<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir’de Son Dakika Haber</title>
    <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr</link>
    <description>İzmir haberleri ve son dakika gelişmeleri için izmirdesondakika.com.tr. İzmir'den güncel yerel haberler, spor, ekonomi, siyaset, teknoloji, magazin ve daha fazlasını takip edin. İzmir'in en güvenilir ve etkili haber kaynağı.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Jul 2026 14:12:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Suudi Arabistan'da mahsur kalmıştı: 40 yıl sonra Türkiye'ye getirildi]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/suudi-arabistanda-mahsur-kalmisti-40-yil-sonra-turkiyeye-getirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/suudi-arabistanda-mahsur-kalmisti-40-yil-sonra-turkiyeye-getirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hukuki bir süreç nedeniyle uzun yıllar Suudi Arabistan'dan ayrılamayan 77 yaşındaki Ali Baybaş, Dışişleri Bakanlığının girişimleriyle Türkiye'ye getirildi. İstanbul Havalimanı'nda karşılanan Baybaş, sağlık kontrollerinin ardından hastaneye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 40 yıl önce çalışmak için Suudi Arabistan'a giden ve yaşadığı hukuki süreç nedeniyle ülkeden çıkışı engellenen 77 yaşındaki Ali Baybaş, Dışişleri Bakanlığının yürüttüğü çalışmalar sonucunda Türkiye'ye döndü. Türk Hava Yolları'nın tarifeli seferiyle İstanbul'a getirilen Baybaş, İstanbul Havalimanı'nda AK Parti Sivas Milletvekili Rukiye Toy ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekipleri tarafından karşılandı.</p>

<h2>Cezaevinde bir yıl kaldı</h2>

<p>Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ali Baybaş, Suudi Arabistan'a yaklaşık 40 yıl önce çalışmak amacıyla gittiğini söyledi. Yaşadığı hukuki bir sorun nedeniyle üç yıl önce cezaevine girdiğini ve bir yıl hapis yattığını belirten Baybaş, bu süreçte sağlık sorunları yaşamaya başladığını ifade etti. Yaklaşık üç yıldır yürümekte güçlük çektiğini dile getiren Baybaş, Türkiye'ye dönebildiği için büyük mutluluk yaşadığını söyledi.</p>

<h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti</h2>

<p>Mekke'de çekilen görüntülerinin basına yansımasının ardından kendisine ulaşıldığını anlatan Baybaş, Türkiye'ye dönüş sürecinde emeği geçenlere teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da teşekkür eden Baybaş, bundan sonraki en büyük isteğinin sağlığına kavuşmak olduğunu ifade etti. Yaşadığı zorlu sürecin ardından yeniden ülkesinde bulunmanın kendisi için büyük anlam taşıdığını söyledi. Tedavi sürecine odaklanacağını belirten Baybaş, geleceğe umutla baktığını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Tedavisinin ardından yaşayacağı şehir belirlenecek</h2>

<p>AK Parti Sivas Milletvekili Rukiye Toy da Ali Baybaş'ın Türkiye'ye getirilmesi sürecinin yakından takip edildiğini söyledi. Baybaş'ın sağlık durumunun hem fiziksel hem de psikolojik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Toy, ilk etapta birkaç gün hastanede tedavi göreceğini ifade etti. Tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından Baybaş'ın kendi isteğine göre İstanbul veya Sivas'ta yaşamını sürdürmesi için gerekli desteğin sağlanacağını kaydetti. Açıklamaların ardından Baybaş, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekipleri eşliğinde ambulansla Arnavutköy Devlet Hastanesi'ne sevk edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>cnn</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/suudi-arabistanda-mahsur-kalmisti-40-yil-sonra-turkiyeye-getirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/arabistanda-mahsur.png" type="image/jpeg" length="35566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Manifest gerçekten işe yarıyor mu? Bilim ne söylüyor?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/manifest-gercekten-ise-yariyor-mu-bilim-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/manifest-gercekten-ise-yariyor-mu-bilim-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dileği defalarca yazmak, gözlerini kapatıp hayal etmek gerçekten hayatınızı değiştirebilir mi? Sosyal medyada milyonların inandığı manifest akımının arkasında bilimsel bir sır mı var, yoksa beynimizin bize oynadığı bir oyun mu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sosyal medyada en çok konuşulan kişisel gelişim akımlarından biri "manifest" oldu. Milyonlarca kişi hayallerini yazmanın, olumlu cümleleri tekrar etmenin ve istedikleri hayatı zihinde canlandırmanın hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olduğunu savunuyor. Kimi kişiler yeni bir iş, ilişki, maddi başarı ya da yaşam tarzına manifest yöntemiyle ulaştığını anlatırken, bilim dünyası bu deneyimleri farklı bir açıdan değerlendiriyor.</p>

<p>Psikologlar ve araştırmacılar, düşüncelerin tek başına evrene mesaj göndererek dış dünyadaki olayları değiştirdiğine dair güvenilir bir bilimsel kanıt bulunmadığını belirtiyor. Ancak manifest uygulamalarının bazı kişilerde işe yarıyor gibi görünmesinin arkasında beynin çalışma biçimiyle ilgili çeşitli psikolojik mekanizmalar bulunabiliyor. Bu mekanizmalar arasında plaseo etkisi, hedef belirleme, zihinsel canlandırma, doğrulama yanlılığı (confirmation bias), Baader-Meinhof fenomeni ve pozitif psikoloji gibi kavramlar öne çıkıyor.</p>

<h2>Manifest nedir?</h2>

<p>Manifest, en basit tanımıyla kişinin ulaşmak istediği bir hedefe odaklanması, bunu zihninde canlandırması ve gerçekleşeceğine inanması olarak tanımlanıyor. Uygulama biçimleri kişiden kişiye değişiyor. Bazıları olumlama cümleleri kuruyor, bazıları dileklerini her gün yazıyor, bazıları ise meditasyon ve görselleştirme tekniklerinden yararlanıyor.</p>

<p>Özellikle TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlarda milyonlarca paylaşım yapılmasıyla birlikte manifest, son yılların en popüler kişisel gelişim akımlarından biri haline geldi. Ancak bilim insanları, yalnızca düşünmenin veya bir şeyi istemenin dış dünyadaki olayları doğrudan değiştirdiğini gösteren bir kanıt bulunmadığını vurguluyor.</p>

<h2>Bilim manifesti nasıl değerlendiriyor?</h2>

<p>Psikologlara göre manifestin bazı kişilerde işe yarıyor gibi görünmesinin nedeni doğaüstü güçlerden çok, insan psikolojisinin işleyişi olabilir. Bir hedefe sürekli odaklanan kişiler, o hedefle bağlantılı fırsatları daha kolay fark edebilir, daha planlı hareket edebilir ve motivasyonlarını daha uzun süre koruyabilir. Bu süreçte değişen şeyin "evrenin harekete geçmesi" değil, çoğu zaman kişinin dikkatinin, kararlarının ve davranışlarının değişmesi olduğu ifade ediliyor. Örneğin yeni bir iş bulmayı hedefleyen bir kişi, daha önce dikkat etmediği ilanları fark etmeye başlayabilir, çevresiyle daha fazla iletişim kurabilir ve başvuru yapma konusunda daha kararlı davranabilir.</p>

<h2>Plasebo etkisi: İnanç davranışlarımızı değiştirebilir mi?</h2>

<p>Manifest ile ilişkilendirilen kavramlardan biri plasebo etkisi. Plasebo etkisi, kişinin bir uygulamanın veya tedavinin kendisine fayda sağlayacağına inanması sonucunda bazı olumlu psikolojik ya da fizyolojik değişimler yaşayabilmesi olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Bilim dünyasında özellikle ağrı, stres ve beklentilerin insan davranışı üzerindeki etkileri araştırılırken kullanılan bu kavram, beynin beklentilerinin önemli olduğunu gösteriyor. Ancak uzmanlara göre manifest doğrudan bir plasebo etkisi olarak değerlendirilemez. Çünkü plasebo genellikle tıbbi araştırmalarda kullanılan özel bir kavramdır. Bununla birlikte, kişinin kendisine ve geleceğine yönelik olumlu beklentiler geliştirmesi bazı davranış değişikliklerine yol açabilir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Başaracağına inanan kişi daha fazla çaba gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kendine güveni artan kişi daha fazla fırsata yönelebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hedefine ulaşacağına inanan kişi zorluklar karşısında daha uzun süre devam edebilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu durumda etkili olan şey düşüncenin kendisi değil, düşüncenin oluşturduğu davranış değişikliğidir.</p>

<p><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/hedef.png" width="1280" /></p>

<h1>Hedef belirleme: Zihin hedefe odaklandığında ne değişiyor?</h1>

<p>Manifest uygulamalarının temelinde genellikle hedef belirleme bulunuyor. Kişiler istedikleri şeyi yazıyor, tekrar ediyor ve zihinsel olarak netleştiriyor. Psikoloji alanındaki araştırmalar ise belirgin hedeflerin insan davranışlarını yönlendirebildiğini gösteriyor. Hedef belirleme teorisine göre açık, ölçülebilir ve ulaşılabilir hedefler, kişinin performansını ve motivasyonunu artırabiliyor.</p>

<p>Örneğin:</p>

<blockquote>
<p>"Başarılı olmak istiyorum"</p>
</blockquote>

<p>ifadesi genel bir hedefken,</p>

<blockquote>
<p>"Üç ay içinde yeni bir iş bulmak için haftada beş başvuru yapacağım"</p>
</blockquote>

<p>daha somut bir hedef oluşturuyor. Manifest uygulamalarında hedefin sürekli tekrar edilmesi, kişinin dikkatini bu hedefle ilgili davranışlara yönlendirebilir. Yani kişinin hayatında değişen unsur, düşüncenin kendisinden çok bu düşünce doğrultusunda attığı adımlar olabilir.</p>

<p><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/manifest-3-1.png" width="1280" /></p>

<h1>Görselleştirme gerçekten işe yarıyor mu?</h1>

<p>Manifestin en çok kullanılan yöntemlerinden biri zihinsel canlandırma. Spor psikolojisinde uzun yıllardır kullanılan "mental imagery" yani zihinsel canlandırma tekniği, profesyonel sporcular tarafından performans hazırlığının bir parçası olarak uygulanıyor.</p>

<p>Araştırmalar, bir hareketi veya hedefi zihinde canlandırmanın beynin hazırlık süreçlerine katkı sağlayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bilim insanları önemli bir noktaya dikkat çekiyor:</p>

<p>Sadece başarıyı hayal etmek başarı getirmiyor. Kişinin yalnızca istediği sonucu düşünmesi, gerçek hazırlık sürecini ihmal etmesine neden olabilir. Bu nedenle psikolojide "mental contrasting" olarak bilinen yaklaşımın daha gerçekçi olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu yöntemde kişi:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ulaşmak istediği hedefi hayal eder.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karşılaşabileceği engelleri belirler.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu engelleri aşmak için plan yapar.</p>
 </li>
</ul>

