tonun üzerine çıkarak 2021’e kıyasla iki katın üzerine ulaştı. Yapılan anketler ise merkez bankalarının üçte birinden fazlasının önümüzdeki yıl rezervlerini daha da artırmayı planladığını gösteriyor.