<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir’de Son Dakika Haber</title>
    <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr</link>
    <description>İzmir haberleri ve son dakika gelişmeleri için izmirdesondakika.com.tr. İzmir'den güncel yerel haberler, spor, ekonomi, siyaset, teknoloji, magazin ve daha fazlasını takip edin. İzmir'in en güvenilir ve etkili haber kaynağı.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 04 Sep 2026 10:45:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlık harekete geçti! Meyve sularında tatlandırıcı kullanımı değişiyor]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bakanlik-harekete-gecti-meyve-sularinda-tatlandirici-kullanimi-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/bakanlik-harekete-gecti-meyve-sularinda-tatlandirici-kullanimi-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı tebliğ taslağında, bazı meyve suyu ürünlerinde tatlandırıcı kullanımının yasaklanması öngörülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, meyve sularında tatlandırıcı kullanımına ilişkin yeni bir düzenleme için hazırlanan tebliğ taslağını sektörün görüşüne açtı. Taslakta, konsantre, püre veya toz formunda piyasaya sunulan meyve suyu ürünlerinde tatlandırıcı kullanımının yasaklanması, bazı meyve nektarlarında ise belirli koşullarla tatlandırıcı kullanımına izin verilmesi öngörülüyor.</p>

<h2>Bazı meyve sularında tatlandırıcı kullanımı yasaklanacak</h2>

<p>Hazırlanan taslağa göre; konsantreden üretilen meyve suyu, meyve suyu konsantresi, meyve suyu tozu, su ile ekstrakte edilen meyve suyu ve doğasından gelen şekeri azaltılmış meyve suyu çeşitlerinde tatlandırıcı kullanımına izin verilmeyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemenin, meyve suyu ve benzeri ürünlerde tatlandırıcı kullanımına ilişkin mevcut uygulama esaslarını daha açık hale getirmesi hedefleniyor.</p>

<h2>Meyve nektarlarına farklı uygulama</h2>

<p>Taslakta meyve nektarları için ise farklı kurallar öngörülüyor. Buna göre <strong>ilave şeker içermeyen meyve nektarlarında</strong>, şeker yerine tamamen tatlandırıcı kullanılmasına imkan tanınması planlanıyor.</p>

<p><strong>Düşük enerjili meyve nektarlarında</strong> ise şekerin yerine kısmen tatlandırıcı kullanılabilecek.</p>

<h2>Doğal şekeri azaltılmış meyve suları için yeni tanım</h2>

<p>Taslakta ayrıca Avrupa Birliği mevzuatına uyum kapsamında, içeriğindeki doğal şeker özel işlemlerle azaltılmış meyve sularına ilişkin düzenleme de yer alıyor.</p>

<p>Mevcut özellikleri korunarak doğal şeker miktarı <strong>en az yüzde 30 oranında azaltılan içeceklerin</strong> resmi bir tanım olarak mevzuata dahil edilmesi öngörülüyor.</p>

<h2>AB mevzuatına uyum hedefleniyor</h2>

<p>Bakanlığın hazırladığı taslakta yapılması planlanan değişikliklerin temel gerekçeleri arasında <strong>Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlanması</strong> ve mevzuat içerisindeki atıfların güncellenmesi gösteriliyor.</p>

<p>Taslak metinde ayrıca tatlandırıcı ve diğer katkı maddelerinin kullanımına ilişkin uygulama esaslarının iyileştirilmesi ve etiketleme kurallarına yönelik düzenlemeler de bulunuyor.</p>

<p>Söz konusu düzenleme şu aşamada <strong>tebliğ taslağı</strong> niteliğinde bulunuyor ve sektörün görüşüne sunulmuş durumda. Nihai düzenlemenin kapsamı ve yürürlük tarihi, taslağın değerlendirme sürecinin ardından netleşecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bakanlik-harekete-gecti-meyve-sularinda-tatlandirici-kullanimi-degisiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/09/images-36.jpg" type="image/jpeg" length="82112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yargıtay’dan cam balkon ve demir parmaklık kararı! İzin almayanlar dikkat]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/yargitaydan-cam-balkon-ve-demir-parmaklik-karari-izin-almayanlar-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/yargitaydan-cam-balkon-ve-demir-parmaklik-karari-izin-almayanlar-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararı, apartmanlarda dış cepheye yapılan cam balkon ve benzeri uygulamalar için kat maliklerinin onayının önemini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apartmanlarda özellikle kış aylarında sıkça tercih edilen cam balkon, PVC kaplama ve benzeri uygulamalarla ilgili dikkat çeken bir hukuki gelişme yaşandı. Yargıtay’ın kararında, binanın dış cephesinde ve ortak alan niteliğindeki bölümlerde diğer kat maliklerinin onayı olmadan yapılan değişikliklerin hukuki uyuşmazlığa konu olabileceğine dikkat çekildi. Projeye aykırı uygulamalar için mahkeme yoluyla eski hale getirme talep edilebiliyor.</p>

<h2>Cam balkon yaptırırken onay şartına dikkat</h2>

<p>Apartmanlarda balkonların camla kapatılması veya dış cephede değişiklik yapılması, yalnızca daire sahibinin kendi kullanım alanıyla sınırlı değerlendirilmiyor. Dış cephede yapılan değişiklikler binanın genel görünümünü ve ortak alan niteliğindeki bölümleri etkileyebildiği için kat mülkiyeti mevzuatı kapsamında çeşitli kurallara tabi tutuluyor.</p>

<p>İnşaat Mühendisi Cevdet Şentürk, dış cephenin ortak alan kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle yapılacak müdahalelerin belirli kurallar çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Şentürk, “Dış cephe ortak mekan sınıfına girdiği için dış cepheye ve çatıya yapılacak her türlü müdahalenin mutlaka bir disiplin içinde gitmesi gerekir. Bunu kafamıza göre yapma şansımız yok” dedi.</p>

<h2>Projede yer almayan uygulamalar sorun çıkarabilir</h2>

<p>Şentürk, cam balkon veya PVC pencere gibi uygulamaların bina projesinde önceden planlanmasının hukuki açıdan önem taşıdığını belirterek, sonradan yapılan müdahalelerin ise apartman yönetimi ve kat maliklerinin hakları açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje aşamasında bulunmayan balkon kapatma işlemlerinin tadilat niteliği taşıyabileceğini ifade eden Şentürk, gerekli onaylar alınmadan gerçekleştirilen uygulamaların uyuşmazlığa neden olabileceğini dile getirdi.</p>

<h2>Tek bir kat malikinin başvurusu davaya dönüşebilir</h2>

<p>Projeye aykırı veya gerekli izinler alınmadan yapılan uygulamalar, kat maliklerinden birinin itirazı halinde hukuki sürece taşınabiliyor.</p>

<p>Şentürk, apartman projesinde bulunmayan cam balkon veya PVC pencere gibi uygulamalarda şikayet halinde eski hale getirme ve yıkım sürecinin gündeme gelebileceğini belirtti.</p>

<p>Şentürk, “Bir şikayete maruz kaldığınızda inatlaşmak yerine kusuru düzeltip eski haline getirmek gerekir. Mahkemelik olunması durumunda bilirkişi ve mahkeme masraflarının tamamını üstlenmek durumunda kalabilirsiniz” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Cam balkon yerine duvar örmek deprem açısından risk oluşturabilir</h2>

<p>Balkonların kapatılmasında kullanılan malzemelerin yalnızca estetik açıdan değil, binanın taşıyıcı sistemi ve yükü açısından da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Şentürk, PVC uygulamalarının bina görünümünü değiştirebildiğini, cam balkonların ise daha az dikkat çekmesine rağmen apartmanda farklı renk ve ölçülerde uygulamalar yapılması halinde dış cephede görüntü bütünlüğünün bozulabileceğini söyledi.</p>

<p>Balkonların tuğla veya benzeri ağır malzemelerle kapatılmasının ise binaya ek yük getirebileceğine dikkat çeken Şentürk, statik hesapların değiştirilmemesi ve yapı güvenliğini riske atabilecek müdahalelerden kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Yargıtay kararı apartman sakinlerini ilgilendiriyor</h2>

<p>Yargıtay’ın kararı, apartmanlarda kişisel kullanım alanı olarak görülen balkonlarda dahi dış cepheyi ve yapının ortak bölümlerini etkileyen değişikliklerin belirli hukuki kurallara tabi olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.</p>

<p>Bu nedenle cam balkon, PVC kaplama, demir parmaklık veya benzeri bir uygulama yaptırmak isteyen kat maliklerinin, binanın onaylı projesini ve apartman yönetimi açısından gerekli izinleri kontrol etmesi önem taşıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Yeni Asır</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/yargitaydan-cam-balkon-ve-demir-parmaklik-karari-izin-almayanlar-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/09/images-35.jpg" type="image/jpeg" length="27275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mobbing şikayetleri arttı: İspatı ise giderek zorlaşıyor]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/mobbing-sikayetleri-artti-ispati-ise-giderek-zorlasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/mobbing-sikayetleri-artti-ispati-ise-giderek-zorlasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma hayatında mobbing şikayetleri son yıllarda artış gösterirken, Yargıtay kararları mobbing iddiasının kabul edilmesi için belirli şartların yerine getirilmesini arıyor. ALO 170'e 2011'den 2025 sonuna kadar 164 binden fazla mobbing başvurusu yapılırken, uzmanlar özellikle ispat sürecine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir çalışanın işverenine gönderdiği e-postada işyerinde psikolojik olarak yıprandığını ve yaklaşık bir yıldır mobbinge maruz kaldığını belirtmesiyle başlayan hukuk süreci Yargıtay'a kadar uzandı. Çalışanın priminin düşürüldüğünü ve işyerinde yaşadığı sorunları dile getirdiği e-posta, işveren tarafından iş sözleşmesinin çalışan tarafından feshedildiği şeklinde yorumlandı. Yerel mahkeme çalışanın kıdem ve ihbar tazminatı talebini haklı bulurken, dosyayı inceleyen Yargıtay farklı değerlendirme yaptı ve e-postadaki ifadelerin iş sözleşmesinin işçi tarafından sona erdirildiğine işaret ettiğine hükmetti.</p>

<h2>Mobbing şikayetleri 165 bine yaklaştı</h2>

<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın verilerinde mobbing davalarına ilişkin ayrı bir istatistik bulunmazken, ALO 170'e yapılan başvurular çalışma hayatındaki tabloyu ortaya koyuyor. Mart 2011'de hizmete giren ALO 170'e Ağustos 2025 sonu itibarıyla toplam 164 bin 355 mobbing şikayeti ulaştı. 2024 yılı sonunda başvuru sayısının 145 bin 308 olduğu dikkate alındığında, yaklaşık bir yıllık dönemde 20 bine yakın yeni başvuru yapıldığı görülüyor. Böylece mobbing şikayetlerinde son dönemde belirgin bir artış yaşandığı dikkat çekiyor.</p>

<h2>İş davaları yeniden yükselişe geçti</h2>

<p>İş hukukundaki uyuşmazlıkların mahkemelere yansıması da yıllar içinde önemli değişimler gösterdi. 2014 yılında yaklaşık 177 bin yeni iş davası açılırken, bu sayı 2016'da 241 bine, 2017'de ise 250 bine yükseldi. 2018 yılında zorunlu arabuluculuk sisteminin devreye girmesiyle yeni dava sayısı 162 bine kadar geriledi. Ancak arabuluculukla çözülemeyen uyuşmazlıkların yeniden mahkemelere taşınmasıyla dava sayısı sonraki yıllarda tekrar arttı ve 2025'te 247 bine ulaştı. Geçmiş yıllardan devreden dosyalar da hesaba katıldığında toplam iş davası dosyası 2014'te 424 bin seviyesindeyken 2025'te 665 bine çıktı.</p>