<p>Yani hayal etmek, eylemle desteklendiğinde faydalı hale geliyor.</p>

<h1>Beynimiz fırsatları daha mı kolay fark ediyor? Baader-Meinhof fenomeni</h1>

<p>Manifest yapan kişilerin sık dile getirdiği durumlardan biri de hedefleriyle ilgili fırsatları daha fazla görmeye başladıkları düşüncesi. Psikolojide bu durum "Baader-Meinhof fenomeni" veya "frekans yanılsaması" olarak bilinen kavramla açıklanabiliyor.</p>

<p>Bir kişi yeni öğrendiği veya önem verdiği bir şeyi çevresinde daha fazla fark etmeye başlıyor. Örneğin yeni bir otomobil modeli almaya karar veren kişi, aynı modeli trafikte daha sık gördüğünü düşünebilir. Aslında otomobiller çoğalmamıştır. Değişen şey beynin dikkat sistemidir.</p>

<p>Manifest uygulamalarında da benzer bir süreç yaşanabilir. Kariyer hedefi belirleyen kişi daha fazla iş ilanı fark edebilir. Yeni bir sosyal çevre oluşturmak isteyen kişi yeni tanışma fırsatlarına daha açık hale gelebilir. Bu durum, dış dünyanın değişmesinden çok kişinin algısının değişmesiyle açıklanabilir.</p>

<p><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/manifest-2.png" width="1280" /></p>

<h1>Sadece gerçekleşenleri mi hatırlıyoruz? Confirmation bias etkisi</h1>

<p>Manifestin etkili olduğuna yönelik inançların oluşmasında rol oynayabilecek bir diğer psikolojik mekanizma ise doğrulama yanlılığıdır. Confirmation bias olarak bilinen bu durum, insanların mevcut inançlarını destekleyen bilgileri daha fazla fark etmesi ve hatırlaması eğilimini ifade eder.</p>

<p>Örneğin manifest yapan bir kişi gerçekleşen birkaç dileğini güçlü şekilde hatırlayabilir. Ancak gerçekleşmeyen birçok isteği zaman içinde unutabilir veya daha az önemseyebilir. Bu durum, bir yöntemin gerçekte olduğundan daha başarılı olduğu algısını oluşturabilir. İnsan zihni, kendi inançlarıyla uyumlu olaylara daha fazla anlam yüklemeye eğilimlidir.</p>

<h1>Pozitif psikoloji ne söylüyor?</h1>

<p>Manifest akımının dayandığı alanlardan biri de pozitif psikoloji. Pozitif psikoloji, yalnızca sorunlara ve hastalıklara odaklanmak yerine insanların güçlü yönlerini, umutlarını, motivasyonlarını ve gelişim süreçlerini inceleyen psikoloji alanıdır.</p>

<p>Bu alandaki çalışmalar;</p>

<ul>
 <li>
 <p>umut,</p>
 </li>
 <li>
 <p>iyimserlik,</p>
 </li>
 <li>
 <p>öz yeterlilik,</p>
 </li>
 <li>
 <p>hedef odaklı düşünme</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi özelliklerin insanların zorluklarla baş etme biçimini etkileyebileceğini gösteriyor. Ancak pozitif psikoloji, "sadece iyi düşün ve istediğin gerçekleşsin" anlayışını savunmuyor. Bilimsel yaklaşımda olumlu düşünce, gerçekçi planlama ve davranışla birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/nikola-tesla.png" width="1280" /></p>

<h1>Peki Tesla'nın "369 yöntemi" bilimsel mi?</h1>

<p>Sosyal medyada sıkça paylaşılan "369 manifest yöntemi", kişinin istediği şeyi sabah 3, öğleden sonra 6 ve gece 9 kez yazması esasına dayanıyor. Bu yöntem çoğu zaman mucit Nikola Tesla ile ilişkilendirilse de Tesla'nın bu tekniği geliştirdiğini veya önerdiğini gösteren güvenilir tarihsel bir kanıt bulunmuyor. Araştırmacılar, bu bağlantının daha çok internet kültürü ve kişisel gelişim içerikleriyle yayıldığını belirtiyor.</p>

<h1>Bilim ne diyor?</h1>

<p>Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar, düşüncelerin tek başına dış dünyayı değiştirdiğini veya insanların evrene gönderdiği enerjilerin olayları şekillendirdiğini göstermedi. Ancak manifest uygulamalarının içinde bulunan bazı psikolojik süreçlerin insan davranışları üzerinde etkisi olabilir.</p>

<ul>
 <li>Hedef belirlemek kişinin yönünü netleştirebilir.</li>
 <li>Görselleştirme hazırlık sürecini destekleyebilir.</li>
 <li>Olumlu beklenti motivasyonu artırabilir.</li>
 <li>Dikkatin belirli bir hedefe yönelmesi, kişinin fırsatları daha kolay fark etmesini sağlayabilir.</li>
</ul>

<p>Bu nedenle bilimsel bakış açısına göre manifest, "evrene sipariş vermek" olarak değil; kişinin düşüncelerini, dikkatini ve davranışlarını belirli bir hedefe yönlendiren bir motivasyon yöntemi olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Sonuç olarak bilim dünyasının üzerinde durduğu temel nokta şu:</p>

<p>Hayal etmek bir başlangıç olabilir. Ancak hedeflere ulaşmayı belirleyen unsur, o hayal doğrultusunda atılan somut, düzenli ve gerçekçi adımlardır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/manifest-gercekten-ise-yariyor-mu-bilim-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/manifest-1.png" type="image/jpeg" length="49772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[00.00, 11.11, 22.22: Tekrarlayan saatlerin ardındaki inanış ve bilim]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/0000-1111-2222-tekrarlayan-saatlerin-ardindaki-inanis-ve-bilim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/0000-1111-2222-tekrarlayan-saatlerin-ardindaki-inanis-ve-bilim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telefonunuza her baktığınızda saatin 11.11, 22.22 ya da 03.03 olduğunu fark ettiğiniz oluyor mu? Kimileri bunu evrenden gelen bir mesaj olarak yorumlarken, kimileri ise beynimizin çalışma biçimiyle açıklıyor. Peki tekrar eden saatlere neden bu kadar anlam yüklüyoruz? İşte spiritüel inanışlar ve bilimin konuya bakışı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sosyal medyada sıkça karşılaşılan "melek sayıları" (angel numbers) kavramı, tekrar eden sayı dizilerinin sembolik mesajlar taşıdığı inancına dayanıyor. 11.11, 22.22, 03.33 gibi aynı rakamların tekrar ettiği saatlerin kişinin hayatındaki değişimlere, kararlarına ya da ruhsal yolculuğuna işaret ettiği düşünülüyor. Bu inanışın kökeni, numeroloji ve Yeni Çağ (New Age) spiritüel öğretilerine kadar uzanıyor. Bu yaklaşıma göre evrende hiçbir şey tesadüfen gerçekleşmiyor ve bazı sayı dizileri kişiye yol gösterici mesajlar taşıyor.</p>

<p>Bugün milyonlarca kişi sosyal medya platformlarında gördükleri tekrar eden saatleri yorumluyor, deneyimlerini paylaşıyor ve bu saatlerin hayatlarında önemli dönüm noktalarına denk geldiğini anlatıyor. Ancak bu yorumların bilimsel olarak doğrulandığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bilim aynı saatleri görmeyi nasıl açıklıyor?</h2>

<p>Psikologlara göre tekrar eden saatleri fark etmek için doğaüstü bir açıklamaya ihtiyaç olmayabilir. İnsan beyni, dikkatini çeken bilgileri diğerlerinden daha kolay fark ediyor ve hafızasında daha güçlü tutuyor.</p>

<p>Bir kişi 11.11'in özel bir anlam taşıdığına dair bir paylaşım gördükten sonra, telefonuna baktığında bu saate denk geldiği anları daha kolay hatırlayabiliyor. Gün içinde gördüğü diğer saatler ise çoğu zaman fark edilmeden geçiyor. Uzmanlara göre bu durum beynin örüntüleri tanıma ve dikkat mekanizmalarının doğal bir sonucu.</p>

<h2>Baader-Meinhof etkisi: Bir şeyi öğrendikten sonra neden her yerde görüyoruz?</h2>

<p>Psikolojide "Baader-Meinhof fenomeni" ya da "frekans illüzyonu" olarak adlandırılan bilişsel süreç, yeni öğrendiğimiz ya da dikkatimizi çeken bir şeyin daha sonra çevremizde çok daha sık karşımıza çıktığını düşünmemize neden oluyor. Aslında söz konusu nesne, sayı ya da olayın sayısı artmıyor. Değişen tek şey, beynimizin ona daha fazla dikkat etmeye başlaması.</p>

<p>Uzmanlar buna şu örneği veriyor: Yeni bir otomobil modeli satın almayı düşündüğünüzde, aynı model araçları trafikte çok daha fazla görmeye başladığınızı hissedebilirsiniz. Benzer şekilde, 11.11 hakkında bir içerik okuduktan sonra bu saate daha sık denk geldiğinizi düşünmeniz de aynı bilişsel mekanizmayla açıklanabiliyor.</p>

<h2>Apofeni: Beynimiz tesadüflerde neden anlam arıyor?</h2>

<p>Bilim insanlarının dikkat çektiği bir diğer kavram ise "apofeni". Apofeni, aslında birbirinden bağımsız veya rastlantısal olaylar arasında anlamlı bağlantılar kurma eğilimi olarak tanımlanıyor.</p>

<p>İnsan beyni milyonlarca yıldır çevresindeki örüntüleri hızlı fark edecek şekilde evrimleşti. Bu özellik tehlikeleri önceden algılamada önemli rol oynasa da, bazen tamamen tesadüfi olaylara anlam yüklememize de neden olabiliyor. Bu nedenle bazı uzmanlar, tekrar eden saatlerin fark edilmesini insan beyninin doğal işleyişinin bir parçası olarak değerlendiriyor.</p>

<p><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/melek-sayisi.png" width="1280" /></p>

<h2>Spiritüel inanışlara göre tekrar eden saatler ne anlama geliyor?</h2>

<p>Spiritüel öğretilerde tekrar eden saatlere yüklenen sembolik anlamlardan bazıları şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>00.00:</strong> Yeni başlangıçlar ve eskiyi geride bırakma.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>01.01:</strong> Yeni fırsatlar ve hedeflere odaklanma.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>02.02:</strong> Sabır, denge ve uyum.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>03.03:</strong> Yaratıcılık ve iletişim.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>04.04:</strong> Güvende olma ve sağlam temeller kurma.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>05.05:</strong> Büyük değişimlerin habercisi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>10.10:</strong> Hedeflere doğru ilerleme.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>11.11:</strong> Farkındalık, ruhsal uyanış ve yeni başlangıçlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>12.12:</strong> Kişisel gelişim ve ilerleme.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>13.13:</strong> Dönüşüm ve değişim.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>14.14:</strong> Cesaret ve kararlılık.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>15.15:</strong> İlişkilerde yeni gelişmeler.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>20.20:</strong> Geçmişi geride bırakma.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>21.21:</strong> Beklenen gelişmelerin yaklaşması.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>22.22:</strong> Denge, sabır ve emeklerin karşılığını alma.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>23.23:</strong> Kendine güven ve önemli kararlar alma.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu yorumların spiritüel inanışlara dayandığını ve bilimsel olarak doğrulanmadığını hatırlatmak gerekiyor.</p>

