<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir’de Son Dakika Haber</title>
    <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr</link>
    <description>İzmir haberleri ve son dakika gelişmeleri için izmirdesondakika.com.tr. İzmir'den güncel yerel haberler, spor, ekonomi, siyaset, teknoloji, magazin ve daha fazlasını takip edin. İzmir'in en güvenilir ve etkili haber kaynağı.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 05:51:17 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Eurovision’da İsrail tartışması: Oylama sistemi yakın takibe alındı]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/eurovisionda-israil-tartismasi-oylama-sistemi-yakin-takibe-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/eurovisionda-israil-tartismasi-oylama-sistemi-yakin-takibe-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 Eurovision Şarkı Yarışması’nda İsrail’in finale kalmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, organizasyon yetkilileri oylama sisteminin “çok yakından izlendiğini” ve kurallara uyumun daha sıkı denetleneceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eurovision’da İsrail tartışması: Oylama sistemi yakın takibe alındı<br />
2026 Eurovision Şarkı Yarışması’nda İsrail’in finale yükselmesi sonrası başlayan tartışmalar devam ederken, organizasyon cephesinden oylama sistemine ilişkin yeni açıklamalar geldi. Yarışma yetkilileri, oylama sürecinin “çok çok yakından izlendiğini” ve olası usulsüzlük iddialarına karşı denetimlerin artırıldığını duyurdu. Açıklamalar, yarışmanın şeffaflığı ve güvenilirliği konusundaki tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.</p>

<h2>Oylama sistemine yönelik eleştiriler</h2>

<p>Geçtiğimiz yılki Eurovision yarışmasından bu yana İsrail’in özellikle halk oylamasında aldığı yüksek oy oranları, Avrupa’da ve medya çevrelerinde ciddi tartışmalara yol açtı. Bazı yayın kuruluşları, İsrail hükümetiyle bağlantılı sosyal medya hesapları üzerinden yapılan paylaşımların oylama sonuçlarını etkileyebileceğini ileri sürdü. Özellikle kullanıcıların birden fazla kez oy kullanmaya teşvik edilmesi, “sistem açıkları kullanılıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi. Bu iddialar, yarışmanın yalnızca sanat odaklı bir etkinlik olup olmadığına dair daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Eleştiriler, Eurovision’un oylama mekanizmasının dış kampanyalara ne kadar açık olduğu sorusunu yeniden gündemin merkezine taşıdı.</p>

<h2>Organizasyondan denetim ve kural vurgusu</h2>

<p>Eurovision’u düzenleyen Avrupa Yayın Birliği (EBU), ortaya atılan iddialar sonrası oylama prosedürlerini yeniden değerlendirme sürecine girdiğini açıkladı. Yarışma Direktörü Martin Green, bazı yayıncıların yürüttüğü tanıtım kampanyalarının “orantısız” olabileceğini kabul ederken, bunun sistematik bir ihlal anlamına geldiği sonucuna varmak için erken olduğunu söyledi. Green, kurallara uymayan girişimlerin daha sıkı bir şekilde inceleneceğini ve gerekirse yeni düzenlemelerin devreye alınacağını ifade etti. Ancak EBU’nun yaklaşımının cezalandırmadan ziyade diyalog ve “dostane çözüm” üzerine kurulu olduğu vurgulandı. Organizasyon, yarışmanın temel ruhunun işbirliği ve kültürel etkileşim olduğunu hatırlatarak süreci bu çerçevede yönetmek istediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İsrail yayın kuruluşuna uyarı</h2>