<h2>Her işyeri sorunu mobbing sayılmıyor</h2>

<p>İşyerinde yöneticinin çalışanına bağırması, görev vermemesi, toplantılarda görüşlerini dikkate almaması, düşük zam yapması veya daha az kıdemli bir çalışanın terfi ettirilmesi gibi davranışlar çalışanlar tarafından mobbing olarak değerlendirilebiliyor. Ancak Yargıtay'ın yerleşik değerlendirmelerine göre bir davranışın mobbing kapsamında kabul edilmesi için eylemlerin süreklilik göstermesi, belirli bir kişi ya da gruba yönelmesi ve kasıt içermesi gerekiyor. Mobbing uygulamasının arkasında farklı nedenler bulunabiliyor. Çalışanın baskı altında bırakılarak istifaya zorlanması, kıdem ve ihbar tazminatı gibi ödemelerden kaçınılması ya da işverenin çalışanın işine son vermek için haklı veya geçerli bir neden oluşturmak istemesi bunlar arasında gösteriliyor.</p>

<h2>Mobbingin ispatında tanık önemli rol oynuyor</h2>

<p>DNR Hukuk Bürosu Kurucusu Av. Cüneyt Alihan Danar, mobbingin ispatı zor bir olgu olduğunu belirterek en sık başvurulan yöntemin tanık delili olduğunu ifade ediyor. İşyerindeki çalışanların tanıklık yapmak istememesinin önemli bir sorun oluşturduğunu belirten Danar, doğrudan mobbing eylemine tanık olunmasa bile olayların mobbing şüphesi oluşturacak şekilde ortaya konulmasının önem taşıdığını söylüyor. Hukuka uygun olması şartıyla ses ve görüntü kayıtlarının da delil olarak gündeme gelebileceğini belirten Danar, mahkemelerin her zaman kesin bir ispat aramadığını, mobbinge işaret eden emarelerin de değerlendirmeye alınabildiğini aktarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Danar'a göre mobbing yalnızca işveren veya yönetici tarafından gerçekleştirilen davranışlarla sınırlı değil. Aynı seviyede çalışan bir kişinin ya da çalışanın bağlı bulunduğu bir personelin davranışları da belirli koşullarda mobbing kapsamında değerlendirilebiliyor. Sürekli savunma istenmesi, disiplin süreçlerinin gereğinden fazla uzatılması, çalışanın niteliğinin altında görevlerde çalıştırılması, izole edilmesi veya mesai saatleri dışında sürekli görev verilmesi gibi farklı uygulamalar da olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabiliyor.</p>

<h2>Mobbing davalarında arabuluculuk sınırlı kalıyor</h2>

<p>Mobbing uyuşmazlıklarında arabuluculuk sürecinin her zaman etkili olmadığı belirtiliyor. Uzmanlara göre işverenlerin mobbing uyguladığını kabul ederek anlaşmaya yanaşmaması, bu davalarda arabuluculuğun sonuçlanmasını zorlaştıran unsurlardan biri. Arabuluculuk süreci kısa sürede tamamlanabilirken, iş mahkemesinde görülen davaların sonuçlanması daha uzun zaman alabiliyor. İlk derece mahkemesinin ardından istinaf ve Yargıtay aşamalarının da devreye girmesi halinde süreç birkaç yıla kadar uzayabiliyor.</p>

<h2>Ekonomik baskı işyerindeki gerilimi artırıyor</h2>

<p>Artı365 Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Berat Süphandağ ise ekonomik koşulların çalışan ve işveren arasındaki güven ilişkisini zayıflattığını belirtiyor. Artan işletme maliyetleri nedeniyle işverenlerin çalışanlardan daha yüksek performans beklediğini, çalışanların ise geçim sıkıntısı ve düşen alım gücü nedeniyle bu beklentilere karşılık vermekte zorlandığını ifade eden Süphandağ, tarafların beklentilerinin uzaklaşmasının işyerindeki iletişim sorunlarını artırabildiğini söylüyor.</p>

<p>Süphandağ, her yönetici-çalışan anlaşmazlığının mobbing olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgularken, ekonomik baskıların devam etmesi halinde bu tür uyuşmazlıkların daha fazla gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile psikolojik tacizin önlenmesine yönelik yeni bir çerçeve oluşturulmasının da konunun önümüzdeki dönemde işverenler açısından daha fazla önem kazanacağına işaret ettiği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bloomberght</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/mobbing-sikayetleri-artti-ispati-ise-giderek-zorlasiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/09/ofis-1.png" type="image/jpeg" length="52856"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk basınının acı günü: Gazeteci Şükran Soner hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turk-basininin-aci-gunu-gazeteci-sukran-soner-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/turk-basininin-aci-gunu-gazeteci-sukran-soner-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun yıllar Türk basınında görev yapan gazeteci ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın eski Genel Başkanı Şükran Soner, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Soner, gazeteciliğinin yanı sıra emek, işçi hakları ve insan hakları mücadelesiyle de tanınıyordu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk basını önemli bir gazetecisini kaybetti. Gazeteciliğe 1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başlayan Şükran Soner, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.</p>

<p>Meslek yaşamı boyunca özellikle emek, işçi hakları ve eğitim konularındaki haber ve çalışmalarıyla öne çıkan Soner, gazeteciliğin yanı sıra basın emekçilerinin örgütlenmesi için de önemli görevler üstlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Şükran Soner kimdir?</h2>

<p>Şükran Soner, gazeteciliğe 1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başladı. Meslek hayatı boyunca farklı alanlarda çalışmalar yürüten Soner, özellikle emek ve işçi hakları konularına odaklandı.</p>

<p>Gazeteciliği yalnızca haber aktarmak olarak görmeyen Soner, meslek örgütlerinde de aktif sorumluluk aldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda çeşitli görevlerde bulunan Soner; Genel Eğitim Sekreterliği, Genel Başkan Vekilliği ve Genel Başkanlık görevlerini üstlendi.</p>

<h2>Emek ve insan hakları mücadelesinde de yer aldı</h2>

<p>Şükran Soner, gazetecilik ve sendikal çalışmalarının yanı sıra insan hakları, emek ve toplumsal mücadele alanlarında da çalışmalar yürüttü.</p>

<p>Kurucusu ve yöneticisi olduğu çeşitli sivil toplum kuruluşları aracılığıyla toplumsal yaşama katkı sunan Soner, meslektaşları ve basın dünyasında bıraktığı izlerle anılacak.</p>

<p>Şükran Soner’in vefatı, Türk basın camiasında ve gazetecilik mesleğinde büyük üzüntü yarattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turk-basininin-aci-gunu-gazeteci-sukran-soner-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/09/yeni-proje-20-76eq-cover.webp" type="image/jpeg" length="77118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[25 yıllık evlilik mahkeme kararıyla yok sayıldı!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/25-yillik-evlilik-mahkeme-karariyla-yok-sayildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/25-yillik-evlilik-mahkeme-karariyla-yok-sayildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’da 1990’lı yıllarda kıyıldığı öne sürülen resmi nikahın çiftin bilgisi ve onayı olmadan gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Mahkeme, yaklaşık 25 yıllık evliliğin hukuken hiç kurulmamış sayılmasına ve evlilik kaydının nüfustan silinmesine karar verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Sürmene ilçesinde yıllar önce kıyılan resmi nikahla ilgili açılan dava, dikkat çeken bir mahkeme kararıyla sonuçlandı. 1995 yılında imam nikahıyla evlenen bir çiftin, resmi nikahlarının bilgileri ve onayları dışında gerçekleştirildiği iddiası mahkeme tarafından değerlendirildi. Yapılan yargılama sonucunda, çiftin iradesi dışında gerçekleştirilen evliliğin hukuken geçerli olmadığına hükmedildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre iş insanı Fatih Ç. ile eşi Reyhan Ç., 1995 yılında imam nikahıyla evlenerek İstanbul’a yerleşti. Çiftin 1997 yılında ilk çocuklarının dünyaya gelmesinin ardından aile büyükleri, çocukların nüfus işlemleri için resmi nikah yapılması gerektiğini değerlendirdi.</p>

<h2>Resmi nikah çiftin haberi olmadan kıyılmış</h2>

<p>Fatih Ç.’nin mahkemeye sunduğu iddiaya göre resmi nikah, kendisinin ve eşinin bilgisi ve onayı olmadan babası tarafından köy muhtarı aracılığıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Dava dosyasındaki ifadelerde, resmi nikah işlemleri yapıldığı sırada çiftin Trabzon’da ya da köyde bulunmadığı da belirtildi.</p>

<p>Çiftin evliliği yıllar sonra boşanma ve tazminat davaları nedeniyle yargıya taşındı. Bunun üzerine Fatih Ç., Eylül 2022’de Beykoz 2. Aile Mahkemesi’ne başvurarak evlenmenin yokluğunun tespit edilmesini talep etti.</p>

<h2>Mahkeme: Evlilik hukuken hiç kurulmamış</h2>

<p>Yargılama kapsamında tanıkların ifadeleri ve dosyadaki delilleri değerlendiren mahkeme, 7 Haziran 1999 tarihli evlilik kaydının hukuken var olmadığına karar verdi.</p>

<p>Mahkeme, tarafların evlenme yönünde iradelerinin bulunmadığı gerekçesiyle evliliğin yok hükmünde olduğuna hükmederek evlilik kaydının nüfustan silinmesine karar verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Aile büyüğünün ifadesi de dosyaya girdi</h2>

<p>Dava kapsamında Fatih Ç.’nin annesinin de ifadesine başvuruldu. Anne, resmi nikah bulunmamasından dolayı eşinin rahatsız olduğunu ve bir süre sonra eşinin kendisine çocukların resmi nikah işlemlerini hallettiğini söylediğini aktardı.</p>

<p>Dosyadaki anlatımlara göre baba, köy muhtarıyla görüşerek resmi nikah işlemlerini çiftin yerine gerçekleştirdi. Ancak mahkeme sürecinde çiftin resmi nikahın kıyıldığı tarihte Trabzon’da veya köyde bulunmadığı ortaya çıktı.</p>

<p>Mahkemenin kararıyla, yaklaşık 25 yıl boyunca resmi olarak var olduğu düşünülen evlilik kaydı hukuken geçersiz kabul edilerek nüfustan silindi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/25-yillik-evlilik-mahkeme-karariyla-yok-sayildi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/nikah-29-subat-aa-2193800.jpg" type="image/jpeg" length="41646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Depozito sistemi meyvesini verdi: 130 milyon ambalaj geri dönüştürüldü]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/depozito-sistemi-meyvesini-verdi-130-milyon-ambalaj-geri-donusturuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/depozito-sistemi-meyvesini-verdi-130-milyon-ambalaj-geri-donusturuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DOA sisteminde vatandaşların iade ettiği uygun ambalajlar için verilen 1 liralık teşvik, geri dönüşümü hızlandırdı. Sistemde 130 milyon içecek ambalajı geri dönüşüme kazandırılırken 246 ton karbon emisyonu önlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde 1 Temmuz’da ulusal entegrasyon süreci başlayan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi kapsamında bugüne kadar 130 milyon içecek ambalajı geri dönüşüme kazandırıldı.</p>

<p>Türkiye Çevre Ajansı verilerine göre, vatandaşların iade ettiği her uygun ambalaj için 1 lira teşvik verilen sistemde toplanan ambalajların yüzde 67’sini PET, yüzde 17’sini alüminyum, yüzde 16’sını ise cam ambalajlar oluşturdu.</p>

<p>İade noktalarının yaygınlaşmasıyla birlikte sisteme kazandırılan ambalaj miktarının da artması bekleniyor.</p>

<h2>246 ton karbon emisyonunun önüne geçildi</h2>

<p>DOA sistemiyle plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının diğer atıklara karışmadan ayrı ve temiz şekilde toplanması sağlanıyor.</p>

<p>Bugüne kadar sisteme kazandırılan ambalajlar sayesinde yaklaşık 246 ton karbon emisyonunun önlendiği belirtildi. Ayrıca 47 bin varil petrol kullanımının engellendiği ve 11,4 gigavatsaat enerji tasarrufu sağlandığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ambalajların doğaya karışmasının ve depolama sahalarına gönderilmesinin önlenmesiyle çevresel yükün azaltılması hedefleniyor.</p>