<h2>Ters saatler neden bu kadar popüler?</h2>

<p>Tekrarlayan saatlerin yanı sıra 01.10, 12.21, 15.51 ya da 23.32 gibi "ters saatler" de özellikle sosyal medyada ilgi görüyor. Halk arasında bu saatlerin aşk, iletişim veya kişinin hayatındaki gelişmelere ilişkin mesajlar taşıdığına inanılıyor. Ancak ters saatlerle ilgili ortak kabul görmüş bir yorum sistemi bulunmuyor. Aynı saat için farklı internet sitelerinde birbirinden tamamen farklı anlamlar yer alabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, ters saat yorumlarının daha çok internet kültürü ve popüler inanışların bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<h2>Tesadüf mü, mesaj mı?</h2>

<p>Tekrarlayan saatlerin gerçekten bir mesaj taşıyıp taşımadığı konusunda bilimsel bir uzlaşı bulunmuyor. Kimileri bu saatleri yalnızca tesadüf olarak değerlendirirken, kimileri ise hayatlarına dair sembolik işaretler olarak yorumluyor. Bilim insanları ise tekrar eden saatleri fark etmenin büyük ölçüde beynin örüntü tanıma ve dikkat mekanizmalarıyla ilişkili olduğunu belirtiyor. Sonuç olarak 11.11 ya da 22.22'ye denk gelmek kimi insanlar için sıradan bir rastlantıyken, kimileri için üzerinde düşünmeye değer anlamlı bir an olarak görülmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/0000-1111-2222-tekrarlayan-saatlerin-ardindaki-inanis-ve-bilim</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/cift-saat.png" type="image/jpeg" length="21783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balkon keyfi kabusa dönmesin! Yazın en sık yapılan 5 hatanın hukuki bedeli ağır olabilir]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/balkon-keyfi-kabusa-donmesin-yazin-en-sik-yapilan-5-hatanin-hukuki-bedeli-agir-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/balkon-keyfi-kabusa-donmesin-yazin-en-sik-yapilan-5-hatanin-hukuki-bedeli-agir-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında balkonlar ve açık alanlar daha sık kullanılırken, komşuluk hukukunu ihlal eden davranışlar idari para cezasından hapis istemine kadar uzanan yaptırımlara neden olabiliyor. Gürültü, mangal, uygunsuz tadilat ve izmarit atmak gibi birçok davranışın hukuki karşılığı bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Havaların ısınmasıyla birlikte balkonlar ve açık yaşam alanları yeniden dolup taşarken, yaz akşamlarının keyfi bazı basit ihmaller nedeniyle hukuki sürece dönüşebiliyor. Kapı ve pencerelerin açık olduğu yaz aylarında yapılan gürültü, balkonda mangal yakılması, uygunsuz saatlerde tadilat yapılması ya da balkonlardan izmarit atılması gibi davranışlar, komşuların şikayeti üzerine para cezası ve bazı durumlarda hapis istemiyle sonuçlanabiliyor.</p>

<p>Toplu yaşam kurallarına aykırı davranışların önüne geçmek amacıyla çeşitli kanun ve yönetmeliklerde yaptırımlar yer alırken, uzmanlar özellikle yaz döneminde vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.</p>

<h2>Balkonda mangal yakmak komşu şikayetiyle yasaklanabilir</h2>

<p>Yaz akşamlarının vazgeçilmezlerinden biri olan mangal, apartman ve sitelerde en fazla şikayet edilen konular arasında yer alıyor. Duman ve kokunun diğer daireleri rahatsız etmesi halinde, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında işlem yapılabiliyor.</p>

<p>Şikayet üzerine belediye veya zabıta tarafından idari para cezası uygulanabilirken, komşuların Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurması halinde apartmanda mangal yakılması mahkeme kararıyla tamamen yasaklanabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Gece gürültüsü para cezası ve hapisle sonuçlanabilir</h2>

<p>Balkonda yüksek sesle sohbet etmek, müzik dinlemek veya telefon görüşmesi yapmak da komşuların huzurunu bozduğu gerekçesiyle yaptırıma konu olabiliyor.</p>

<p>Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun 123. maddesi kapsamında değerlendirilen gürültü şikayetlerinde polis veya zabıta idari para cezası uygulayabiliyor. Gürültünün sürekli hale gelmesi durumunda ise "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açılabiliyor.</p>

<h2>Yazın tadilat yaparken saatlere dikkat</h2>

<p>Yazlık bölgelerde ve sitelerde gerçekleştirilen tadilat çalışmalarına da belirli dönem ve saat sınırlamaları uygulanıyor.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın genelgeleri ile Çevresel Gürültü Yönetmeliği kapsamında, birçok turizm bölgesinde 15 Mayıs-15 Ekim tarihleri arasında ağır inşaat faaliyetleri yasaklanabiliyor. Apartman ve sitelerde ise gürültülü tadilatların genellikle hafta içi belirli saatler arasında yapılmasına izin veriliyor. Pazar günleri matkap kullanımı ve duvar kırımı gibi işlemler ise şikayet halinde idari yaptırımla karşılaşabiliyor.</p>

<h2>Balkondan izmarit atmak yangın suçu kapsamına girebilir</h2>

<p>Balkondan aşağıya sigara izmariti atılması sadece çevreyi kirletmekle kalmıyor, yangına neden olması halinde ciddi hukuki sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p>İzmaritin alt kattaki perde, çamaşır veya diğer eşyaları tutuşturması halinde, Türk Ceza Kanunu'nun 171. maddesi kapsamında "genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması" suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılama yapılabiliyor.</p>

<h2>Alt kata su akıtmak ve halı silkelemek de sorumluluk doğuruyor</h2>

<p>Balkon temizliği sırasında alt katlara su akıtılması ya da halı, kilim ve sofra bezlerinin aşağıya doğru silkelenmesi de hukuken sorumluluk doğurabiliyor.</p>

<p>Bu davranışların komşunun eşyalarına zarar vermesi halinde maddi tazminat talepleri gündeme gelirken, çevreyi kirletmeye ilişkin idari yaptırımlar da uygulanabiliyor. Oluşan zararın niteliğine göre Türk Ceza Kanunu kapsamında farklı suç değerlendirmeleri de yapılabiliyor.</p>

<p>Yaz aylarında komşuluk ilişkilerinin korunması ve hukuki sorunlarla karşılaşılmaması için toplu yaşam kurallarına uyulması, gürültü, çevre kirliliği ve yangın riski oluşturabilecek davranışlardan kaçınılması önem taşıyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/balkon-keyfi-kabusa-donmesin-yazin-en-sik-yapilan-5-hatanin-hukuki-bedeli-agir-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/balkon-1.png" type="image/jpeg" length="64690"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en iyi 100 salatası belli oldu: Türkiye'den 6 lezzet listeye girdi]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-en-iyi-100-salatasi-belli-oldu-turkiyeden-6-lezzet-listeye-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-en-iyi-100-salatasi-belli-oldu-turkiyeden-6-lezzet-listeye-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TasteAtlas’ın açıkladığı “Dünyanın en iyi 100 salatası” listesinde Türkiye’den 6 lezzet yer aldı. Antalya usulü piyaz 9’uncu sıraya yükselirken, Mersin usulü kısır ve geleneksel Türk salataları da dünya çapında beğeni topladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın gastronomi alanındaki önemli veri tabanlarından TasteAtlas, “Dünyanın en iyi 100 salatası” listesini açıkladı. Listenin zirvesinde Yunanistan’ın Girit Adası’na özgü Dakos yer alırken, Türkiye’den 6 farklı salata listeye girmeyi başardı. Antalya usulü piyaz ise 9’uncu sıraya yerleşerek büyük başarı elde etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Listenin zirvesinde Girit mutfağından Dakos var</h2>

<p>Dünyanın en iyi salatası seçilen Dakos, Yunanistan’ın Girit Adası’na özgü geleneksel bir lezzet olarak öne çıktı. Arpa gevreği üzerine olgun domates, myzithra peyniri, zeytin, kapari, taze kekik ve zeytinyağı eklenerek hazırlanan salata, listenin ilk sırasında yer aldı.</p>

<p>İlk 10’da Bulgaristan’dan üç farklı salata da kendine yer buldu. Mantar, yumurta ve jambonla hazırlanan Ovcharska salatası, yoğurt bazlı Snezhanka ve domates, salatalık, biber ile Bulgar peyniri kullanılan Shopska salatası listeye giren diğer dikkat çeken lezzetler oldu.</p>

<p>Tunus mutfağından haşlanmış havuçla hazırlanan Houria ve közlenmiş sebzelerle yapılan Mechouia salataları da üst sıralarda yer aldı.</p>

<h2>Türkiye’den 6 salata dünya listesinde</h2>

<p>Türk mutfağı, “Dünyanın en iyi 100 salatası” listesine 6 farklı lezzetle damga vurdu. Antalya usulü piyaz 9’uncu sırada yer alırken, Mersin usulü kısır 17’nci sıraya yerleşti.</p>

<p>Listede ayrıca patlıcan salatası 27’nci, semizotu salatası 43’üncü, zeytin piyazı 54’üncü ve çoban salata 60’ıncı sırada kendine yer buldu.</p>

<h2>Antalya piyazını farklı kılan tahinli sosu</h2>

<p>Türkiye’nin birçok bölgesinde kuru fasulye, soğan ve maydanozla hazırlanan piyaz, Antalya’da kendine özgü yapımıyla diğerlerinden ayrılıyor.</p>

<p>Antalya usulü piyazda kullanılan tahin, limon suyu ve sirkeyle hazırlanan özel sos, yemeğe farklı bir tat kazandırıyor. Bu özelliği sayesinde Antalya piyazı, dünya gastronomi listelerinde Türkiye’yi temsil eden önemli lezzetlerden biri haline geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-en-iyi-100-salatasi-belli-oldu-turkiyeden-6-lezzet-listeye-girdi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/salata-1.png" type="image/jpeg" length="22049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da neden her evde klima yok?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/avrupada-neden-her-evde-klima-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/avrupada-neden-her-evde-klima-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'da yaz sıcaklıkları rekor seviyelere ulaşsa da birçok evde klima bulunmuyor. Bunun arkasında eski bina yapıları, yüksek enerji maliyetleri, çevresel kaygılar ve kültürel alışkanlıklar yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa'da yaz aylarında sıcak hava dalgaları her geçen yıl daha sık ve daha uzun süre etkisini gösteriyor. Buna rağmen özellikle Almanya ve Kuzey Avrupa ülkelerinde klima kullanımı, ABD ve Asya ülkelerine kıyasla oldukça düşük seviyede kalıyor. Bunun nedeni yalnızca geçmişte sıcak havaya fazla ihtiyaç duyulmaması değil; kıtanın yapılaşma biçimi, enerji politikaları ve yaşam alışkanlıkları da bu tabloyu şekillendiriyor.</p>