<p>EBU, İsrailli yarışmacı Noam Bettan’ın destekçilerine yönelik “İsrail için 10 kez oy verin” çağrısı yaptığı videoların ortaya çıkmasının ardından İsrail kamu yayın kuruluşu Kan’a resmi uyarı gönderdi. Bu paylaşımların yarışmanın kurallarına ve etik çerçevesine uygun olmadığı belirtilerek içeriklerin kaldırılması istendi. Organizasyon, bu tür kampanyaların özellikle sosyal medya üzerinden oylamayı yönlendirme potansiyeli taşıdığına dikkat çekti. Buna rağmen yetkililer, söz konusu durumun otomatik olarak diskalifiye gerektiren bir ihlal olarak değerlendirilmediğini açıkladı. EBU, bu aşamada daha çok uyarı ve izleme mekanizmasının işletildiğini ve sürecin kademeli ilerlediğini ifade etti.</p>

<h2>Oylama sistemi yeniden şekilleniyor</h2>

<p>Son yıllarda yaşanan tartışmaların ardından Eurovision yönetimi, oylama sisteminde önemli değişiklikler yapma yoluna gitti. Özellikle halk oylamasında birden fazla oy kullanımının sınırlandırılması, doğrulama sistemlerinin güçlendirilmesi ve kredi kartı doğrulamasının zorunlu hale getirilmesi bu değişikliklerin başında geliyor. Ayrıca geçmişte kaldırılan jüri oylarının yeniden sisteme dahil edilmesiyle birlikte, yalnızca halk oylamasına dayalı sonuçların yarattığı dengesizliklerin azaltılması hedefleniyor. EBU yetkilileri, tüm bu düzenlemelerin temel amacının sistemin güvenilirliğini artırmak olduğunu belirtiyor. Buna rağmen özellikle siyasi boyutu olan ülkeler söz konusu olduğunda tartışmaların tamamen ortadan kalkmadığı görülüyor.</p>

<h2>Boykot ve katılım tartışmaları</h2>

<p>Eurovision’un bu yılki sürecinde en dikkat çeken başlıklardan biri de bazı ülkelerin yarışmayı boykot etmesi oldu. İspanya, Hollanda ve İrlanda merkezli bazı yayıncıların İsrail’in yarışmadaki varlığı nedeniyle çekilme kararı aldığı belirtiliyor. Bu durum, Eurovision’un siyasi tartışmalardan ne kadar bağımsız kalabileceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Organizasyon yetkilileri ise yarışmanın geniş bir aile yapısına sahip olduğunu ve katılımın sürmesini istediklerini ifade ediyor. Martin Green, eksik ülkelerin geri dönmesini umut ettiklerini söylerken, yarışma sonrası yeniden diyalog kurulabileceğini belirtti. Ancak mevcut tablo, Eurovision’un sadece müzik değil aynı zamanda diplomatik ve politik bir tartışma alanına dönüştüğünü de gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/eurovisionda-israil-tartismasi-oylama-sistemi-yakin-takibe-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-29-6.png" type="image/jpeg" length="58550"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD istihbaratı: İran füze kapasitesini büyük ölçüde koruyor]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/abd-istihbarati-iran-fuze-kapasitesini-buyuk-olcude-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/abd-istihbarati-iran-fuze-kapasitesini-buyuk-olcude-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD basınında yer alan gizli istihbarat değerlendirmelerine göre İran, saldırılara rağmen füze kapasitesinin önemli bölümünü korumayı başardı. Haberde, Hürmüz Boğazı çevresindeki füze üslerinin büyük kısmının yeniden aktif hale getirildiği öne sürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’li New York Times gazetesinin gizli istihbarat belgelerine dayandırdığı habere göre İran ordusu, son saldırılara rağmen füze kapasitesini büyük ölçüde muhafaza etti. Haberde, Başkan Donald Trump yönetiminin İran ordusunun “paramparça edildiği” yönündeki açıklamalarına karşın, ABD istihbarat değerlendirmelerinin farklı bir tablo ortaya koyduğu belirtildi. Değerlendirmelerde İran’ın füze stoklarının önemli bölümünü elinde tuttuğu ve kritik askeri altyapının yeniden işler hale getirildiği öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Füze üslerinin büyük bölümü yeniden erişilebilir durumda</h2>

