Kaya, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, İzmir Enternasyonel Fuarı’nın tarihsel gelişimine ve kent hafızasındaki yerine dikkat çekti.
Geçmişten bugüne uzanan bir hikâye
Fuarın kökenlerine değinen Kaya, organizasyonun 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi sırasında düzenlenen ilk sergiye dayandığını hatırlattı. Sürecin 9 Eylül sergileriyle büyüdüğünü ve 1934 yılında uluslararası kimlik kazandığını belirten Kaya, 1936’dan itibaren fuarın Türkiye’nin dünyaya açılan önemli bir vitrini haline geldiğini vurguladı.
“Sadece bir fuar değil, şehrin hafızası”
İzmir Fuarı’nın yalnızca bir etkinlik olmadığını dile getiren Kaya, “Bu alan, kuşaktan kuşağa aktarılan bir şehir hafızasıdır. Hepimizin çocukluğuna, ilk heyecanlarına dokunan bir yerdir” dedi.
Kaya, fuarla ilgili anılarını şu sözlerle anlattı:
“İlk kez dönme dolaba orada bindik. Ege Güneşi’nden şehre bakıp hayaller kurduk. Kamikazeyi, uçan halıyı gördüğümüzde heyecanlandık. Teknolojiyle ilk temasımız oradaydı. Alman pavyonundaki spor arabalar hayallerimizi süslerdi. Göl Gazinosu’nun yanındaki gölde gezintiye çıkardık. Bunlar sadece anı değil, İzmir’in ruhudur.”
“Bugün o duygu eksik”
Fuarın bugünkü durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaya, eski atmosferin kaybolduğunu savundu:
“Bugün o heyecan, o buluşma duygusu maalesef eksik. İzmir Fuarı artık eski canlılığından uzak. Bu hafızayı yeniden ayağa kaldırmak, bu ruhu tekrar canlandırmak gerekiyor.”
“Fuar İzmir’dir”
Kaya, fuarın kent için taşıdığı önemin altını çizerek sözlerini şöyle tamamladı:
“İzmir Fuarı sadece bir alandan ibaret değildir. Bu fuar, İzmir’in kendisidir. Bu nedenle sahip çıkılması ve yeniden eski gücüne kavuşturulması gerekiyor.”