<p>Avrupa'daki birçok konut eski yapılardan oluşuyor. Özellikle tarihi şehir merkezlerinde binaların dış cephelerine klima ünitesi yerleştirmek teknik ve yasal nedenlerle zor olabiliyor. Apartmanlarda dış ünite kurulumu için izin alınması gerekirken, tarihi yapılarda ise mimari görünümü korumak amacıyla klima montajına sınırlamalar getiriliyor. Ayrıca birçok binada merkezi klima sistemi için gerekli altyapı bulunmadığından sonradan sistem kurmak hem maliyetli hem de zahmetli hale geliyor.</p>

<h2>Enerji maliyeti ve çevre kaygısı öne çıkıyor</h2>

<p>Klima kullanımının yaygın olmamasındaki bir diğer önemli neden ise enerji tüketimi. Elektrik fiyatlarının yüksek olması nedeniyle birçok Avrupalı, klima çalıştırmanın oluşturacağı ek maliyetten kaçınıyor. Bunun yanı sıra enerji tüketiminin çevresel etkileri de önemli bir tercih sebebi olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bu nedenle birçok evde panjurları kapatmak, sabah erken saatlerde evi havalandırmak, vantilatör kullanmak ve gölge alanlardan faydalanmak gibi geleneksel serinleme yöntemleri tercih ediliyor.</p>

<p><img alt="Sıcakk" height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/sicakk.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<h2>Sıcak hava dalgaları alışkanlıkları değiştiriyor</h2>

<p>İklim değişikliğinin etkisiyle Avrupa'da sıcak hava dalgaları daha erken başlıyor, daha uzun sürüyor ve daha yüksek sıcaklıklara ulaşıyor. Bu gelişme, klimanın artık bir lüks mü yoksa sağlık açısından temel bir ihtiyaç mı olduğu tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişiler için aşırı sıcakların ciddi sağlık riski oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle hastaneler, bakım evleri, okullar ve toplu yaşam alanlarında daha yaygın serinletme sistemlerinin kullanılması gerektiği yönünde görüşler güç kazanıyor.</p>

<h2>Tartışma yalnızca klima değil, iklim uyumu</h2>

<p>Avrupa'da klima konusu sadece konfor ekseninde değerlendirilmiyor. Bir kesim artan sıcaklıklar nedeniyle klima kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini savunurken, diğer kesim ise bunun enerji tüketimini artıracağını, şehirlerdeki ısı adası etkisini güçlendireceğini ve iklim krizini daha da derinleştireceğini dile getiriyor.</p>

<p>Bu nedenle Avrupa'da asıl tartışma, değişen iklim koşullarına nasıl uyum sağlanacağı üzerine yoğunlaşıyor. Uzmanlar; eski binaların yenilenmesi, gölgelendirme uygulamalarının artırılması, şehirlerin daha yeşil hale getirilmesi ve ihtiyaç duyulan alanlarda enerji verimli soğutma sistemlerinin yaygınlaştırılmasının uzun vadeli çözümün temelini oluşturduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/avrupada-neden-her-evde-klima-yok</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/avrupa-sicak-hava.png" type="image/jpeg" length="14559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsveç’te adaya taşınan kurtlar evcilleşme tartışmasını yeniden alevlendirdi]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/isvecte-adaya-tasinan-kurtlar-evcillesme-tartismasini-yeniden-alevlendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/isvecte-adaya-tasinan-kurtlar-evcillesme-tartismasini-yeniden-alevlendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç’teki bir adada bulunan 3–5 bin yıllık kurt kalıntıları, insanların kurtları yalnızca avlamadığını; onları adaya taşıyıp beslemiş ve uzun süre birlikte yaşamış olabileceğini göstererek evcilleşme sürecine dair bilinenleri yeniden tartışmaya açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>İsveç’in Stora Karlsö Adası’nda yer alan Stora Förvar Mağarası’nda yapılan kazılarda, 3 bin ila 5 bin yıl öncesine tarihlenen iki kurt kalıntısı bulundu. Doğal kara memelilerinin bulunmadığı adaya bu hayvanların kendi başlarına ulaşmasının mümkün olmadığı belirtilirken, kurtların insanlar tarafından tekneyle getirildiği ihtimali öne çıktı. Bulgular, insan ile kurt ilişkisine dair bilinen ezberleri tartışmaya açtı.</p>

<h2>Genetik analizler: köpek değil gerçek kurtlar</h2>

<p>Araştırma; Francis Crick Institute, Stockholm University, University of Aberdeen ve University of East Anglia bilim insanlarının ortak çalışmasıyla yürütüldü ve Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genetik incelemeler, bulunan örneklerin köpek değil, gerçek kurtlara ait olduğunu ortaya koydu. Ayrıca DNA analizlerinde köpekleşmeye işaret eden herhangi bir genetik iz tespit edilmedi. Bu durum, söz konusu hayvanların evcilleşmiş köpeklerden değil, vahşi kurt popülasyonundan geldiğini gösterdi.</p>

<h2>Beslenme izleri insanlarla ortak yaşamı işaret ediyor</h2>

<p>Yapılan izotop analizleri, kurtların yaşamları boyunca ağırlıklı olarak fok ve balık tükettiklerini ortaya koydu. Bu beslenme düzeni, adada yaşayan insanların diyetine oldukça benzer bir tablo çiziyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu durumun kurtların doğrudan insanlar tarafından beslenmiş olabileceğine işaret edebileceğini değerlendiriyor. Ayrıca hayvanların izole bir ortamda, insan yerleşimine yakın şekilde uzun süre yaşamış olabileceği ihtimali de güç kazanıyor.</p>

<h2>Evcilleşme sürecine dair yeni sorular</h2>

<p>Araştırmacılar, kurtların tamamen evcilleştirilip evcilleştirilmediği konusunda kesin bir sonuca ulaşabilmiş değil. Ancak bulgular, insanlarla kurtlar arasında sandığımızdan daha karmaşık ve uzun süreli bir ilişki olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Çalışmanın kıdemli yazarı Pontus Skoglund, bulgunun bazı insan topluluklarının kurtları yerleşim alanlarında tutmuş olabileceğine işaret ettiğini belirtti. Ayrıca kurtlardan birinde tespit edilen ciddi bacak yaralanmasına rağmen uzun süre hayatta kalması, hayvanın insanlar tarafından bakılmış olabileceğine dair en güçlü ipuçlarından biri olarak değerlendirildi.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/isvecte-adaya-tasinan-kurtlar-evcillesme-tartismasini-yeniden-alevlendirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/kurt-1.png" type="image/jpeg" length="86161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından çarpıcı hesaplama: Bitkiler ne zaman yok olacak?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bilim-insanlarindan-carpici-hesaplama-bitkiler-ne-zaman-yok-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/bilim-insanlarindan-carpici-hesaplama-bitkiler-ne-zaman-yok-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya’nın iklim evrimini inceleyen yeni modellemeler, Güneş’in giderek artan parlaklığı nedeniyle gezegenin “son yeşil günü”nün yaklaşık 1,87 milyar yıl sonra yaşanabileceğini ortaya koydu. Bu süreçte atmosferdeki karbondioksit dengesi ve aşırı sıcaklıklar, bitkisel yaşamın tamamen sona ermesine yol açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gezegen bilimciler tarafından geliştirilen yeni iklim simülasyonları, Dünya’daki bitki örtüsünün geleceğine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Üç boyutlu iklim modelleriyle yapılan hesaplamalara göre, mevcut koşullar devam ederse gezegendeki son bitki türlerinin yaklaşık 1,87 milyar yıl içinde yok olması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada astrobiyolog Jacob Haqq-Misra ile iklim bilimci Eric Wolf, Dünya’nın önümüzdeki 2 milyar yıllık iklim evrimini detaylı şekilde modelledi. Bulgulara göre Güneş’in parlaklığının zamanla yaklaşık yüzde 20 artması, gezegendeki yaşam koşullarını köklü biçimde değiştirecek.</p>

<h2>Karbon döngüsünde iki farklı senaryo</h2>

<p>Çalışmada Dünya’nın karbon döngüsüne ilişkin iki ayrı senaryo ele alındı. İlk senaryoda atmosferden karbonun daha hızlı çekildiği varsayıldı. Bu durumda sıcaklıklar görece dengeli kalsa da atmosferdeki karbondioksit seviyesinin bitkilerin fotosentez yapamayacağı düzeye düşeceği öngörüldü. Bu koşullarda bitkisel yaşamın yaklaşık 1,84 milyar yıl içinde sona ereceği hesaplandı.</p>

<h2>Aşırı sıcaklıklar bitkileri yok edecek</h2>

<p>İkinci senaryoda ise atmosferdeki karbondioksitin daha uzun süre korunması durumunda, gezegenin ortalama sıcaklığının yaklaşık 65 dereceye kadar yükseleceği belirlendi. Bu aşırı sıcaklıkların karasal bitkilerin yaklaşık 1,87 milyar yıl içinde tamamen yok olmasına yol açacağı ifade edildi.</p>

<h2>Okyanuslar da aynı dönemde kaybolabilir</h2>

<p>Bilim insanları, bitki yaşamının sona ereceği tahmin edilen dönemin, Dünya’daki okyanusların buharlaşarak ortadan kalkacağı zaman aralığıyla büyük ölçüde örtüştüğünü belirtiyor. Araştırmaya göre gezegendeki toplam biyokütlenin yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan bitkilerin geleceği, atmosferdeki karbondioksit seviyesi ve küresel sıcaklık değişimleriyle doğrudan bağlantılı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bilim-insanlarindan-carpici-hesaplama-bitkiler-ne-zaman-yok-olacak</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/02/adsiz-tasarim-13-8.png" type="image/jpeg" length="32157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüzünüzdeki kırışıklıklar karakterinizi ele veriyor olabilir! İşte çizgilerin gizli anlamları]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/yuzunuzdeki-kirisikliklar-karakterinizi-ele-veriyor-olabilir-iste-cizgilerin-gizli-anlamlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/yuzunuzdeki-kirisikliklar-karakterinizi-ele-veriyor-olabilir-iste-cizgilerin-gizli-anlamlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aynaya baktığınızda gördüğünüz kırışıklıklar sadece yaşın değil, yıllar boyunca yaptığınız mimiklerin, yaşam tarzınızın ve güneşe maruz kalmanın da izlerini taşıyor. Uzmanlara göre yüzünüzde belirginleşen her çizginin oluşumunda farklı nedenler rol oynüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaş ilerledikçe yüzde oluşan kırışıklıklar kaçınılmaz hale geliyor. Ancak bu çizgilerin oluşumunda yalnızca zaman değil; mimikler, güneş ışınları, stres ve yaşam alışkanlıkları da etkili oluyor. Alın çizgilerinden kaz ayaklarına, dudak çevresindeki ince çizgilerden kaş arasındaki kırışıklıklara kadar her bölgenin kendine özgü bir oluşum nedeni bulunuyor.</p>