<h2>Ambalajların geri dönüşüm süreci dijital olarak izleniyor</h2>

<p>DOA logolu ambalajlar, Depozito İade Makinelerine teslim edildiğinde barkod ve sistem bilgileri üzerinden doğrulanıyor. Sayımın ardından iade işlemi dijital olarak kayıt altına alınıyor.</p>

<p>Doğrulanan ambalajlar makinelerde sıkıştırıldıktan sonra yetkili saha operatörleri tarafından toplanarak geri dönüşüm sürecine gönderiliyor.</p>

<p>Manuel İade Noktaları aracılığıyla otel, restoran ve kafelerden toplanan ambalajlar ise sayma ve doğrulama merkezlerinde kontrol ediliyor. Bu merkezlerde ambalajlar PET, cam ve alüminyum olarak ayrıştırılıyor.</p>

<p>Uygun olmayan ambalajlar sistemden ayrılırken uygun ambalajlar lisanslı geri dönüşüm tesislerine gönderiliyor. PET ambalajlar yeniden plastik ham maddesine, cam ambalajlar cam kırığına, alüminyum kutular ise yeniden üretimde kullanılabilecek ham maddeye dönüştürülüyor.</p>

<p>Ambalajların piyasaya arzından iadesine, toplanmasından geri dönüşümüne kadar tüm süreç dijital altyapı üzerinden takip edilerek kayıt altında tutuluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/depozito-sistemi-meyvesini-verdi-130-milyon-ambalaj-geri-donusturuldu</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/doa-2.png" type="image/jpeg" length="82564"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hindistan cevizi sütü nedir, faydaları nelerdir, nasıl tüketilir?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hindistan-cevizi-sutu-nedir-faydalari-nelerdir-nasil-tuketilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/hindistan-cevizi-sutu-nedir-faydalari-nelerdir-nasil-tuketilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda bitkisel süt alternatifleri arasında öne çıkan Hindistan cevizi sütü, hem içeceklerde hem de yemek ve tatlılarda kullanılıyor. Peki Hindistan cevizi sütü nedir, faydaları nelerdir ve tüketirken nelere dikkat etmek gerekir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bitkisel beslenmeye ilginin artmasıyla birlikte Hindistan cevizi sütü de mutfaklarda daha fazla yer almaya başladı. Kendine özgü aroması ve kremsi kıvamıyla kahveden tatlılara, çorbalardan soslara kadar pek çok farklı tarifte kullanılabilen Hindistan cevizi sütü, laktoz içermemesi nedeniyle de süt alternatifleri arasında tercih ediliyor.</p>

<p>Ancak Hindistan cevizi sütü, besin içeriği bakımından inek sütüyle aynı özelliklere sahip değil. Özellikle tam yağlı çeşitlerinin yüksek miktarda doymuş yağ ve kalori içerebilmesi nedeniyle tüketim miktarına dikkat edilmesi gerekiyor.</p>

<h2>Hindistan cevizi sütü nedir?</h2>

<p>Hindistan cevizi sütü, olgun Hindistan cevizinin beyaz etli kısmının suyla işlenmesi ve süzülmesiyle elde edilen, kıvamlı bir bitkisel süt alternatifidir.</p>

<p>Hindistan cevizi suyu ile Hindistan cevizi sütü birbirinden farklıdır. Hindistan cevizi suyu meyvenin içerisinde doğal olarak bulunan sıvıyken, Hindistan cevizi sütü Hindistan cevizinin etli kısmının işlenmesiyle hazırlanır.</p>

<p>Kahve, smoothie, çorba, sos, tatlı ve çeşitli yemeklerde kullanılabilen Hindistan cevizi sütü, özellikle vegan ve laktozsuz beslenmeyi tercih edenlerin mutfağında yaygın olarak kullanılıyor.</p>

<h2>Hindistan cevizi sütünün besin değeri</h2>

<p>Hindistan cevizi sütünün besin değeri ürünün türüne ve üretim yöntemine göre değişiklik gösterebilir. Özellikle tam yağlı Hindistan cevizi sütlerinde kalori ve yağ miktarı daha yüksek olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İçeriğinde yağın yanı sıra çeşitli miktarlarda protein, karbonhidrat, potasyum, magnezyum ve bazı vitamin ve mineraller bulunabilir.</p>

<p>Hindistan cevizi sütündeki yağların önemli bir bölümü doymuş yağlardan oluştuğu için özellikle yüksek miktarda tüketilmesi önerilmez. Ürün seçerken besin değerleri tablosunun ve ilave şeker miktarının kontrol edilmesi önem taşıyor.</p>

<h2>Hindistan cevizi sütünün faydaları nelerdir?</h2>

<p>Hindistan cevizi sütü, dengeli ve çeşitli bir beslenme düzeninin parçası olarak tüketildiğinde farklı besin öğeleri sağlayabilir. Hindistan cevizi sütü doğal olarak laktoz içermez. Bu nedenle laktoz tüketmek istemeyen veya laktoz intoleransı bulunan kişiler için alternatif bir seçenek olabilir. Ancak Hindistan cevizi sütünün inek sütüyle besin açısından birebir eşdeğer olmadığı unutulmamalıdır. Özellikle protein ve kalsiyum miktarları ürünlere göre değişebilir. Kremamsı kıvamı sayesinde Hindistan cevizi sütü çorba, sos, köri ve çeşitli yemeklerde kullanılabilir. Tatlılarda ise puding, kek ve muhallebi gibi tariflere farklı bir aroma ve kıvam kazandırabilir. Hayvansal süt tüketmeyen kişiler için Hindistan cevizi sütü alternatif bir içecek ve yemek malzemesi olarak kullanılabilir. Ancak besin eksikliklerinin önlenmesi açısından yalnızca tek bir süt alternatifine bağlı kalmak yerine çeşitli besin kaynaklarından yararlanmak önemlidir. Hindistan cevizinde çeşitli antioksidan bileşenler bulunabilir. Ancak Hindistan cevizi sütünün bu özelliklerinin sağlık üzerindeki etkileri konusunda ürünün içeriği ve tüketim miktarı önem taşır.</p>

<h2>Hindistan cevizi sütü nasıl tüketilir?</h2>

<p>Hindistan cevizi sütü hem sıcak hem de soğuk tariflerde kullanılabilir. Kahve ve latte hazırlarken inek sütüne alternatif olarak değerlendirilebilir. Smoothie ve yulaf tariflerine eklenerek daha yoğun ve kremsi bir kıvam elde edilebilir. Çorba ve soslarda kullanılabileceği gibi özellikle Asya mutfağından ilham alan köri tariflerinde de sıkça tercih edilir. Tatlılarda ise puding, kek, muhallebi ve çeşitli meyveli tariflerde kullanılabilir.</p>

<p>Hindistan cevizi sütü tüketirken ürünün etiketini okumak önem taşıyor. Marketlerde satılan bazı ürünlerde ilave şeker bulunabiliyor. Bu nedenle özellikle günlük tüketimde <strong>şekersiz veya ilave şeker içermeyen seçenekler</strong> tercih edilebilir. Tam yağlı Hindistan cevizi sütleri yüksek miktarda doymuş yağ içerebildiğinden porsiyon kontrolü yapılması önemlidir. Kalp-damar hastalığı, yüksek kolesterol veya benzeri sağlık sorunları bulunan kişilerin düzenli tüketim konusunda doktor veya diyetisyene danışması uygun olacaktır. Ayrıca farklı ürünlerin kalori, yağ, protein ve şeker miktarları birbirinden oldukça farklı olabilir. Bu nedenle “Hindistan cevizi sütü” adıyla satılan her ürünün aynı besin değerine sahip olmadığı unutulmamalıdır.</p>

<h2></h2>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hindistan-cevizi-sutu-nedir-faydalari-nelerdir-nasil-tuketilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/hindistan-cevizi-suetue-faydalari-4.jpg" type="image/jpeg" length="43313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sonbahar kapıda! Çiçeklerinizi kışa hazırlamak için bu bakım önerilerini uygulayın]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/sonbahar-kapida-ciceklerinizi-kisa-hazirlamak-icin-bu-bakim-onerilerini-uygulayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/sonbahar-kapida-ciceklerinizi-kisa-hazirlamak-icin-bu-bakim-onerilerini-uygulayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının geride kalmasına sayılı günler kala bitkiler için de bakım dönemi başlıyor. Sonbaharda sulama düzeninden budamaya, gübrelemeden saksı değişimine kadar yapılacak doğru uygulamalar, çiçeklerin kış aylarını sağlıklı geçirmesine yardımcı oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz boyunca sıcak hava ve yoğun güneş altında kalan çiçekler, sonbaharın gelişiyle birlikte farklı bir bakım düzenine ihtiyaç duyuyor. Günlerin kısalması ve hava sıcaklıklarının düşmesiyle bitkilerin büyüme hızları da yavaşlıyor. Bu nedenle sonbaharda yaz aylarındaki bakım rutinini aynen sürdürmek yerine bitkilerin ihtiyaçlarına göre yeni bir düzen oluşturmak gerekiyor.</p>

<p>Özellikle balkon ve bahçelerde yetiştirilen çiçeklerin soğuk havalara hazırlanması, hem mevcut bitkilerin korunması hem de ilkbaharda daha güçlü gelişmeleri açısından önem taşıyor.</p>

<h2><img alt="Images (8)-4" class="detail-photo img-fluid" height="463" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/images-8-4.jpg" width="662" />Sulama sıklığını azaltın</h2>

<p>Sonbaharda hava sıcaklıklarının düşmesi ve güneşlenme süresinin azalmasıyla birlikte topraktaki suyun buharlaşma hızı da düşüyor. Bu nedenle yaz aylarında uygulanan sık sulama düzeninin sonbaharda devam ettirilmesi, köklerin fazla su nedeniyle zarar görmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Sulama yapmadan önce toprağın nemi kontrol edilmeli. Toprağın üst kısmı kuruduğunda, bitkinin türüne ve bulunduğu ortama göre sulama yapılmalı. Özellikle saksıların altında su birikmemesine dikkat edilmeli.</p>

<h2>Çiçekleri soğuktan koruyun</h2>

<p>Sonbaharın ilerleyen dönemlerinde özellikle gece sıcaklıkları önemli ölçüde düşebilir. Soğuğa hassas çiçeklerin balkon veya bahçede korunaksız bırakılmaması gerekiyor.</p>

<p>Tropikal ve soğuğa duyarlı bitkiler mümkünse kapalı ve aydınlık alanlara alınabilir. Saksılı bitkilerde ise soğuk havalarda saksının doğrudan zemine temas etmemesi ve rüzgâra açık noktalardan uzak tutulması faydalı olabilir.</p>

<p>Ancak her bitkinin soğuğa dayanıklılığı aynı olmadığı için bitkinin türüne göre hareket edilmesi gerekiyor.</p>

<h2><img alt="Salon Bitkileri Dekoratif Bakimi Kolay 7 Cesit" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/salon-bitkileri-dekoratif-bakimi-kolay-7-cesit.webp" width="600" />Sararan ve kuruyan yaprakları temizleyin</h2>

<p>Sonbahar, bitkilerin üzerindeki kurumuş, sararmış veya hastalıklı yaprakların temizlenmesi için uygun dönemlerden biri.</p>

<p>Kuruyan yaprak ve çiçeklerin bitkiden uzaklaştırılması, bitkinin enerjisini sağlıklı bölümlere yönlendirmesine yardımcı olur. Ayrıca saksının üzerinde biriken dökülmüş yaprakların temizlenmesi, mantar ve hastalık riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Budama konusunda ise bitkinin türüne dikkat edilmeli. Her çiçek aynı dönemde budanmadığı için gelişim dönemine uygun işlem yapılması gerekiyor.</p>

<h2>Gübrelemeyi ihtiyaca göre yapın</h2>

<p>Bitkilerin büyüme hızı sonbaharda yavaşladığı için yaz aylarındaki yoğun gübreleme düzenine devam etmek doğru olmayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonbahar döneminde gübre kullanmadan önce bitkinin türü ve büyüme dönemi dikkate alınmalı. Dinlenme dönemine giren bitkilere gereğinden fazla gübre verilmesi, bitkinin kök ve yapraklarında sorunlara neden olabilir.</p>