<h2>Alın çizgileri endişe ve mimiklerin izi olabilir</h2>

<p>Alın bölgesinde oluşan yatay çizgiler, uzun süre güneşe maruz kalmanın yanı sıra kaşları sık sık kaldırmaya bağlı mimiklerle belirginleşiyor. Sürekli şaşıran, heyecanlanan veya endişeli bir yüz ifadesi bu çizgilerin daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Alın çizgilerinin oluşumunu yavaşlatmak için antioksidan açısından zengin beslenmek, yeterli su tüketmek ve güneşten korunmak öneriliyor.</p>

<h2>Kaz ayakları samimi gülüşlerin işareti</h2>

<p>Göz kenarında oluşan ince çizgiler, halk arasında "kaz ayağı" olarak biliniyor. Bu kırışıklıklar genellikle sık ve içten gülmeye ya da gözleri kısarak odaklanmaya bağlı olarak gelişiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, kaz ayaklarının çoğu zaman güler yüzlü ve neşeli bir kişiliğin izlerini taşıdığını belirtirken, bu bölgeye uygulanan estetik işlemlerin doğal mimikleri sınırlayabileceğine de dikkat çekiyor.</p>

<h2>Nazolabial kıvrımlar gülme çizgileri olarak biliniyor</h2>

<p>Burun kenarından ağız köşelerine doğru uzanan çizgiler, "gülme çizgileri" olarak da adlandırılıyor. Sık gülümseyen kişilerde daha belirgin görülebilen bu kıvrımlar, yaşla birlikte yanak dokusunun yer çekiminin etkisiyle aşağı doğru sarkması sonucu derinleşebiliyor.</p>

<p>Cildin elastikiyetini destekleyen bakım uygulamaları ve düzenli cilt bakımı bu görünümün hafifletilmesine katkı sağlayabiliyor.</p>

<h2>Kaş arası çizgileri stresle derinleşebiliyor</h2>

<p>Kaşların sık sık çatılması sonucu oluşan glabellar çizgiler, yoğun stres yaşayan veya kontrolü elinde tutmayı seven kişilerde daha belirgin hale gelebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, stres yönetiminin yanı sıra kafein tüketiminin azaltılmasının da bu bölgedeki kas gerginliğini hafifletmeye yardımcı olabileceğini ifade ediyor.</p>

<h2>Dudak çevresindeki ince çizgiler nasıl oluşuyor?</h2>

<p>Dudakları büzmeye neden olan mimikler, pipet kullanımı, ıslık çalma ve öpücük hareketi zamanla dudak çevresinde ince çizgilerin oluşmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Kolajen üretimini destekleyen C vitamini içeren cilt bakım ürünleri ile güneş koruyucu kullanımı, bu bölgedeki kırışıklıkların görünümünü azaltmaya yardımcı olabiliyor.</p>

<h2>Kırışıklıkları tamamen durdurmak mümkün değil</h2>

<p>Uzmanlara göre kırışıklıklar, yaşlanma sürecinin doğal bir parçası. Ancak güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak, yüksek koruma faktörlü (SPF) güneş kremi kullanmak, yeterli su tüketmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek, kırışıklıkların erken oluşmasını ve derinleşmesini önemli ölçüde yavaşlatabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/yuzunuzdeki-kirisikliklar-karakterinizi-ele-veriyor-olabilir-iste-cizgilerin-gizli-anlamlari</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/kadin-5.png" type="image/jpeg" length="10259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göbek yağlarından kurtulmanın en etkili yolu belli oldu!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gobek-yaglarindan-kurtulmanin-en-etkili-yolu-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/gobek-yaglarindan-kurtulmanin-en-etkili-yolu-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak isteyenlerin ilk tercihi genellikle uzun süreli kardiyo oluyor. Ancak uzmanlar, bilimsel araştırmaların direnç egzersizlerinin hem yağ kaybında hem de metabolik sağlıkta daha etkili sonuçlar sunduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte forma girmek isteyen birçok kişi koşuya çıkıyor ya da uzun süre kardiyo yapmayı tercih ediyor. Ancak uzmanlara göre karın bölgesindeki yağlardan kurtulmanın en etkili yolu yalnızca kardiyo yapmak değil.</p>

<p>Sağlık alanındaki çalışmalarıyla tanınan İngiliz doktor Michael Mosley, direnç egzersizlerinin yalnızca kasları güçlendirmekle kalmadığını, karın yağlarının azaltılmasında da kardiyoya göre daha başarılı sonuçlar verdiğini belirtiyor. Uzmanlar ayrıca yalnızca mekik çekerek ya da belirli bir bölgeyi çalıştırarak bölgesel yağ yakmanın mümkün olmadığını vurguluyor.</p>

<p>Fitness şirketi Technogym'in paylaştığı bilimsel verilere göre, yağ kaybı tüm vücudu kapsayan bir süreç olduğu için karın bölgesindeki yağlardan kurtulmanın yolu genel yağ oranını düşürmekten geçiyor.</p>

<h2>Düzenli kuvvet antrenmanı kas kaybını önlüyor</h2>

<p>Michael Mosley, BBC Radio 4'te yayımlanan <i>Stay Young</i> programında kendi egzersiz rutininden de örnek vererek her gün en az 30 şınav ve 30 squat yapmaya çalıştığını söylemişti.</p>

<p>Mosley, bu egzersizlerin kas kütlesini artırmanın en pratik yöntemlerinden biri olduğunu belirterek özellikle 30 yaşından sonra düzenli direnç antrenmanı yapılmadığında kas kaybının doğal olarak başladığını ifade etti.</p>

<p>Bilimsel çalışmalara göre düzenli direnç egzersizleri sayesinde yalnızca 12 hafta içinde kas kütlesinde yüzde 10'a varan artış, kas gücünde ise yüzde 150'ye ulaşan gelişmeler görülebiliyor.</p>

<h2>Hafızadan uykuya kadar birçok fayda sağlıyor</h2>

<p>Uzmanlara göre direnç antrenmanlarının etkisi yalnızca fiziksel görünümle sınırlı kalmıyor. Kasların güçlenmesi hafızayı desteklerken, uyku kalitesini artırıyor ve yaşlanma sürecini de olumlu yönde etkileyebiliyor.</p>

<p>Mosley, 50 yaş üzerindeki bireyleri kapsayan çok sayıda araştırmanın incelendiği bilimsel değerlendirmelere dikkat çekerek hem aerobik hem de direnç egzersizlerinin beyin sağlığına katkı sunduğunu belirtti. Ancak direnç antrenmanlarının özellikle hafıza ve problem çözme gibi yürütücü bilişsel işlevlerde daha belirgin faydalar sağladığını ifade etti.</p>

<h2>Harvard araştırması dikkat çekti</h2>

<p>Mosley'in öne çıkardığı araştırmalardan biri de Harvard Üniversitesi tarafından yürütülen uzun soluklu çalışma oldu. Yaklaşık 10 bin erkek 12 yıl boyunca takip edilirken, düzenli kuvvet antrenmanı yapanların karın yağlarını azaltmada kardiyo ağırlıklı egzersiz yapanlara kıyasla daha başarılı sonuçlar elde ettiği görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, karın çevresinde biriken yağ dokusunun yalnızca estetik bir sorun olmadığını da hatırlatıyor. Bu yağların kan şekeri dengesini olumsuz etkileyebilecek bazı kimyasallar salgıladığı belirtilirken, kas dokusunun egzersiz sırasında kandaki şekeri adeta sünger gibi emerek metabolizmanın daha sağlıklı çalışmasına katkı sağladığı ifade ediliyor.</p>

<p>Mosley'in aktardığı araştırmalara göre iskelet kası kütlesindeki her yüzde 10'luk artış, prediyabet riskinin de yaklaşık yüzde 10 azalmasına katkı sağlayabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gobek-yaglarindan-kurtulmanin-en-etkili-yolu-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/gobek-eritme.png" type="image/jpeg" length="71825"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlandı: Aromaterapi ürünlerine eczane şartı]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/resmi-gazetede-yayimlandi-aromaterapi-urunlerine-eczane-sarti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/resmi-gazetede-yayimlandi-aromaterapi-urunlerine-eczane-sarti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yönetmelikle aromaterapi ürünlerinin satış ve tanıtımına ilişkin önemli değişiklikler getirildi. Bitkilerden elde edilen uçucu yağları içeren tüm aromaterapi ürünleri bundan sonra yalnızca eczanelerde satılabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından hazırlanan "Aromaterapi Ürünleri Hakkında Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle aromaterapi ürünlerinin satış, ruhsatlandırma, üretim ve tanıtım süreçlerine ilişkin kapsamlı kurallar getirildi.</p>

<p>Yönetmeliğe göre bitkilerden elde edilen uçucu yağları içeren tüm aromaterapi ürünleri, reçeteli ya da reçetesiz olmasına bakılmaksızın artık yalnızca eczanelerde satışa sunulabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Piyasaya çıkmadan önce satış izni zorunlu</h2>

<p>Düzenleme kapsamında ilk kez piyasaya arz edilecek aromaterapi ürünleri için satış izni alınması zorunlu hale getirildi. Böylece yeni ürünlerin, belirlenen yasal prosedürleri tamamlamadan piyasaya sunulmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Yönetmelik, ürünlerin tanıtım faaliyetlerine de sınırlama getirdi. Buna göre aromaterapi ürünlerinin tanıtımı yalnızca eczane içerisinde yapılabilecek. Ayrıca tanıtımlar, sadece Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından onaylanan kullanım amacı doğrultusunda gerçekleştirilebilecek.</p>

<h2>Ruhsatı iptal edilen ürünlerin üretimi duracak</h2>

<p>Yeni düzenlemeyle ruhsatı iptal edilen aromaterapi ürünleri için de yeni yükümlülükler getirildi. Ruhsatı iptal edilen ürünlerin üretimi ve ithalatı derhal durdurulacak.</p>