<p>Gübreleme yapılacaksa bitkinin ihtiyaçlarına uygun ürün tercih edilmeli ve ürünün kullanım talimatlarına uyulmalı.</p>

<h2>Saksı ve toprak kontrolü yapın</h2>

<p>Sonbahar, bazı bitkiler için saksı ve toprak kontrolü yapmak açısından da uygun bir dönem.</p>

<p>Saksının drenaj deliklerinin açık olup olmadığı kontrol edilmeli. Toprağın suyu yeterince geçirip geçirmediğine bakılmalı. Köklerin saksıyı tamamen doldurduğu veya toprağın yapısının bozulduğu durumlarda ise bitkinin türüne uygun bir zamanda saksı değişimi değerlendirilebilir.</p>

<p>Saksı değişiminde bitkiye gereğinden büyük bir kap seçmekten de kaçınılmalı. Büyük saksıda fazla toprak bulunması, suyun uzun süre tutulmasına ve köklerin zarar görmesine neden olabilir.</p>

<h2>Güneş ışığına dikkat</h2>

<p>Günlerin kısalmasıyla birlikte bitkilerin aldığı ışık miktarı da azalıyor. Bu nedenle özellikle ev içerisinde yetiştirilen çiçeklerin yeterli gün ışığı alabileceği alanlara yerleştirilmesi önemli.</p>

<p>Ancak yaz aylarında doğrudan güneş alan bir noktaya alışmış bitkilerin konumu değiştirilirken ani değişikliklerden kaçınılmalı. Bitkinin türüne göre doğrudan güneş veya aydınlık ancak dolaylı ışık tercih edilmeli.</p>

<h2><img alt="Salonlara Uygun Bitkiler" class="detail-photo img-fluid" height="586" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/salonlara-uygun-bitkiler.jpg" width="804" />Sonbaharda yeni çiçekler için de fırsat var </h2>

<p>Sonbahar yalnızca mevcut çiçekleri kışa hazırlama dönemi değil, aynı zamanda mevsime uygun bitkileri bahçe ve balkonlara kazandırmak için de iyi bir dönem.</p>

<p>Menekşe, hercai menekşe, siklamen, kasımpatı ve süs lahanası gibi sonbahar ve kış döneminde yetiştirilebilen bitkiler, balkon ve bahçelere renk katabiliyor.</p>

<p>Ancak bitki seçerken İzmir gibi ılıman iklime sahip bölgelerde dahi balkonun güneş alma süresi, rüzgâra açıklığı ve saksının konumu dikkate alınmalı.</p>

<p>Kısacası; sonbaharda daha az sulama, doğru ışık, kontrollü gübreleme, düzenli temizlik ve soğuklara karşı koruma, çiçeklerin sağlıklı kalmasının temelini oluşturuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/sonbahar-kapida-ciceklerinizi-kisa-hazirlamak-icin-bu-bakim-onerilerini-uygulayin</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/images-7-4.jpg" type="image/jpeg" length="50247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Börek tadında patatesli omlet tarifi: Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olacak!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/borek-tadinda-patatesli-omlet-tarifi-kahvalti-sofralarinin-vazgecilmezi-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/borek-tadinda-patatesli-omlet-tarifi-kahvalti-sofralarinin-vazgecilmezi-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahvaltıda farklı ve pratik bir lezzet arayanlar için patatesli omlet tarifi öne çıkıyor. Haşlanmış patates, yumurta, peynir ve unun buluştuğu bu tarif, kısa sürede hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahvaltı sofralarına hem pratik hem de doyurucu bir alternatif arıyorsanız, patatesli omlet tarifini mutlaka denemelisiniz. Börek lezzetini aratmayan bu tarif, az malzemeyle kolayca hazırlanabiliyor.</p>

<p>Yumurta, patates ve peynirin uyumunu sofraya taşıyan patatesli omlet, özellikle hafta sonu kahvaltılarında sevdikleriniz için hazırlayabileceğiniz lezzetli seçeneklerden biri.</p>

<p>İşte börek tadında patatesli omlet tarifi…</p>

<h2>Patatesli omlet için gerekli malzemeler</h2>

<ul>
 <li>
 <p>4 adet yumurta</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yarım su bardağı süt</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 çay bardağı beyaz peynir</p>
 </li>
 <li>
 <p>2 adet haşlanmış patates</p>
 </li>
 <li>
 <p>1,5 çay bardağı un</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 çay kaşığı karabiber</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 çay kaşığı tuz</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 çay kaşığı toz kırmızı biber</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Tereyağı</p>
 </li>
</ul>

<h2>Patatesli omlet nasıl yapılır?</h2>

<p>Öncelikle haşlanmış patateslerden birini rendeleyin. Diğer patatesi ise iri parçalar halinde doğrayın.</p>

<p>Rendelediğiniz patateslerin üzerine yumurtaları kırın ve iyice çırpın. Ardından sütü ekleyin. Tuz, karabiber ve toz kırmızı biberin yanı sıra beyaz peyniri ve unu da karışıma ilave edin.</p>

<p>Tüm malzemeleri güzelce karıştırarak akışkan kıvamlı bir harç hazırlayın.</p>

<p>Tavayı tereyağıyla iyice yağlayın. İri parçalar halinde doğradığınız patatesleri tavanın tabanına dizin. Hazırladığınız harcı patateslerin üzerine dökün.</p>

<p>Tavanın kapağını kapatıp omletin bir tarafını yaklaşık 5 dakika pişirin. Ardından bir kapak yardımıyla omleti dikkatlice ters çevirin.</p>

<p>Tavayı yeniden tereyağıyla yağlayıp omleti diğer tarafıyla da yaklaşık 5 dakika pişirin.</p>

<p>İki tarafı da güzelce kızaran patatesli omleti ocaktan alarak sıcak servis edebilirsiniz.</p>

<p>Patatesleri çiğden kullanmak isterseniz rendeledikten sonra mutlaka suyunu iyice sıkın. Böylece omletin fazla sulanmasını önleyebilirsiniz.</p>

<p>Daha yoğun peynir lezzeti isteyenler ise harca beyaz peynirin yanı sıra kaşar peyniri de ekleyebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/borek-tadinda-patatesli-omlet-tarifi-kahvalti-sofralarinin-vazgecilmezi-olacak</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/180217-1250x833.webp" type="image/jpeg" length="75652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bugün Uluslararası Köpek Günü: İşte 26 Ağustos’un hikayesi]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bugun-uluslararasi-kopek-gunu-iste-26-agustosun-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/bugun-uluslararasi-kopek-gunu-iste-26-agustosun-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün 26 Ağustos. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca köpeğin yalnızca evlerin neşesi değil, kimi zaman bir canın kurtarılmasına, kimi zaman bir insanın yeniden hayata tutunmasına eşlik ettiği hatırlanıyor. Peki Uluslararası Köpek Günü neden 26 Ağustos’ta kutlanıyor? Hikayesi, bir çocuğun barınaktan sahiplendiği ilk köpeğe kadar uzanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Köpekler bazen kapının önünde bizi bekleyen bir dost, bazen zor bir günün sonunda sessizce yanımıza kıvrılan bir yol arkadaşı oluyor. Bazıları ise hayatını hiç tanımadığı insanları kurtarmaya, yönlendirmeye veya onlara destek olmaya adıyor. İşte 26 Ağustos, bu dört ayaklı dostların hayatımızdaki yerini hatırlamak için dünyanın farklı yerlerinde Uluslararası Köpek Günü olarak kutlanıyor.</p>

<p><img height="435" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-108.png" width="672" /></p>

<h2>Bir barınaktan başlayan hikaye</h2>

<p>26 Ağustos’un hikayesi, Amerikalı hayvan hakları savunucusu Colleen Paige’in çocukluk yıllarına uzanıyor. Paige’in kendi anlatımına göre ailesi, o henüz 10 yaşındayken 26 Ağustos’ta bir hayvan barınağından ilk köpekleri Sheltie’yi sahiplendi. Yıllar sonra köpeklere adanan özel bir gün oluşturduğunda ise bu tarihi seçti. 2004 yılında başlayan National Dog Day, zamanla yalnızca evcil hayvanları kutlayan bir gün olmaktan çıktı. Barınaklarda yeni bir yuva bekleyen köpeklere dikkat çekmek ve hayvan sahiplenmeyi teşvik etmek de günün amaçları arasına girdi. Belki de bu yüzden 26 Ağustos’un hikayesi yalnızca bir takvim tarihinden ibaret değil. Bir çocuğun bir barınaktan aldığı köpek, yıllar sonra milyonlarca insanın hayvanlara bakışını değiştirmeyi amaçlayan bir günün simgesine dönüştü.</p>

<p><img height="435" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-109.png" width="677" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>26 Ağustos’un başka bir hikayesi daha var</h2>

<p>26 Ağustos’un anlamına ilişkin resmi kayıtlarda başka bir ayrıntı da bulunuyor. New York Eyalet Senatosu’nun 2013 tarihli kararında, National Dog Day’in amaçları arasında 11 Eylül saldırılarının ardından Ground Zero’da görev yapan arama-kurtarma köpeklerinin hizmetlerinin hatırlanması ve takdir edilmesi de gösteriliyor. Enkazların arasında çalışan bu köpekler, insanlara ulaşmak için arama-kurtarma ekiplerinin yanında görev yaptı. Böylece 26 Ağustos, yalnızca evlerimizdeki dostlarımızı değil, insan hayatına farklı şekillerde dokunan köpekleri de hatırlatan bir güne dönüştü.</p>

<p><img height="447" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-111.png" width="658" /></p>

<h2>Onlar sadece “evcil hayvan” değil</h2>

<p>Bir köpeğin insan hayatındaki yeri, çoğu zaman bir mama kabından veya tasmasından çok daha fazlası. Arama-kurtarma köpekleri deprem ve diğer afetlerde kayıp insanların bulunmasına yardımcı oluyor. Rehber köpekler görme engelli bireylerin günlük yaşamlarında onlara eşlik ediyor. Terapi köpekleri ise insanların sosyal ve duygusal açıdan desteklenmesine katkı sağlıyor. Kimi zaman bir enkazın altında umut oluyorlar, kimi zaman sahibinin yanında sessizce oturuyorlar. Belki de onları özel kılan şey tam olarak bu: İnsan hayatına dokunmanın tek bir yolu olmadığını hatırlatmaları.</p>

<p><img height="450" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-105.png" width="675" /></p>

<h2>Asıl mesele barınaktaki köpekler</h2>

<p>Uluslararası Köpek Günü’nün dikkat çektiği en önemli konulardan biri de yuva bekleyen hayvanlar. Evinde bir köpekle yaşayanlar için bugün ekstra bir yürüyüş, birlikte oynanan uzun bir oyun ya da biraz daha fazla sevgi anlamına gelebilir. Ancak barınaklardaki bazı köpekler için ihtiyaç çok daha temel: güvenli bir yuva, düzenli bakım ve ilgi. Bu nedenle 26 Ağustos, hayvanseverler için barınakları ziyaret etmek, mama ve bakım desteği sağlamak veya uygun koşullara sahiplerse bir köpeği sahiplenmek için de bir fırsat olarak görülüyor.</p>

<p><img height="437" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-106.png" width="676" /></p>

<h2>Bugün onların gözünden bakmayı deneyin</h2>

<p>Köpek sahipleri 26 Ağustos’ta dört ayaklı dostlarıyla biraz daha fazla vakit geçirebilir. Birlikte yürüyüşe çıkmak, yeni bir oyun öğrenmek veya sadece yanlarında oturmak bile onlar için günün en güzel anı olabilir. Bir köpeği olmayanlar içinse bugün başka bir anlam taşıyabilir: Bir barınağın kapısından içeri girmek, oradaki hayvanların gözlerine bakmak ve onların da bir gün bir evin kapısından içeri girebileceğini hatırlamak. Uluslararası Köpek Günü belki de bize basit bir şeyi yeniden hatırlatıyor: Bazı dostlukların konuşmaya ihtiyacı yok. Bazen bir çift göz, sallanan bir kuyruk ve kapıda bekleyen bir pati, anlatılabilecek uzun cümlelerden çok daha fazlasını söylüyor.</p>

<p><img height="412" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-110.png" width="672" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bugun-uluslararasi-kopek-gunu-iste-26-agustosun-hikayesi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/kopek-7.png" type="image/jpeg" length="95109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evinizdeki bu eşyalar enerjinizi düşürüyor olabilir: Feng Shui'ye göre dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/evinizdeki-bu-esyalar-enerjinizi-dusuruyor-olabilir-feng-shuiye-gore-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/evinizdeki-bu-esyalar-enerjinizi-dusuruyor-olabilir-feng-shuiye-gore-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Spiritüel inanışlara ve Feng Shui gibi enerji disiplinlerine göre evde bulunan bazı eşyaların yaşam alanındaki enerji akışını olumsuz etkilediğine inanılıyor. Kırık eşyalardan kurumuş çiçeklere, çalışmayan saatlerden geçmişi hatırlatan objelere kadar bazı eşyalar, evin atmosferini değiştirebileceği düşünülen unsurlar arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evler yalnızca yaşadığımız ve eşyalarımızı sakladığımız alanlar değil. Spiritüel inanışlarda evin düzeninin, kullanılan eşyaların ve hatta bazı objelerin kişinin ruh hali üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor. Özellikle Feng Shui gibi enerji disiplinlerinde yaşam alanındaki “Çi” olarak adlandırılan enerji akışının dengeli olması önem taşıyor. Bu yaklaşım bilimsel bir gerçek olarak kabul edilmese de, ev düzenine ilişkin bazı öneriler son yıllarda dekorasyon ve yaşam tarzı içeriklerinde de sıkça gündeme geliyor. Peki hangi eşyaların evde “durgun” veya olumsuz enerji oluşturduğuna inanılıyor?</p>

<p><img height="442" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-95.png" width="675" /></p>

<h2>Kırık ve çatlak eşyalar</h2>

<p>Çatlamış bir bardak, kırık bir tabak ya da uzun süredir tamir edilmeyi bekleyen bir eşya, spiritüel inanışlarda tamamlanmamışlıkla ilişkilendiriliyor. Bu yaklaşıma göre kullanılmaya devam edilen veya bir köşede bekletilen hasarlı eşyalar, yaşam alanında “kırık” bir enerjiyi temsil ediyor. Bu nedenle tamir edilebilecek eşyaların onarılması, artık kullanılmayacak durumda olanların ise evden çıkarılması öneriliyor. Buradaki yaklaşım yalnızca eşyanın fiziksel durumuyla sınırlı değil. Kişinin her gün gördüğü ancak bir türlü ilgilenmediği kırık bir eşyanın, tamamlanmamış bir işi hatırlatması nedeniyle psikolojik olarak da rahatsızlık yaratabileceği düşünülüyor.</p>

<p><img height="438" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-96.png" width="600" /></p>

<h2>Kurumuş çiçekler ve solmuş bitkiler</h2>

<p>Canlılığını kaybetmiş çiçekler de spiritüel inanışlarda dikkat çeken objeler arasında. Taze çiçekler ve canlı bitkiler yaşamla ilişkilendirilirken, tamamen kurumuş veya solmuş bitkilerin “durgun enerjiyi” temsil ettiği düşünülüyor. Bu nedenle uzun süre önce canlılığını kaybetmiş bitkilerin yaşam alanında tutulmaması tavsiye ediliyor. Ancak burada önemli olan nokta, kurutulmuş çiçeklerin tamamının olumsuz kabul edilmemesi. Bazı kişiler için kurutulmuş çiçekler dekoratif veya duygusal bir anlam taşıyabiliyor. Spiritüel yaklaşımlarda asıl vurgu, kişinin artık kendisine iyi gelmeyen ve yalnızca geçmişten kalan nesneleri ayıklaması üzerine yapılıyor.</p>

<p><img height="426" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-97.png" width="680" /></p>

<h2>Çalışmayan saatler</h2>

<p>Pili bitmiş veya uzun süredir durmuş bir saat de bu listede yer alıyor. Feng Shui ve benzeri spiritüel yaklaşımlarda çalışan saatler hayatın akışıyla ilişkilendirilirken, durmuş saatlerin “zamanın ilerlemediği” hissini sembolize ettiği düşünülüyor. Bu nedenle evde bulunan bozuk saatlerin çalışır hale getirilmesi ya da artık kullanılmayacak durumdaysa kaldırılması öneriliyor.</p>

<p><img height="433" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-98.png" width="670" /></p>

<h2>Kötü anıları hatırlatan eşyalar</h2>

<p>Bir eşyanın enerjisini belirleyen şeyin yalnızca kendisi olmadığı, kişinin o eşyayla kurduğu ilişkinin de önemli olduğu düşünülüyor. Eski bir ilişkiyi, aile içindeki bir tartışmayı, zor bir dönemi veya kişinin kendisini kötü hissettiği bir zamanı hatırlatan eşyalar buna örnek gösteriliyor. Spiritüel yaklaşımlara göre kişi bir objeye her baktığında geçmişte yaşadığı olumsuz duyguları yeniden hatırlıyorsa, o eşyanın yaşam alanındaki varlığı sorgulanabilir. Bu nedenle “Bir gün lazım olur” düşüncesiyle yıllarca saklanan bazı eşyalar yerine, kişiye bugün nasıl hissettirdiğinin değerlendirilmesi öneriliyor.</p>

<p><img height="451" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-99.png" width="673" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzun süredir kullanılmayan eşyalar</h2>

<p>Dolapların arkasında, çekmecelerde veya evin kullanılmayan köşelerinde biriken eşyalar da enerji akışı açısından tartışılan unsurlar arasında. Feng Shui'de yaşam alanının gereksiz eşyalardan arındırılması önemli uygulamalardan biri. Kullanılmayan eşyaların azaltılmasıyla evin daha ferah hale gelmesinin, kişinin de kendisini daha rahat hissetmesine yardımcı olabileceği düşünülüyor. Bu nedenle özellikle uzun zamandır kullanılmayan kıyafetler, eski elektronik cihazlar, gereksiz dekorasyon ürünleri ve artık ihtiyaç duyulmayan eşyalar gözden geçiriliyor.</p>

<p><img height="398" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-103.png" width="608" /></p>

<h2>Sivri ve keskin objeler</h2>

<p>Keskin köşeli veya sivri dekoratif objeler de bazı Feng Shui uygulamalarında dikkat edilmesi gereken unsurlar arasında gösteriliyor. Özellikle oturma alanlarında kişiye doğru yönelen sivri uçların daha sert ve gergin bir atmosfer oluşturabileceğine inanılıyor. Bu nedenle yaşam alanlarında daha yumuşak formlara sahip dekoratif objelerin tercih edilmesi öneriliyor. Benzer şekilde şiddet veya yoğun çatışma içeren görsellerin de bazı spiritüel yaklaşımlarda evin atmosferi açısından uygun olmadığı düşünülüyor.</p>

<p><img height="440" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-104.png" width="687" /></p>

<h2>Aynalar neden tartışılıyor?</h2>

<p>Aynalar da Feng Shui'de özel bir yere sahip. Aynanın kendisinin “negatif” olduğu düşüncesinden ziyade, nerede ve nasıl konumlandırıldığı önem taşıyor. Özellikle yatağı doğrudan gösteren aynalar konusunda farklı Feng Shui yorumları bulunuyor. Bazı inanışlarda yatak odasında yatağın karşısındaki aynanın uyku sırasında huzursuzluk yaratabileceği düşünülürken, aynaların doğru konumlandırıldığında alanı daha geniş ve aydınlık göstermeye yardımcı olabileceği de kabul ediliyor. Dolayısıyla burada tek bir “ayna kullanmayın” kuralından söz etmek mümkün değil.</p>

<p><img height="437" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/image-100.png" width="673" /></p>

<h2>Peki evin enerjisini değiştirmek için ne yapılabilir?</h2>

<p>Spiritüel inanışlara göre yaşam alanındaki enerjiyi yenilemek isteyenlerin öncelikle kullanmadıkları ve kendilerinde olumsuz duygu uyandıran eşyalardan kurtulması öneriliyor. Kırık eşyaların tamir edilmesi, durmuş saatlerin çalıştırılması, solmuş bitkilerin yenilenmesi ve evin düzenli olarak havalandırılması da sık dile getirilen öneriler arasında. Ancak bu uygulamaların kişinin enerjisini gerçekten değiştirdiğine ilişkin bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu önerileri kesin sonuç veren yöntemler olarak değil, spiritüel ve kültürel inanışlar çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor. Sonuçta bir evde hangi eşyanın tutulacağı yalnızca Feng Shui kurallarıyla değil, kişinin o eşya ile kurduğu ilişkiyle de bağlantılı. Bir obje güzel bir anıyı temsil ediyorsa anlamı farklı olabilir; kişinin her gördüğünde kendisini kötü hissetmesine neden oluyorsa aynı eşya bambaşka bir anlam taşıyabilir. Belki de bu inanışların ortak noktasını tek bir soruyla özetlemek mümkün: Evinizdeki eşyalara baktığınızda kendinizi iyi mi hissediyorsunuz, yoksa bazıları size geçmişte bırakmak istediğiniz şeyleri mi hatırlatıyor?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/evinizdeki-bu-esyalar-enerjinizi-dusuruyor-olabilir-feng-shuiye-gore-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/hatira.png" type="image/jpeg" length="86756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ay tutulması için geri sayım: Türkiye’de hangi illerden, saat kaçta izlenebilecek?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/ay-tutulmasi-icin-geri-sayim-turkiyede-hangi-illerden-saat-kacta-izlenebilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/ay-tutulmasi-icin-geri-sayim-turkiyede-hangi-illerden-saat-kacta-izlenebilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[28 Ağustos sabahı gerçekleşecek parçalı Ay tutulması Türkiye'den de izlenebilecek. Ay'ın ufka yakın olması nedeniyle özellikle batı kesimleri tutulmayı gözlemlemek için daha avantajlı olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ay tutulması, 28 Ağustos sabahı Türkiye'den de gözlemlenebilecek. Tutulma sırasında Ay'ın ufka çok yakın olması nedeniyle özellikle Türkiye'nin batı kesimlerinin daha avantajlı olması bekleniyor. Gökyüzü meraklıları, gün doğumuna doğru gerçekleşecek tutulmanın dikkat çekici aşamalarını izleyebilecek.</p>

<h2>Tutulmanın en belirgin aşaması sabah saatlerinde</h2>

<p>İstanbul'da Ay tutulmasının yarı gölge evresi 04.23'te başlayacak. Parçalı tutulmanın başlangıcı ise 05.33'te gerçekleşecek. İstanbul'dan görülebilen en belirgin aşamanın yaklaşık 06.26'da yaşanması bekleniyor.</p>

<p>Çanakkale'de parçalı tutulmanın maksimumunun yaklaşık 06.37'de gerçekleşeceği belirtiliyor. Tutulma sırasında Ay, batı-güneybatı yönünde ve ufka oldukça yakın konumda bulunacak. Bu nedenle Türkiye'nin batısındaki bölgeler tutulmanın daha büyük bir bölümünü izleyebilecek.</p>

<h2>Batı kesimleri daha avantajlı</h2>

<p>Türkiye'nin doğu ve iç kesimlerinde Ay'ın ufka daha erken yaklaşması nedeniyle tutulmanın görülebileceği süre daha kısa olabilir. Tutulmayı izlemek isteyenlerin batı-güneybatı yönünde ufku açık, yüksek bina ve ağaçlar tarafından engellenmeyen noktaları tercih etmesi öneriliyor.</p>