<p>Yönetmelikle birlikte aromaterapi ürünlerinin ruhsatlandırma, üretim, devir, satış ve tanıtım süreçlerinin daha sıkı denetlenmesi amaçlanırken, tüketici güvenliğinin artırılması ve ürünlerin belirlenen standartlara uygun şekilde piyasaya sunulması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/resmi-gazetede-yayimlandi-aromaterapi-urunlerine-eczane-sarti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/aromaterapi-2.png" type="image/jpeg" length="68224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma ortaya koydu: Neden kaybetmenin acısı kazanmanın sevincinden daha güçlü?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-neden-kaybetmenin-acisi-kazanmanin-sevincinden-daha-guclu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-neden-kaybetmenin-acisi-kazanmanin-sevincinden-daha-guclu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, kayıp korkusu ve pişmanlığın kararları aynı anda etkilediğini ortaya koydu. Araştırmacılar genellikle bunları ayrı ayrı inceliyordu. ‘Kayıptan kaçınma’ teorisi ilk kez çok seçenekli ölçüldü. Katılımcıların hem olası zararı hem de kaçırılan fırsatı birlikte değerlendirdiği görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yatırım yaparken, kumar oynamak ya da piyango bileti almayı düşünürken iki güçlü duygu kararlarımızı etkiliyor: Potansiyel kaybın yumruk gibi gelen acısı ve ‘ya başka türlü yapsaydım’ diye içkemiren pişmanlık. On yıllardır bilim insanları bu iki gücü ayrı ayrı inceliyordu.<br />
Amerika merkezli Journal of Risk and Uncertainty dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma ise, deney koşullarında her ikisinin aynı anda etkili olduğunu ve ‘kayıp korkusunun pişmanlıktan daha ağır bastığını’ gösterdi.</p>

<h2>Dönen çarklar ve deney tasarımı</h2>

<p>Araştırma kapsamında Pennsylvania Üniversitesi’nin Ekonomi, Yönetim ve Müzayede Laboratuvarı'nda 13 oturum düzenlendi, toplam 228 katılımcı yer aldı. Araştırmacılar, olası kazanç ve olasılıkları gösteren iki dairesel 'dönen çark' gösterdi. Katılımcılar birini seçip döndürüyor, çıkan sonuç o gün alacakları ücretin bir kısmını belirliyordu.</p>

<p>Herkes 350 puanlık bir başlangıç bakiyesiyle başladı (bazı oyunlarda kayıp riski vardı). Puanlar 50 puan, 1 dolar oranında nakde çevrildi. Ortalama kazanç 23 dolar oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her katılımcı, farklı büyüklükte kayıp riski taşıyan üç farklı çark çiftiyle karşılaştı. Çiftlerden biri her zaman bir miktar kayıp riski içeriyordu. Diğer çark ise 15 tur boyunca giderek daha az riskli hale geldi ve sonunda sadece kazanç ihtimali sundu. Bu tasarım sayesinde araştırmacılar, katılımcıların davranışının tam olarak ne zaman değiştiğini tespit edebildi.</p>

<h2>Geri bildirim türleri ve karar davranışı</h2>

<p>Katılımcılar üç farklı geri bildirim koşuluna ayrıldı:<br />
Hiç geri bildirim yok: Seçim yapıldı ama sonuç gösterilmedi. Karşılaştırma imkanı olmadığı için davranışlar daha çok kayıptan kaçınma modeline uydu.<br />
Kısmi geri bildirim: Sadece kendi çarkının sonucu görüldü, diğerinin ne vereceği gösterilmedi.<br />
Tam geri bildirim: Her iki çark da döndü. Katılımcılar hem ne kazandıklarını hem de neyi kaçırdıklarını tam olarak gördü. Bu koşul pişmanlığı en çok tetikleyen senaryoydu ve veriler bunu açıkça gösterdi.</p>

<p>Geri bildirim devreye girdiğinde katılımcıların kararları hem kayıptan kaçınma hem de pişmanlık tarafından şekilleniyordu. Sadece kayıptan kaçınma ile açıklanamayacak tercihler ortaya çıktı. Pişmanlık istatistiksel olarak anlamlıydı ancak bu deneyde kayıp korkusunun yanında ikincil kaldı.</p>

<h2>Cinsiyet farkları ve genel bulgular</h2>

<p>Çalışmada kadınların ‘pişmanlıktan kaçınmaya’ daha yatkın, erkeklerin ise bazı koşullarda ‘doğru kararın sevincini yaşama’ eğiliminde olduğu görüldü. Kadınlar ayrıca erkeklere göre daha fazla kayıptan kaçınma gösterdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-neden-kaybetmenin-acisi-kazanmanin-sevincinden-daha-guclu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/neden-kaybetmenin-acisi-kazanmanin-sevincinden-daha-guclu.png" type="image/jpeg" length="76148"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[LÖSEV Bodrum Tatil Köyü 2026 yaz sezonunu açtı: Binlerce çocuk denizin keyfini yaşayacak]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/losev-bodrum-tatil-koyu-2026-yaz-sezonunu-acti-binlerce-cocuk-denizin-keyfini-yasayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/losev-bodrum-tatil-koyu-2026-yaz-sezonunu-acti-binlerce-cocuk-denizin-keyfini-yasayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LÖSEV tarafından Bodrum’da hayata geçirilen tatil köyü, 2026 yaz sezonunu açtı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen lösemili çocuklar, ücretsiz tatil imkânıyla hem moral bulacak hem de denizle buluşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lösemili çocuklar, yetişkin onkoloji hastaları ve iyileşme sürecindeki bireyleri destekleyen LÖSEV, Bodrum Tatil Köyü ile 2026 yaz sezonunu “Yaza Merhaba” etkinliğiyle açtı. Sezon boyunca binlerce çocuğun ağırlanacağı tesiste, birçok çocuk hayatında ilk kez denizle buluşma fırsatı yakalayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Umut, dayanışma ve moral sezonu başladı</h2>

<p>Açılış programında LÖSEV gönüllüleri, çalışanlar ve davetliler bir araya gelirken, gecede vakfın Bodrum’daki çalışmalarına dair paylaşımlar yapıldı. Çocukların tedavi süreçlerinde moral ve motivasyonun önemine dikkat çekilen etkinlikte, LÖSEV’in Türkiye genelindeki destek ağının her geçen gün büyüdüğü vurgulandı.</p>

<h2><img alt="Lösev Tatil Köyüüü" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/losev-tatil-koyuuu.png" width="1280" />Çocuklar için unutulmaz tatil deneyimi</h2>

<p>Bodrum Tatil Köyü’nde ağır tedavi süreçleri nedeniyle sosyal yaşamdan uzak kalan çocuklar için özel etkinlikler düzenleniyor. Tekne turları, resim atölyeleri, yoga ve dans etkinlikleriyle çocuklar hem eğleniyor hem de iyileşme süreçlerine destek olacak sosyal bir ortamda vakit geçiriyor.</p>

<p>Yetkililer, programların çocukların psikolojik iyilik halini güçlendirmeyi hedeflediğini belirterek, sezon boyunca tüm etkinliklerin titizlikle planlandığını ifade etti.</p>

<h2>Binlerce çocuğa umut olacak sezon</h2>

<p>Mayıs ayından Ekim ayına kadar açık olan LÖSEV Bodrum Tatil Köyü, 2026 sezonunda da binlerce çocuğu ağırlamayı sürdürecek. Türkiye’nin farklı illerinden gelen çocuklar, burada hem tatil yapacak hem de iyileşme süreçlerine katkı sağlayacak sosyal ve psikolojik destek alacak.</p>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/losev-bodrum-tatil-koyu-2026-yaz-sezonunu-acti-binlerce-cocuk-denizin-keyfini-yasayacak</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/07/losev-tatil-koyu.png" type="image/jpeg" length="60420"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlişkilerde şanssız olmanızın nedeni DNA'nız olabilir!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/iliskilerde-sanssiz-olmanizin-nedeni-dnaniz-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/iliskilerde-sanssiz-olmanizin-nedeni-dnaniz-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Norveç'te yapılan geniş kapsamlı araştırma, genetik faktörlerin ilişkilerin geleceğinde sınırlı da olsa rol oynayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre eğitim ve yaşam memnuniyeti gibi genetik eğilimler ilişki istikrarını desteklerken, risk alma ve sigara eğilimi ayrılık ihtimalini artırabiliyor. Ancak araştırmacılar, çevresel faktörlerin ve bireysel kararların hâlâ çok daha belirleyici olduğunun altını çiziyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlişkilerin neden bazı çiftlerde uzun ömürlü, bazılarında ise kısa sürdüğü yıllardır araştırılıyor. Norveç'te yürütülen yeni bir çalışma, genetik faktörlerin ilişki istikrarı üzerinde sınırlı ancak ölçülebilir bir etkisi olabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre eğitim seviyesi, yaşam memnuniyeti ve çocuk sahibi olma yaşı gibi bazı genetik eğilimler ilişkiyi desteklerken, risk alma davranışı ve sigara eğilimi gibi özellikler ayrılık riskini artırabiliyor.</p>

<p>Oslo Üniversitesi Sosyologlarından baş araştırmacı Ruth Eva Jorgensen, "Kaderimiz genlerimizde değil ama bir ilişki bir yapbozsa, genetik bazı parçaları oluşturuyor ve ayrılık riskini etkileyebiliyor" derken ekledi:</p>

<p>"Bu parçaların toplamı, bazılarımızın ayrılık riskini biraz daha yüksek ya da düşük kılabiliyor."</p>

<h2>Genetik eğilimler ilişkiyi nasıl etkiliyor?</h2>

<p>Araştırmacılar, yüksek eğitim seviyesi, daha yüksek yaşam memnuniyeti ve çocuk sahibi olmayı ileri yaşlara erteleme gibi genetik özelliklerin daha istikrarlı ilişkilere yol açtığını belirledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna karşılık sigara içme eğilimi, risk alma davranışı ve erken yaşta cinsel hayata başlama gibi genetik yatkınlıklara sahip kişilerde ilişki bitişi riskinin daha yüksek olduğu tespit edildi.</p>

<p>Araştırma ekibi, "tek bir 'boşanma geni'" bulunmadığının altını çizdi. Bunun yerine, binlerce küçük genetik varyasyonun bir araya gelerek ilişkinin sürme olasılığını etkilediği ifade edildi.</p>

<h2>Poligenik skorlar incelendi</h2>

<p>Çalışma, Norveç'teki dünyanın en büyük aile sağlığı araştırmalarından biri olan Norwegian Mother, Father and Child Cohort Study'nin verileri kullanılarak gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, tek tek genleri incelemek yerine binlerce genetik varyantın birleşik etkisini gösteren "poligenik skorlar" yöntemini kullandı.</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarına göre:</p>

<ul>
 <li>Eğitim seviyesi, öznel iyi oluş ve geç yaşta ilk çocuk sahibi olma genetik puanı yüksek kişilerde ayrılık ihtimali daha düşük.</li>
 <li>Sigara kullanımı ve erken cinsel deneyim genetik puanı yüksek kişilerde ayrılık riski hafif düzeyde artıyor.</li>
 <li>Nevrotiklik (kaygılı ve hassas kişilik) genetik yatkınlığı bulunan kişilerde ise ayrılık riskinin beklenmedik şekilde biraz daha düşük olduğu görüldü.</li>
</ul>