<p>Ay'ın kızıl veya bakır tonlarında görünmesi ise Dünya'nın atmosferinden kaynaklanıyor. Dünya, Güneş ile Ay'ın arasına girdiğinde Ay Dünya'nın gölgesinden geçiyor. Atmosfer mavi ışığı daha fazla saçarken, kırmızı ışık atmosferden geçerek Ay'a ulaşıyor. Bu durum Ay'ın tutulma sırasında kızıl bir görünüme bürünmesine neden oluyor.</p>

<h2>'Kanlı Ay' olarak adlandırılıyor</h2>

<p>Ay'ın kızıl renge bürünmesi nedeniyle tutulma halk arasında 'Kanlı Ay' olarak adlandırılabiliyor. Ancak bu olay tam Ay tutulması değil, parçalı Ay tutulması olacak. Ay'ın tamamı Dünya'nın gölgesine girmeyeceği için teknik olarak 'Kanlı Ay' ifadesi tam anlamıyla kullanılmıyor.</p>

<p>Tutulmanın ardından bir sonraki tam Ay tutulması 31 Aralık 2028'de gerçekleşecek. 28 Ağustos'taki tutulma ise bu tarihe kadar dünyanın herhangi bir yerinden görülebilecek en derin Ay tutulması olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ay tutulmasını izlemek için özel gözlüğe ihtiyaç bulunmuyor. Güneş tutulmalarının aksine Ay tutulması çıplak gözle güvenle izlenebiliyor. Daha ayrıntılı görüntü elde etmek isteyenler dürbün veya teleskop kullanabilir. Fotoğraf çekmek isteyenlerin ise özellikle maksimum aşamayı kaçırmamak için önceden uygun bir gözlem noktası belirlemesi öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/ay-tutulmasi-icin-geri-sayim-turkiyede-hangi-illerden-saat-kacta-izlenebilecek</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2025/03/kanli-ay-tutulmasi.jpg" type="image/jpeg" length="93277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece acıkanlar dikkat: Yoğurdunuza 1 kaşık eklemek yetiyor]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gece-acikanlar-dikkat-yogurdunuza-1-kasik-eklemek-yetiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/gece-acikanlar-dikkat-yogurdunuza-1-kasik-eklemek-yetiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gece acıkınca tatlı ve abur cubura yönelenler için yoğurt ve chia tohumu dikkat çeken bir alternatif olabilir. Lif ve protein içeren bu pratik karışım, tokluk hissini desteklerken fazla tüketildiğinde sindirim sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gece saatlerinde acıkıyor ve tatlı ya da abur cubur tüketme isteğinize engel olamıyorsanız, yoğurdunuza ekleyeceğiniz bir kaşık chia tohumu daha doyurucu bir alternatif olabilir. Lif açısından zengin chia tohumu, yoğurdun protein içeriğiyle birleştiğinde tokluk hissinin desteklenmesine yardımcı olabilir.</p>

<h2>Chia tohumu neden yoğurtla tüketiliyor?</h2>

<p>Son dönemde popülerliği artan chia tohumu; lif, bitkisel protein, omega-3 yağ asitleri ve çeşitli mineraller içeriyor. Özellikle yüksek lif içeriğiyle öne çıkan chia tohumu, sıvıyla temas ettiğinde jel kıvamına geliyor.</p>

<p>Bir kâse yoğurda yaklaşık bir yemek kaşığı chia tohumu eklemek, özellikle akşam saatlerinde daha doyurucu bir ara öğün oluşturabilir. Böylece yüksek şeker ve kalori içeren tatlı veya abur cubur seçenekleri yerine daha dengeli bir alternatif tercih edilebilir.</p>

<h2>Gece açlığını kontrol etmeye yardımcı olabilir</h2>

<p>Yoğurdun içerdiği protein ile chia tohumunun lif içeriğinin bir araya gelmesi, daha uzun süre tokluk hissedilmesine katkı sağlayabilir. Chia tohumunun sıvıyı emerek jel oluşturması da sindirimin daha yavaş gerçekleşmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak chia tohumunun doğrudan yağ yaktığı veya gece boyunca metabolizmayı hızlandırdığı düşünülmemeli. Bu yönde güçlü insan çalışmaları bulunmuyor. Dolayısıyla chia tohumu, tek başına kilo verdiren bir besin değil; dengeli beslenme içerisinde değerlendirilebilecek bir seçenek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Fazla tüketmek sindirim sorunlarına yol açabilir</h2>

<p>Chia tohumunun yüksek lif içeriği, yeterli sıvı tüketimiyle birlikte sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlayabilir. Ancak bir anda fazla miktarda tüketilmesi şişkinlik, gaz ve karın rahatsızlığına neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle chia tüketimine düşük miktarlarla başlamak ve gün boyunca yeterli su içmek önem taşıyor. Gece acıkıldığında yoğurt ve chia tohumu tercih edilecekse porsiyonun ölçülü tutulması, dengeli bir ara öğün oluşturmak açısından daha uygun olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gece-acikanlar-dikkat-yogurdunuza-1-kasik-eklemek-yetiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2024/10/yesil-yaprakli-sebze-1.png" type="image/jpeg" length="96604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saat yok, takvim yok, yaş hesabı yok: Amondawa halkının sıra dışı yaşamı]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/saat-yok-takvim-yok-yas-hesabi-yok-amondawa-halkinin-sira-disi-yasami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/saat-yok-takvim-yok-yas-hesabi-yok-amondawa-halkinin-sira-disi-yasami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Brezilya Amazonları'nda yaşayan Amondawa topluluğu, zamanı modern toplumların aksine saat, takvim ve yaş üzerinden tanımlamıyor. Dillerinde zamanı bağımsız ve ölçülebilir bir kavram olarak ifade eden sözcüklerin bulunmaması, zaman algısının kültürden kültüre değişebileceğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern dünyada yaşamın neredeyse her alanı saatler, tarihler ve takvimlerle düzenleniyor. İşe ne zaman gidileceğinden bir insanın kaç yaşında olduğuna kadar pek çok bilgi, zaman üzerinden ifade ediliyor. Ancak Brezilya'nın Amazon bölgesinde yaşayan Amondawa halkının dünyasında bu sistem oldukça farklı işliyor. Dilbilimci ve antropologların yürüttüğü araştırmalar, topluluğun zamanı bizim alışık olduğumuz şekilde bağımsız bir kavram olarak ele almadığını ortaya koyuyor. Amondawa dilinde hafta, ay ve yıl gibi belirli zaman aralıklarını karşılayan sözcüklerin bulunmadığı belirtiliyor.</p>

<p><img alt="UYURKEN ZAMAN ALGIMIZ DA DEĞİŞİYOR 4" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1314259446-833399.jpg?width=880&amp;format=webp" /></p>

<h2>Doğayı takip ediyor, zamanı saymıyorlar</h2>

<p>Amondawa halkı, Brezilya'nın kuzeybatısındaki Amazon bölgesinde yaşıyor. Uru-Eu-Wau-Wau halkının bir alt grubu olan toplulukla dış dünyanın ilk teması 1986 yılında gerçekleşti. 2011 yılında yapılan araştırmalarda, Amondawa dilinde zamanı saat veya takvim gibi sayısal bir sistem içerisinde ifade eden kelimelerin bulunmadığı belirlendi. Bu durum topluluğun gece ile gündüzü ya da yağışlı ve kurak dönemleri ayırt etmediği anlamına gelmiyor. Aksine doğadaki değişimler yaşamın önemli bir parçasını oluşturuyor. Ancak bu dönemler, modern toplumlarda olduğu gibi belirli sayısal zaman dilimleri şeklinde sınıflandırılmıyor.</p>

<p><img alt="&quot;ZAMAN&quot; İÇİN KELİMELERİ BİLE YOK " src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1392216075-991862(2).jpg?width=880&amp;format=webp" /></p>

<h2>Yaş yerine isimler ve yaşam evreleri kullanılıyor</h2>

<p>Amondawa toplumunda yaş kavramının kullanımı da dikkat çekici bir farklılık gösteriyor. İnsanların kaç yaşında olduğu sayılarla ifade edilmiyor. Bir kişinin hayatındaki değişimler, toplum içerisindeki rolü ve kimliği üzerinden takip ediliyor. Çocuk büyüdükçe ismini yeni doğan kardeşine bırakabiliyor ve kendisi yeni bir isim alabiliyor. Böylece modern toplumlarda doğum günü ve yaş üzerinden anlatılan büyüme süreci, Amondawa'da kişinin sosyal konumundaki değişimlerle ifade ediliyor. Araştırmacılar, bunun geçmişi hatırlamak veya insanların hayatındaki farklı dönemleri ayırt etmek için mutlaka soyut bir zaman hesabına ihtiyaç duyulmadığını gösterdiğini değerlendiriyor.</p>

<p><img alt="HAFTA, AY VE YIL İÇİN KELİMELERİ YOK 1" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-889470756-892671.jpg?width=880&amp;format=webp" /></p>

<h2>Zaman algımız doğuştan mı geliyor?</h2>

<p>Amondawa üzerine yapılan çalışmaların en dikkat çekici taraflarından biri, zamanın insanlar tarafından algılanış biçiminin ne kadarının biyolojik, ne kadarının kültürel olduğu sorusunu gündeme getirmesi. Araştırmaya öncülük eden dilbilimci Chris Sinha'nın değerlendirmelerine göre zamanı “harcanan”, “kaybedilen” veya “tükenen” bağımsız bir kaynak gibi görme biçimi bütün insan toplulukları için ortak olmayabilir. Başka bir ifadeyle saatler ve takvimlerle hayatı bölümlere ayırmak, insan zihninin değişmez bir özelliği olmaktan ziyade içinde yaşadığımız toplumların geliştirdiği bir sistem olabilir.</p>

<p><img alt="KAÇ YAŞINDA OLDUKLARINI SÖYLEMİYORLAR 2" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-1344369440-174074.jpg?width=880&amp;format=webp" /></p>

<h2>Rüyalar da zamanın farklı yaşanabileceğini gösteriyor</h2>

<p>Zaman deneyiminin yalnızca saat ve takvimlerden oluşmadığına ilişkin örneklerden biri de rüyalar.Uyku sırasında beynin olayları sıralama ve doğrusal biçimde ilişkilendirme şeklinin değişmesi, rüyalarda zamanın gündelik hayattaki kurallarından kopmasına neden olabiliyor. Kısa süren bir rüyanın içerisinde yıllar önce yaşanmış bir olaydan başka bir döneme geçmek veya farklı zaman dilimlerini tek bir hikayenin içinde yaşamak mümkün olabiliyor. Bu durum, zaman deneyiminin yalnızca dış dünyadaki ölçüm araçlarıyla değil, beynin yaşanan olayları nasıl organize ettiğiyle de ilişkili olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p><img alt="ZAMAN ALGISI KÜLTÜREL OLABİLİR 3" src="https://images.ntv.com.tr/images/iStock-2185610425-175928.jpg?width=880&amp;format=webp" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Saat ve takvim olmadan hayat mümkün mü?</h2>

<p>Amondawa örneği, saatlerin ve takvimlerin gereksiz olduğunu göstermiyor. Modern toplumların milyonlarca insanın günlük yaşamını, çalışma düzenini ve ortak faaliyetlerini planlayabilmesi için zaman ölçümü büyük önem taşıyor. Ancak bu topluluğun yaşam biçimi, insanların hayatlarını saatlere, tarihlere ve yaşlara bölmesinin insanlık için tek ve evrensel yöntem olmayabileceğini ortaya koyuyor. Amondawa halkı üzerinden ortaya çıkan temel soru ise şu: Zamanı gerçekten olduğu gibi mi deneyimliyoruz, yoksa içinde yaşadığımız kültür bize zamanı nasıl algılamamız gerektiğini mi öğretiyor?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ntv</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/saat-yok-takvim-yok-yas-hesabi-yok-amondawa-halkinin-sira-disi-yasami</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/amazonlar.png" type="image/jpeg" length="81980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavurucu sıcaklar ne zaman bitecek? Hava ne zaman serinleyecek?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/kavurucu-sicaklar-ne-zaman-bitecek-hava-ne-zaman-serinleyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/kavurucu-sicaklar-ne-zaman-bitecek-hava-ne-zaman-serinleyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde sıcak hava dalgası etkisini sürdürürken İzmir’de bugün sıcaklığın 38 dereceye ulaşması bekleniyor. Ege’de sıcaklıkların 41 dereceye kadar çıkabileceği belirtilirken, hava sıcaklıklarının çarşamba gününden itibaren düşüşe geçmesi bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Afrika ve Basra’dan gelen sıcak hava dalgasının etkisi altında. Ülke genelinde sıcaklıkların mevsim normallerinin 3 ila 5 derece üzerinde seyretmesi beklenirken, İzmir’de bugün sıcaklık 38 dereceye ulaşacak. Uzmanlara göre sıcak hava dalgası çarşamba gününden itibaren etkisini azaltacak.</p>

<h2>İzmir’de sıcak hava etkili olacak</h2>

<p>Ege Bölgesi’nde kavurucu sıcaklıklar etkisini sürdürüyor. İzmir’de bugün sıcaklığın 38 derece olması beklenirken, Muğla’da da termometrelerin 38 dereceyi göstermesi öngörülüyor.</p>

<p>Meteoroloji uzmanı Delik Çalışkan, hafta sonu Ege’de 38-39 derece seviyesinde seyreden sıcaklıkların hafta başında daha da artacağını belirtti. Buna göre bölgede sıcaklıkların 41 dereceye kadar yükselmesi bekleniyor.</p>

<p>İzmir’de özellikle gün içerisinde etkili olacak yüksek sıcaklık nedeniyle vatandaşların güneşin en yoğun olduğu saatlerde dikkatli olması önem taşıyor.</p>

<h2>Sıcaklıklar çarşambadan itibaren düşecek</h2>

<p>Türkiye genelinde bugün ve yarın sıcaklıkların mevsim normallerinin 3 ila 5 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. Ancak sıcak hava dalgasının uzun süre devam etmesi beklenmiyor.</p>

<p>NTV Meteoroloji Uzmanı Delik Çalışkan, çarşamba gününden itibaren bazı illerde sonbahar havasının hissedilmeye başlanacağını ifade etti. Çalışkan, sıcaklıkların çarşamba günü bazı bölgelerde 30 derecenin altına ineceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Büyükşehirlerde sıcaklıklar yüksek</h2>

<p>Bugün İstanbul’da 31, Bursa’da 33, Ankara’da 35, Eskişehir’de 33 derece sıcaklık bekleniyor.</p>

<p>Ege’nin yanı sıra Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da da yüksek sıcaklıklar etkili olacak. İzmir ve Muğla’da 38, Gaziantep’te 38, Şanlıurfa’da 40, Diyarbakır’da ise 42 derece sıcaklık öngörülüyor.</p>

<p>Adana’da hissedilen sıcaklığın 43 dereceye, Antalya’da ise sıcaklığın 40 dereceye ulaşması bekleniyor.</p>

<p>Uzmanlar, sıcaklıkların yüksek seyredeceği günlerde özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunanların güneş altında uzun süre kalmaması ve yeterli sıvı tüketmesi konusunda uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/kavurucu-sicaklar-ne-zaman-bitecek-hava-ne-zaman-serinleyecek</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/sicak-hava-3-1.png" type="image/jpeg" length="66260"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Harvard araştırması ortaya koydu: Kanser riski en yüksek meslekler belli oldu]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/harvard-arastirmasi-ortaya-koydu-kanser-riski-en-yuksek-meslekler-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/harvard-arastirmasi-ortaya-koydu-kanser-riski-en-yuksek-meslekler-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Harvard Tıp Fakültesi araştırmacılarının çalışması, pilot ve kabin görevlilerinin yüksek irtifada maruz kaldıkları kozmik radyasyon nedeniyle bazı kanser türlerine bağlı ölüm oranlarında dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uçuş ekiplerinin işi dışarıdan bakıldığında gökyüzünde seyahat etmekten ibaret gibi görünse de mesleğin beraberinde getirdiği görünmeyen riskler de bulunuyor. Harvard Tıp Fakültesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği yeni bir çalışma, pilotlar ve kabin görevlilerinin radyasyonla bağlantılı kanser kaynaklı ölümler açısından dikkat çekici bir noktada olduğunu ortaya koydu.</p>

<h2>Milyonlarca ölüm kaydı incelendi</h2>

<p>Araştırmada, 2020-2024 yılları arasında kayıtlara geçen yaklaşık 13 milyon ölüm belgesi incelendi. Araştırmacılar 503 farklı meslek grubunu karşılaştırırken, pilotlar ve kabin görevlilerinin radyasyonla ilişkili kanser kaynaklı ölüm oranlarının dikkat çekici seviyelerde olduğunu belirledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın sonuçlarına göre kabin görevlilerinin ölümlerinin yaklaşık yüzde 6,9'unun, pilotların ölümlerinin ise yüzde 6,7'sinin radyasyonla bağlantılı kanserlerden kaynaklandığı hesaplandı. Bu oranların, işlerinde doğrudan radyasyon kaynaklarıyla çalışan bazı meslek gruplarından dahi yüksek olduğu belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca yaklaşık 14 bin pilot ile 7 bin kabin görevlisine ait verileri ayrı olarak değerlendirdi. Yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi faktörler de hesaba katılarak mesleğin etkisinin daha net ortaya konulması amaçlandı.</p>

<h2>Yüksek irtifa kozmik radyasyon riskini artırıyor</h2>

<p>Uçuş ekiplerinin daha yüksek risk taşımasının temel nedenlerinden biri olarak yüksek irtifada maruz kalınan kozmik radyasyon gösterildi. Uçaklar seyir yüksekliğine çıktığında atmosferin koruyucu etkisi azalıyor ve kozmik radyasyona maruziyet yeryüzüne kıyasla artıyor.</p>

<p>Bu nedenle pilotlar ve kabin görevlileri, çalışma hayatları boyunca düzenli olarak iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalan meslek grupları arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne (CDC) göre uçuş ekipleri, uçuş güzergâhları ve çalışma sürelerine bağlı olarak yılda yaklaşık 3 ila 6 milisievert kozmik radyasyona maruz kalabiliyor. Bu miktar, yılda 10 kez kıtalar arası uçuş yapan ortalama bir yolcunun aldığı yaklaşık 0,4 milisievertlik doza kıyasla oldukça yüksek.</p>

<h2>Bazı kanser türlerinde dikkat çeken artış</h2>

<p>Araştırmada pilotlar ve kabin görevlileri arasında meme kanseri, merkezi sinir sistemi kanserleri, prostat kanseri ve melanom kaynaklı ölüm oranlarının daha yüksek olduğu görüldü. Pilotlarda ayrıca lösemi kaynaklı ölümlerde de artış tespit edildi.</p>

<p>Akciğer kanseri ise çalışmaya dahil edilmedi. Araştırmacılar, sigara kullanımının sonuçları ciddi biçimde etkileyebilecek olması nedeniyle bu kanser türünü değerlendirme dışında bıraktı.</p>

<p>Öte yandan uçak bakım ve montajında çalışan işçilerde benzer bir artış görülmedi. Bu meslek gruplarında kanser kaynaklı ölüm oranlarının genel nüfustan belirgin şekilde farklı olmadığı ifade edildi.</p>

<p>Araştırma, uçuş ekiplerinin yüksek irtifada uzun süreli çalışma nedeniyle maruz kaldığı kozmik radyasyonun sağlık açısından dikkate alınması gerektiğine işaret ederken, elde edilen bulguların meslek ile kanser arasındaki doğrudan neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamadığı da göz önünde bulunduruluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/harvard-arastirmasi-ortaya-koydu-kanser-riski-en-yuksek-meslekler-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2025/01/pilot-maaslari.jpg" type="image/jpeg" length="59431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanlı Ay Tutulması gecesinde şans ve aşk için niyet ritüeli! İşte detaylar]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/kanli-ay-tutulmasi-gecesinde-sans-ve-ask-icin-niyet-ritueli-iste-detaylar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/kanli-ay-tutulmasi-gecesinde-sans-ve-ask-icin-niyet-ritueli-iste-detaylar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[28 Ağustos'taki Ay Tutulması, geçmişin yüklerinden arınmak ve hayatınızda aşk, şans ve yeni başlangıçlara yer açmak için sembolik bir ritüelle değerlendirilebilir. İşte tutulma gecesinde uygulanabilecek adımlar…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>28 Ağustos'ta Balık burcunda gerçekleşecek Ay Tutulması, astrolojik yorumlarda geçmişi geride bırakma, tamamlanma ve yeni başlangıçlarla ilişkilendiriliyor. Bu özel geceyi anlamlı bir niyet anına dönüştürmek isteyenler için aşk, şans ve yeni başlangıçlara odaklanan sembolik bir ritüel öneriliyor.</p>

<h2>Ritüel için gerekli malzemeler</h2>

<p>Ritüeli hazırlamak için mor veya lavanta renginde bir mum, birkaç dal lavanta, küçük bir cam kase, bir bardak su, ametist taşı ile beyaz kağıt ve kalem yeterli oluyor. Malzemelerin tamamına sahip olmak şart değil. Özellikle su, lavanta ve mor renkli bir obje ritüelin atmosferini oluşturmak için kullanılabiliyor.</p>

<p>Ritüelin sakin ve loş bir ortamda yapılması öneriliyor. Mum yakıldıktan sonra su dolu kase ve lavanta önünüze yerleştiriliyor. Kağıt ikiye bölünerek bir tarafına “Bırakıyorum”, diğer tarafına ise “Hayatıma Çağırıyorum” yazılıyor.</p>

<h2>Önce geçmişi geride bırakın</h2>

<p>İlk bölümde artık taşımak istemediğiniz duygu, korku, beklenti, ilişki kalıbı veya geçmişten gelen yükler yazılıyor. Ardından birkaç dakika boyunca bunlar üzerine düşünülüyor ve kağıdın bu bölümü yırtılarak çöpe atılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İkinci bölümde ise hayatınızda görmek istediğiniz gelişmelere odaklanılıyor. Aşk konusunda belirli bir kişinin adını yazmak yerine, nasıl bir ilişki istediğinizi ifade etmek öneriliyor.</p>

<p>Örneğin, “Karşılıklı sevgi, güven ve huzur içeren bir aşka hayatımda yer açıyorum” şeklinde bir niyet belirlenebiliyor. Şans ve bereket için ise “Hayatıma gelen güzel fırsatları fark etmeye ve bereketi kabul etmeye açığım” gibi olumlu ifadeler kullanılabiliyor.</p>

<h2>Ritüelin ardından gerçek bir adım atın</h2>

<p>Niyet yazıldıktan sonra ametist taşı su dolu kasenin yanına konuluyor. Gözler kapatılarak önce geride bırakılmak istenenler, ardından hayatınıza dahil etmek istediğiniz aşk ve şans düşünülüyor. Niyet kağıdı daha sonra katlanarak özel bir yerde saklanabiliyor. Lavanta dalları ise birkaç gün boyunca çalışma alanında veya komodinde tutulabiliyor.</p>

<p>Ancak ritüelin yalnızca dilek dilemekten ibaret kalmaması öneriliyor. “Hayatıma aşk ve şansın girebilmesi için bugün neyi değiştirebilirim?” sorusuna verilecek bir yanıtla somut bir adım atılması, niyeti günlük hayata taşımaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Yeni bir ilişkiye açıksanız uzun süredir geri çevirdiğiniz bir davete katılmak, kariyerinizde fırsat bekliyorsanız ertelediğiniz bir başvuruyu yapmak ya da size iyi gelmeyen bir alışkanlığı bırakmak bu adımlardan biri olabilir.</p>