<h2>Beklenmedik bulgu: Nevrotiklik ayrılık riskini azaltabilir</h2>

<p>Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de nevrotiklik ile ilişki istikrarı arasındaki bağlantı oldu.</p>

<p>Jorgensen bu duruma şöyle açıklık getirdi:</p>

<p>"Normalde nevrotiklik ayrılık riskini artırır diye düşünülür. Ancak biraz daha kaygılı ve hassas insanlar, ilişkinin sağladığı güvenliğe daha çok ihtiyaç duyabiliyor."</p>

<h2>Kardeşler üzerinden doğrulandı</h2>

<p>Araştırmacılar, aynı ailede büyüyen kardeşleri karşılaştırarak çevresel faktörlerin etkisini büyük ölçüde kontrol altına aldı. Aynı ortamda yetişen kardeşler arasındaki genetik farklılıkların ilişki sonuçlarıyla örtüşmesi, genetik etkinin daha net değerlendirilmesini sağladı.</p>

<p>Çalışmaya göre genetik varyantlar, kadınlarda ilişki bitişindeki farklılıkların yaklaşık yüzde 9'unu, erkeklerde ise yüzde 3'ünü açıklıyor. Bu sonuçlar, genetik etkinin bulunduğunu ancak belirleyici düzeyde olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Jorgensen, çevresel faktörlerin halen çok daha güçlü bir rol oynadığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"Aynı genetik varyantlar, hayat boyu karşılaştığınız ortam, fırsatlar ve ilişkilere göre farklı etki gösterebiliyor. Genler bizi farklı kılıyor ama hayat hikayemiz, çevremiz, seçtiğimiz partner ve aldığımız kararlarla birlikte çalışıyor."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/iliskilerde-sanssiz-olmanizin-nedeni-dnaniz-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2025/01/iliski-guclendirme.jpg" type="image/jpeg" length="68775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[O çiçeğe dokunan yandı: Cezası 699 bin lirayı aşıyor!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/o-cicege-dokunan-yandi-cezasi-699-bin-lirayi-asiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/o-cicege-dokunan-yandi-cezasi-699-bin-lirayi-asiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu’daki Gölcük ve Abant’ta açan endemik nilüferler, ziyaretçilere görsel şölen sunarken, çiçekleri koparanlara 699 bin lirayı aşan ceza uygulanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu’nun doğal güzellikleriyle ünlü Gölcük Tabiat Parkı ve Abant Gölü Milli Parkı’ndaki göllerde bulunan endemik tür olan nilüfer çiçeğini koparanlara 699 bin 197 lira ceza uygulanacak.</p>

<p>Her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çeken parklardaki göllerde yetişen nilüferler, çiçek açmaya başladı. Sarı, beyaz ve pembe renklerdeki çiçekleri ile geniş yeşil yaprakları su yüzeyinde güzel görüntü oluştururken, ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor.</p>

<h2>Koparanlara yüksek ceza ve sıkı denetim</h2>

<p>Koruma altında bulunan nilüfer çiçeğini koparanlara ilgili kanun uyarınca 699 bin 197 lira ceza uygulanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan Gölcük ve Abant’ta nilüferlerin zarar görmemesi için ekiplerin denetimleri aralıksız sürdürülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/o-cicege-dokunan-yandi-cezasi-699-bin-lirayi-asiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/06/nilufer-2.png" type="image/jpeg" length="85700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de dil tercihi değişti: En popüler yabancı diller belli oldu]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiyede-dil-tercihi-degisti-en-populer-yabanci-diller-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiyede-dil-tercihi-degisti-en-populer-yabanci-diller-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de İngilizce’nin ardından en popüler yabancı diller belli oldu. Eğitim müfredatında yoğun bir şekilde yer alan ve dolaylı olarak birçok kültürel ve ekonomik bağın bulunduğu Almanca, İngilizce’nin ardından en çok tercih edilen dil olurken, Korece ise özellikle gençler arasında şaşırtıcı bir yükselişle en çok talep gören diller arasına girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Türkiye’de yıllar içerisinde yabancı diller popülerlik kazanıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve sonrasında uzun bir dönem Fransızca en popüler yabancı dil iken süreç içerisinde İngilizce en popüler yabancı dil haline geldi. Eğitim müfredatında da önemli bir yer tutan İngilizce’nin tahtı yıllardır hiç sallanmıyor.</p>

<p>Sözcü’nün haberine göre; Türkiye’de İngilizce’nin peşi sıra gelen popüler diller belli oldu. İngilizce’nin ardından en popüler dil Almanca oldu. Eğitim müfredatında yaygın bir şekilde yer alması, Türkiye’den Almanya’ya yaşanan göç dalgası ve iki ülke arasında oluşan güçlü sosyal ve ekonomik bağlar, Almanca’nın İngilizce’den sonra en popüler dil haline gelmesinde etkili oldu. Almanya’daki kariyer ve yaşam planları da bu tercihi destekleyen önemli faktörler arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Almanca’nın yükselişi</h2>

<p>Almanca, hem eğitim sisteminde geniş yer bulması hem de Türkiye–Almanya arasındaki tarihsel göç ilişkisi nedeniyle ikinci en popüler yabancı dil konumuna yerleşti. Kariyer hedefiyle Almanya’yı tercih edenlerin sayısındaki artış da bu ilgiyi güçlendirdi.</p>

<h2>Korece’ye artan ilgi</h2>

<p>Türkiye’de popülerliği artan bir diğer dil ise Korece oldu. Özellikle Z kuşağının hobi ve yaşam tarzı tercihleri Korece’ye yönelimi artırdı. “Hallyu” olarak bilinen Kore popüler kültür dalgası, bu ilgide belirleyici rol oynadı.</p>

<h2>K-POP ve dizilerin etkisi</h2>

<p>K-Drama dizileri ve K-Pop müzik kültürünün küresel ölçekte yükselişi, Türkiye’deki gençlerin Korece’ye olan ilgisini artırdı. Bu kültürel etkileşim, Korece’yi son yıllarda en hızlı yükselen yabancı dillerden biri haline getirdi.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiyede-dil-tercihi-degisti-en-populer-yabanci-diller-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/06/dil.png" type="image/jpeg" length="20014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klima kullanımında önemli uyarılar: Hem tasarruf hem sağlık için kritik öneriler]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/klima-kullaniminda-onemli-uyarilar-hem-tasarruf-hem-saglik-icin-kritik-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/klima-kullaniminda-onemli-uyarilar-hem-tasarruf-hem-saglik-icin-kritik-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, yaz aylarında artan klima kullanımına karşı hem enerji tasarrufu hem de sağlık açısından dikkat edilmesi gereken kuralları açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte İzmir’de klima kullanımı da belirgin şekilde yükseliyor. Ancak uzmanlara göre yanlış kullanım, hem enerji tüketimini artırıyor hem de sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>TMMOB Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından yapılan bilgilendirmede, klimaların bilinçsiz kullanımının ekolojik dengeyi olumsuz etkileyebileceği ve aile bütçelerine ek yük getirebileceği vurgulandı.</p>

<h2>Klima kullanımında dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar</h2>

<p>Açıklamada, verimli ve sağlıklı klima kullanımı için şu temel uyarılar öne çıktı:</p>

<h3>Enerji verimliliği için</h3>

<ul>
 <li>
 <p>Isı yalıtımı iyi olan ortamlar daha az enerji tüketir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Güneş alan camlarda perde ve panjur kapalı tutulmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kapı ve pencereler kapalı olmalı, ancak düzenli havalandırma yapılmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Klima sıcaklığı dış ortama göre 8-12°C düşük olmalı, 24°C’nin altına inilmemeli</p>
 </li>
</ul>

<h3>Sağlık ve bakım için</h3>

<ul>
 <li>
 <p>Filtreler haftada en az bir kez temizlenmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cihaz bakımı yetkili servislerce düzenli yapılmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kirli filtreler bakteri ve hastalık riskini artırabilir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Klima önünde uzun süre doğrudan durulmamalı</p>
 </li>
</ul>

<h3>Kullanım alışkanlıkları</h3>

<ul>
 <li>
 <p>Aşırı soğutma veya ısıtma yapılmamalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Üfleme yönü ortama göre ayarlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nemli havalarda “nem alma modu” tercih edilmeli</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Aynı anda çalışan elektrikli cihazlar enerji tüketimini artırır</p>
 </li>
</ul>

<h2>Klima alırken ve montajda kritik uyarılar</h2>

<p>Şube ayrıca klima satın alma ve montaj sürecine de dikkat çekti:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yetkili bayi ve servis tercih edilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Keşif hizmeti alınmadan cihaz seçilmemeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yanlış kapasite seçimi hem konforu düşürür hem tüketimi artırır</p>
 </li>
 <li>
 <p>Montaj mutlaka yetkili servis tarafından yapılmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bakır boru hattı ve vakum işlemleri teknik şartlara uygun olmalı</p>
 </li>
</ul>

<h2>“Bilinçli kullanım şart”</h2>

<p>Açıklamanın genelinde, klimanın konfor sağlayan bir cihaz olduğu ancak doğru kullanılmadığında hem sağlık hem de ekonomik açıdan risk oluşturduğu vurgulandı.</p>

<p>TMMOB Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, yurttaşlara hem doğayı hem de bütçeyi korumak için klima kullanımında bilinçli davranma çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/klima-kullaniminda-onemli-uyarilar-hem-tasarruf-hem-saglik-icin-kritik-oneriler</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/06/klima-aciklama.jpg" type="image/jpeg" length="63292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çin'den dev buluş: Deniz suyunu elektriksiz içme suyuna dönüştürdüler]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/cinden-dev-bulus-deniz-suyunu-elektriksiz-icme-suyuna-donusturduler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/cinden-dev-bulus-deniz-suyunu-elektriksiz-icme-suyuna-donusturduler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli bilim insanları, yalnızca güneş enerjisini kullanarak deniz suyunu tatlı suya dönüştüren yeni bir teknoloji geliştirdi. Elektrik gerektirmeyen sistemin enerji tüketimini yaklaşık yüzde 46 azaltırken, su üretim maliyetini de önemli ölçüde düşürerek su kıtlığı yaşayan bölgelere sürdürülebilir çözüm sunması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Su kıtlığına karşı sürdürülebilir çözümler geliştirmek için çalışmalarını sürdüren Çinli bilim insanları, yalnızca güneş enerjisini kullanarak deniz suyunu tatlı suya dönüştürebilen yeni bir tuzdan arındırma teknolojisi geliştirdi. Elektrik gerektirmeyen sistemin, su üretim maliyetini önemli ölçüde düşürmesi ve özellikle enerjiye erişimin sınırlı olduğu bölgelerde kullanılabilmesi hedefleniyor.</p>

<h2>Güneş enerjisiyle çalışan yeni sistem geliştirildi</h2>

<p>Tuzdan arındırma, deniz suyundaki tuzun ayrıştırılarak içilebilir su elde edilmesini sağlayan ancak yüksek enerji tüketimi nedeniyle maliyetli bir yöntem olarak biliniyor. Bu nedenle teknoloji bugüne kadar büyük ölçüde enerji kaynakları güçlü ülkelerde yaygın olarak kullanılabiliyordu.</p>