<p>Not: Söz konusu uygulama spiritüel ve sembolik bir ritüeldir. Aşk, şans veya bolluk getirdiğine ilişkin bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Ritüel, tutulmayı bir dönüm noktası olarak değerlendirip geçmişte bırakılmak istenenleri ve gelecekte yer açılmak istenen konuları düşünmeye yönelik bir uygulama olarak ele alınmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>onedio</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/kanli-ay-tutulmasi-gecesinde-sans-ve-ask-icin-niyet-ritueli-iste-detaylar</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2025/04/izmirlilere-sorduk-buyu-fal-gibi-enerjisel-ya-da-sprituel-konulara-inaniyor-musunuz-1.jpg" type="image/jpeg" length="49523"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye nüfusu belli oldu: Erkek ve kadın sayısı dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiye-nufusu-belli-oldu-erkek-ve-kadin-sayisi-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiye-nufusu-belli-oldu-erkek-ve-kadin-sayisi-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in açıkladığı dönemlik nüfus istatistiklerine göre Türkiye'nin nüfusu 2026'nın ilk 6 ayında 228 bin 434 kişi artarak 86 milyon 320 bin 602'ye ulaştı. Erkek ve kadın nüfusu arasındaki fark 21 bin 348 kişi olurken, Türkiye dünya nüfus sıralamasında 18'inci sıradaki yerini korudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için hazırlanan dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, Türkiye nüfusu 2026 yılının ilk 6 ayında 228 bin 434 kişi artarak 86 milyon 320 bin 602'ye yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Nüfus 6 ayda 228 bin kişi arttı</h2>

<p>2025 yılı sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan Türkiye nüfusu, 2026'nın ilk yarısında 228 bin 434 kişilik artış gösterdi. Nüfus, 1 Mayıs-1 Temmuz döneminde ise 123 bin 904 kişi arttı.</p>

<p>Böylece Türkiye'nin nüfusu 1 Temmuz 2026 itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı.</p>

<p>Yeni nüfus verilerinde erkeklerin sayısı 43 milyon 170 bin 975, kadınların sayısı ise 43 milyon 149 bin 627 olarak kaydedildi. Buna göre erkek nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 50,01, kadın nüfusun oranı ise yüzde 49,99 oldu.</p>

<h2>Türkiye'nin nüfusu yıllar içinde arttı</h2>

<p>TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusu son yıllarda artışını sürdürdü. 2021 yılında 84 milyon 680 bin 273 olan ülke nüfusu, 2022'de 85 milyon 279 bin 553'e, 2023'te 85 milyon 372 bin 377'ye yükseldi.</p>

<p>2024 yılında 85 milyon 664 bin 944 olan nüfus, 2025 yılı sonunda 86 milyon 92 bin 168'e ulaştı. 2026'nın ilk yarısındaki artışla birlikte nüfus 86 milyon 320 bin 602 olarak kayıtlara geçti.</p>

<h2>Türkiye dünya nüfusunda 18'inci sırada</h2>

<p>Türkiye, 86 milyonun üzerindeki nüfusuyla dünya ülkeleri arasında da önemli bir sırada bulunuyor. Verilere göre Türkiye, 194 ülke arasında nüfus bakımından 18'inci sırada yer alıyor.</p>

<p>Türkiye'nin önünde yaklaşık 72 milyon nüfuslu Tayland ve 84 milyon nüfuslu Almanya bulunurken, Türkiye'yi nüfus bakımından takip eden ülkeler arasında Tayland yer alıyor. Türkiye'nin üzerinde ise Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Vietnam ve İran bulunuyor.</p>

<p>Türkiye, 86,3 milyona yaklaşan nüfusuyla dünya nüfus sıralamasında 18'inci sıradaki yerini korudu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiye-nufusu-belli-oldu-erkek-ve-kadin-sayisi-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/06/kalabalik-3.png" type="image/jpeg" length="34824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1 yıl sonra yeniden gerçekleşecek: Bu kez Türkiye’den de izlenebilecek]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/1-yil-sonra-yeniden-gerceklesecek-bu-kez-turkiyeden-de-izlenebilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/1-yil-sonra-yeniden-gerceklesecek-bu-kez-turkiyeden-de-izlenebilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12 Ağustos 2026’da gerçekleşen Güneş tutulmasının ardından gözler, Türkiye’den de gözlemlenebilecek 2 Ağustos 2027 tarihindeki tutulmaya çevrildi. Türkiye’de tutulma kısmi olarak izlenebilecek ve özellikle İzmir ile Antalya’da Güneş’in büyük bölümü Ay tarafından örtülecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>12 Ağustos 2026 tarihinde Avrupa’nın birçok bölgesinde gözlemlenen Güneş tutulması, Türkiye’den izlenemedi. Almanya, İspanya, İzlanda, Portekiz ve Avusturya’nın da aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinde gökyüzünü izleyen milyonlarca kişi tutulmaya tanıklık etti. Türkiye’de ise tutulmanın ardından gözler bir sonraki önemli gökyüzü olayına çevrildi.</p>

<h2>2 Ağustos 2027’de Ay yeniden Güneş’in önüne geçecek</h2>

<p>2 Ağustos 2027 tarihinde Ay, bir kez daha Dünya ile Güneş arasına girecek. Bu kez Türkiye’nin bazı bölgelerinden tutulma kısmi olarak görülebilecek. Türkiye’den izlenecek tutulmada Ay, Güneş’in tamamını kapatmayacak. Timeanddate.com verilerine göre tutulma Türkiye’de TSİ 11.20 ile 14.13 arasında gözlemlenebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İzmir’de Güneş’in yüzde 70’inden fazlası örtülecek</h2>

<p>Tutulmanın Türkiye’deki etkisi şehirden şehre değişecek. Antalya, İzmir ve Dalyan’dan yapılacak gözlemlerde Güneş’in yüzde 70’inden fazlasının Ay tarafından örtülmesi bekleniyor. Ankara ve İstanbul’da ise Güneş’in yaklaşık yüzde 55’i Ay’ın arkasında kalacak. Bu nedenle özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarındaki gözlem noktaları tutulmayı daha belirgin şekilde izleme fırsatı sunacak.</p>

<h2>Gözlem sırasında özel gözlük kullanılmalı</h2>

<p>Güneş tutulmasını çıplak gözle izlemek ciddi göz hasarlarına yol açabileceğinden, gözlem sırasında uygun koruyucu ekipman kullanılması gerekiyor. Sıradan güneş gözlükleri Güneş tutulması sırasında gözleri korumak için yeterli değil. Uzmanların önerdiği şekilde, ISO 12312-2 standardına uygun ve CE belgeli özel Güneş gözlüklerinin kullanılması gerekiyor.</p>

<h2>Tutulma hattında tarihi noktalar da bulunuyor</h2>

<p>2 Ağustos 2027’de gerçekleşecek tam Güneş tutulmasının güzergahı, dünyanın önemli tarihi ve dini merkezlerinden bazılarını da kapsayacak. Tam tutulma hattı Mısır’daki Krallar Vadisi ve Gize Piramitleri'nin yanı sıra Suudi Arabistan’daki Mekke’nin üzerinden geçecek. Tam tutulmayı izlemek isteyenler ise Türkiye dışındaki tutulma hattında yer alan bölgelere seyahat etmek zorunda kalacak. Güney İspanya, Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Yemen ve Somali, tam tutulmanın izlenebileceği başlıca bölgeler arasında yer alıyor.</p>

<h2>Gökyüzünde üçlü tutulma dönemi</h2>

<p>2 Ağustos 2027’deki tam Güneş tutulmasının ardından 26 Ocak 2028’de halkalı Güneş tutulması gerçekleşecek. Bu gökyüzü olayları, 2026’daki tutulmayla birlikte art arda yaşanan dikkat çekici bir tutulma dizisi oluşturacak. Türkiye açısından ise 2 Ağustos 2027 tarihindeki kısmi tutulma, gökyüzü meraklılarına tutulmayı ülke sınırları içerisinden izleme fırsatı sunacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ntv</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/1-yil-sonra-yeniden-gerceklesecek-bu-kez-turkiyeden-de-izlenebilecek</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/gunes-tutulmasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="30902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku sorunu yaşayanlar dikkat! En etkili egzersiz belli oldu]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/uyku-sorunu-yasayanlar-dikkat-en-etkili-egzersiz-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/uyku-sorunu-yasayanlar-dikkat-en-etkili-egzersiz-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin'de 30 farklı araştırmanın verileri incelenerek yapılan kapsamlı analiz, uykusuzlukla mücadelede en etkili egzersiz türünün yüksek yoğunluklu yoga olabileceğini ortaya koydu. 2 bin 500'ü aşkın kişinin verilerinin değerlendirildiği araştırmada, yoga yürüyüş ve direnç egzersizleri dahil birçok spor türünü geride bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İyi bir gece uykusu için düzenli egzersiz önerilirken, Çin'de yapılan kapsamlı bir araştırma hangi egzersiz türünün uyku sorunları üzerinde daha etkili olabileceğine ışık tuttu. Harbin Spor Üniversitesi uzmanlarının 30 farklı bilimsel araştırmayı inceleyerek hazırladığı analizde, 2 bin 500'ü aşkın kişinin verileri değerlendirildi. Araştırmanın sonuçlarına göre yüksek yoğunluklu yoga, uykuya dalmayı kolaylaştırmada diğer egzersiz türlerinin önüne geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uykusuzlukla mücadelede yüksek yoğunluklu yoga öne çıktı</h2>

<p>Araştırmada; yürüyüş, aerobik, pilates, tai chi ve direnç egzersizleri gibi farklı sporların uyku üzerindeki etkileri karşılaştırıldı. Elde edilen verilere göre yüksek yoğunluklu yoga, uyku kalitesini artırma ve uykuya dalmayı kolaylaştırma konusunda en dikkat çekici sonuçları verdi.</p>

<p>Uzmanlar, haftada iki gün ve yaklaşık 30 dakikalık yüksek yoğunluklu yoga seanslarının uyku düzeni açısından fayda sağlayabileceğini belirtti. Geleneksel, yavaş tempolu yoga uygulamalarından farklı olarak bu egzersiz türünde vücut ağırlığıyla direnç oluşturuluyor ve pozlar arasında daha hızlı geçişler yapılıyor.</p>

<p>Araştırmada yüksek yoğunluklu yoganın ardından uyku sorunları üzerinde en olumlu sonuçları veren egzersizler arasında yürüyüş ve direnç antrenmanları yer aldı. Bulgular, geçmişte aerobik egzersizlerin uykusuzluk açısından en etkili yöntem olduğunu öne süren bazı çalışmaların sonuçlarından da farklılık gösterdi.</p>

<h2>Nefes ve kas çalışması aynı anda devreye giriyor</h2>

<p>Yüksek yoğunluklu yoganın uyku üzerindeki etkisinin arkasında nefes kontrolü ve fiziksel direncin birlikte çalışmasının bulunabileceği değerlendiriliyor. Kontrollü nefes tekniklerinin gevşemeyi desteklediği, vücut ağırlığıyla yapılan plank ve benzeri hareketlerin ise fiziksel yorgunluk sağlayarak uykuya geçişi kolaylaştırabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Yoga sırasında nefes ile hareketin eş zamanlı ilerlemesi, vücudun gevşeme mekanizmalarının devreye girmesine yardımcı olabilir. Tai chi gibi nefes ve hareket koordinasyonuna dayanan egzersizlerin de uyku kalitesi açısından olumlu sonuçlar verebildiği belirtiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, elde edilen sonuçların herkes için aynı şekilde geçerli olmayabileceğine dikkat çekiyor. Uykusuzluğun nedenleri ve şiddeti kişiden kişiye değişebildiği için özellikle uzun süredir devam eden veya yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen uyku sorunlarında yalnızca egzersize güvenilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, düzenli fiziksel aktivitenin uyku sağlığı açısından önemini bir kez daha ortaya koyarken, yüksek yoğunluklu yoganın bu alanda dikkat çeken seçeneklerden biri olabileceğini gösteriyor. Uzmanlar ise daha kesin sonuçlara ulaşılabilmesi için yeni ve kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>onedio</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/uyku-sorunu-yasayanlar-dikkat-en-etkili-egzersiz-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/08/yoga-2.png" type="image/jpeg" length="84287"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