<p>Çinli araştırmacılar ise bu soruna çözüm olabilecek yeni bir malzeme geliştirdi. Bilim insanları, güneş enerjisini yüksek verimle emerek buharlaştırma sağlayan üç boyutlu fototermal bir malzemenin içerisine nanopartikülleri özel bir yöntemle entegre etti. Böylece güneş ışığından elde edilen enerji çok daha verimli kullanılarak tuzdan arındırma işlemi gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Enerji ihtiyacını yaklaşık yarı yarıya düşürdü</h2>

<p>Yapılan testlerde geliştirilen malzemenin güneş enerjisinin yüzde 90,2'sini emebildiği belirlendi. Aynı miktardaki deniz suyunu buharlaştırmak için gereken enerji ise mevcut yöntemlere kıyasla yüzde 45,7 oranında azaldı.</p>

<p>Araştırmacılar, sistemin herhangi bir elektrik ya da dış güç kaynağına ihtiyaç duymadan yalnızca doğal güneş ışığıyla çalıştığını vurguladı. Deneme uygulamasında elde edilen tatlı su miktarının, 5 metrekarelik bir tarım arazisinin tüm büyüme dönemi boyunca sulanmasına yetecek seviyede olduğu ifade edildi.</p>

<h2>Maliyetin şişelenmiş sudan daha düşük olması hedefleniyor</h2>

<p>Araştırma ekibi, teknolojinin geliştirilmesiyle birlikte önümüzdeki iki yıl içinde su üretim maliyetinin şişelenmiş sudan daha düşük seviyeye indirilebileceğini öngörüyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre sistem, özellikle elektriğe erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde temiz suya ulaşımı kolaylaştırabilir. Düşük enerji ihtiyacı ve güneş ışığıyla çalışabilmesi sayesinde teknolojinin, küresel su kıtlığına karşı ekonomik ve çevre dostu bir alternatif sunması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/cinden-dev-bulus-deniz-suyunu-elektriksiz-icme-suyuna-donusturduler</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/06/icme-suyu.png" type="image/jpeg" length="29671"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Orhan Şen’den kritik uyarı: Güneş altında hissedilen sıcaklık 50 dereceyi aşabilir!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/orhan-senden-kritik-uyari-gunes-altinda-hissedilen-sicaklik-50-dereceyi-asabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/orhan-senden-kritik-uyari-gunes-altinda-hissedilen-sicaklik-50-dereceyi-asabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak hava dalgasının etkisi altına giren Türkiye’de, hava sıcaklıklarının üç gün boyunca mevsim normallerinin 6-7 derece üzerine çıkması beklenirken, “tropik sıcaklıkların” özellikle gece saatlerinde etkisini artırarak yaşamı daha da zorlaştıracağı ifade edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’da birçok ülkeyi etkisi altına alan sıcak hava dalgası, Türkiye’de de önümüzdeki 3 gün boyunca etkisini sürdürecek. Meteoroloji uzmanları, sıcaklıkların mevsim normallerinin 6-7 derece üzerine çıkacağını belirtirken, bazı bölgelerde güneş altında hissedilen sıcaklığın 50 dereceye kadar ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle Marmara, Ege, Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun batısında önümüzdeki 72 saatin kritik olduğunu vurguladı.</p>

<h2>Sıcak hava dalgası Türkiye'yi etkisi altına alıyor</h2>

<p>Prof. Dr. Orhan Şen, sıcak hava akışının Balkanlar üzerinden Türkiye’ye indiğini belirterek, Avrupa’nın batısında ise serinleme eğiliminin başladığını ifade etti. Şen, “Bugün, salı ve çarşamba günleri sıcaklıklar birçok bölgede mevsim normallerinin 6-7 derece üzerine çıkacak” dedi.</p>

<h2>Termometreler 50 dereceyi gösterebilir</h2>

<p>Üç gün boyunca en yüksek sıcaklıkların Ege Bölgesi’nde görüleceğini belirten Şen, Aydın’ın sıcak hava dalgasından en fazla etkilenecek il olacağını söyledi. Gölgede ölçülen sıcaklığın 42 dereceye kadar çıkabileceğini belirten Şen, güneş altında hissedilen sıcaklığın çok daha yüksek olabileceğini vurgulayarak, “Söz konusu bu yükseklik güneş altında 50 dereceleri bulabilir” dedi.</p>

<h2>İstanbul'da ısı adası etkisi</h2>

<p>İstanbul’da termometrelerin 33-34 dereceyi göstereceğini ifade eden Prof. Dr. Orhan Şen, yoğun betonlaşmanın olduğu bölgelerde “ısı adası” etkisinin hissedileceğine dikkat çekti. Şen, “Gökdelenlerin ve yüksek yapılaşmanın olduğu bölgelerde hissedilen sıcaklık 2-3 derece daha fazla olabilir. Levent gibi yüksek gökdelenlerin olduğu yerler ve özellikle de Aksaray, Esenler, Bağcılar gibi yoğun yapılaşmanın bulunduğu ilçelerde vatandaşlar çok daha bunaltıcı bir sıcaklık hissedecek” dedi.</p>

<h2>Tropik geceler çarpabilir</h2>

<p>Gece sıcaklıklarının da sağlık açısından ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Orhan Şen, “tropik gece” olarak adlandırılan durumun etkilerine dikkat çekti. Şen, “Gece sıcaklığının 20 derecenin altına düşmediği “tropik gece”ler insan vücudunun dinlenmesini engeller. Vücut gece boyunca kendini yenileyemezse sıcaklığın sağlık üzerindeki etkisi çok daha ağır olur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Şen ayrıca vatandaşlara uyarıda bulunarak, özellikle yaşlılar, kronik hastalar, çocuklar ve hamilelerin dikkatli olması gerektiğini belirtti. Günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında dışarı çıkılmaması, bol sıvı tüketilmesi ve doğrudan güneş altında uzun süre kalınmaması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/orhan-senden-kritik-uyari-gunes-altinda-hissedilen-sicaklik-50-dereceyi-asabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/sicak-hava-3.png" type="image/jpeg" length="15113"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazi Koşusu’nda dev ödül yarışı: 100. yıla özel servet değerinde ikramiye]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gazi-kosusunda-dev-odul-yarisi-100-yila-ozel-servet-degerinde-ikramiye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/gazi-kosusunda-dev-odul-yarisi-100-yila-ozel-servet-degerinde-ikramiye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Veliefendi Hipodromu’nda saat 17.15’te start alacak 100. Gazi Koşusu’nda, üç yaşlı 22 safkan İngiliz tayı 2 bin 400 metre çim pistte birincilik için mücadele edecek. Türkiye’nin en prestijli at yarışı olan koşu, tarihi rekorlar ve yüksek ikramiyeleriyle bu yıl da büyük heyecana sahne olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Veliefendi Hipodromu’nda gerçekleştirilecek koşu saat 17.15’te başlayacak. Üç yaşlı safkan İngiliz taylarının yarış hayatlarında sadece bir kez koşabildikleri, 2 bin 400 metre mesafeli çim pistteki koşuya 22 safkan katılacak.</p>

<h2>Gazi Koşusu’nun tarihçesi</h2>

<p>Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara’daki at yarışlarını kendi himayesinde yaptıran Mustafa Kemal Atatürk, 1927’de emir vererek Gazi Koşusu’nun düzenlenmesini istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>At yarışlarının modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Atatürk, fırsat buldukça yarışları hipodromda takip ediyordu.</p>

<p>İsmet İnönü ve Ali Muhiddin Hacıbekir’in sahibi olduğu "Neriman" adlı safkanın, 1927 yılında jokeyi İhsan Atçı ile kazandığı ilk Gazi Koşusu’nu Atatürk ve İnönü birlikte izledi.</p>

<h2>İlk ikramiye</h2>

<p>Gazi Koşusu ilk kez 10 Haziran 1927 tarihinde, 2 bin metre mesafede düzenlenirken birincilik ikramiyesi de 2 bin lira olarak belirlendi.</p>

<p>İlk Gazi Koşusu’nu Ali Muhiddin Hacıbekir’in sahibi olduğu "Neriman" adlı safkan, jokeyi İhsan Atçı ile ilk sırada bitirdi.</p>

<p>İlerleyen yıllarda bu önemli koşuyu Celal Bayar’ın "Cap Gris Nez" isimli safkanı da kazandı. İstanbul’da ilk kez 1968’de düzenlenen Gazi Koşusu’nda ise birinciliği Burhan Karamehmet’in "Asuvan" adlı safkanı elde etti.</p>

<p>Türk yarışçılığının en büyük klasiği Gazi Koşusu’nun armağanı olan Atatürk’ün at üzerindeki som gümüşten heykeli, 1970 yılından itibaren kazananlara verilmeye başlandı.</p>

<h2>Rekorlar ve unutulmaz isimler</h2>

<p>Gazi Koşusu’nda en iyi derece "Bold Pilot" isimli safkana ait.</p>

<p>Bold Pilot, 1996 yılında 2.26.22’lik derecesiyle koşuyu kazanarak tarihe geçti.</p>

<p>En fazla kazanan jokey ise 9 birincilikle Mümin Çılgın oldu.</p>

<p>Aktif jokeyler arasında Ahmet Çelik, Gazi Koşusu’nu 8 kez kazanarak öne çıkarken, Halis Karataş ise 6 kez birincilik elde etti.</p>

<p>Üst üste kazanma rekoru da Ahmet Çelik’e ait. Tecrübeli jokey; 89. Gazi Koşusu’ndan 95. Gazi Koşusu’na kadar 7 kez üst üste birincilik sevinci yaşadı.</p>

<p>Unutulmaz jokey Ekrem Kurt ise 1971, 1972 ve 1973 yıllarında üç kez üst üste kazanma başarısı göstermişti.</p>

<h2>100. Gazi Koşusu’na özel ikramiye</h2>

<p>Gazi Koşusu’nun 100. yılında büyük ödüller dikkat çekiyor. Bu yıl birincilik ikramiyesi 50 milyon lira olarak açıklandı.</p>

<p>Koşuda ikincilik 20 milyon lira, üçüncülük 10 milyon lira, dördüncülük 5 milyon lira, beşincilik ise 2 milyon 500 bin lira olarak belirlendi.</p>

<p>Kazanan tayın sahibi, ek ödüllerle birlikte toplam 126 milyon 870 bin liraya ulaşan bir ikramiyenin sahibi olacak. At sahibi aynı zamanda yetiştiriciyse bu rakam yetiştiricilik primleriyle 141 milyon 870 bin liraya kadar çıkabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sputnik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gazi-kosusunda-dev-odul-yarisi-100-yila-ozel-servet-degerinde-ikramiye</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/06/gazi-kosusu1.png" type="image/jpeg" length="40619"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