<p>New York Times’ın Mayıs ayına ait gizli istihbarat raporlarına dayandırdığı haberde, İran’ın Hürmüz Boğazı çevresindeki 33 füze üssünden 30’una yeniden erişim sağladığı iddia edildi. Haberde, saldırılar sonrası zarar gören bazı askeri noktaların kısa sürede yeniden organize edildiği öne sürüldü. Ayrıca İran’ın mobil füze sistemlerini büyük ölçüde koruduğu ve bu durumun askeri caydırıcılığın devam ettiğine işaret ettiği ifade edildi. ABD istihbarat kaynaklarının, İran’ın savaş öncesi füze stokunun yaklaşık yüzde 70’ini elinde tuttuğunu değerlendirdiği aktarıldı.</p>

<h2>Yer altı tesislerinin çoğu yeniden çalışır hale getirildi</h2>

<p>Haberde dikkat çeken bir diğer detay ise İran’ın yer altı füze depolama ve fırlatma tesislerine ilişkin oldu. İstihbarat değerlendirmelerine göre ülke genelindeki yer altı askeri tesislerinin yaklaşık yüzde 90’ı “kısmen ya da tamamen çalışabilir” duruma getirildi. Bu durumun İran’ın askeri altyapısını hızlı şekilde toparlama kapasitesini gösterdiği yorumları yapıldı. Özellikle yer altındaki füze sistemlerinin saldırılara karşı daha dayanıklı olduğu ve İran’ın bu stratejiye uzun süredir yatırım yaptığı ifade edildi.</p>

<h2>Beyaz Saray iddiaları reddetti</h2>

<p>Beyaz Saray ise haberde yer alan değerlendirmelere sert tepki gösterdi. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Olivia Wales, İran ordusunun ciddi şekilde zayıflatıldığı yönündeki önceki açıklamaları yineledi. Wales, İran’ın askeri kapasitesinin yeniden toparlandığını düşünenlerin “ya kendilerini kandırdığını ya da İran Devrim Muhafızlarının söylemlerini tekrar ettiğini” savundu. ABD yönetimi, operasyonların İran’ın askeri altyapısına ağır zarar verdiğini vurgulamayı sürdürdü.</p>

<h2>Trump ve Pentagon’dan sert açıklamalar</h2>

<p>ABD Başkanı Donald Trump da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda haberlere tepki gösterdi. Trump, İran ordusunun halen güçlü durumda olduğunu ima eden değerlendirmelerin “neredeyse vatana ihanet” anlamına geldiğini ifade etti. Pentagon Sözcü Yardımcısı Joel Valdez ise New York Times ve benzeri yayın kuruluşlarını eleştirerek, operasyonların tarihi bir başarı olduğunu savundu. Valdez, bazı medya kuruluşlarının İran yönetimine “halkla ilişkiler desteği” sunduğunu öne sürdü.</p>

<h2>Bölgedeki gerilim sürüyor</h2>

<p>İran’ın füze kapasitesine ilişkin tartışmalar, Orta Doğu’daki gerilimin sürdüğü bir dönemde gündeme geldi. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri hareketlilik küresel enerji güvenliği açısından yakından takip ediliyor. Uzmanlar, İran’ın füze kapasitesini korumasının bölgedeki askeri dengeleri doğrudan etkileyebileceğini değerlendiriyor. ABD ve İran arasında süren gerilim nedeniyle önümüzdeki dönemde yeni askeri ve diplomatik gelişmeler yaşanabileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bloomberght</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/abd-istihbarati-iran-fuze-kapasitesini-buyuk-olcude-koruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/iran-fuze.png" type="image/jpeg" length="70994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump’tan İran mesajı: Ya doğru olanı yapacaklar ya da bu işi bitireceğiz]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/trumptan-iran-mesaji-ya-dogru-olani-yapacaklar-ya-da-bu-isi-bitirecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/trumptan-iran-mesaji-ya-dogru-olani-yapacaklar-ya-da-bu-isi-bitirecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran ile gerilim sürerken yaptığı açıklamada sert mesajlar verdi. Çin’in olası arabuluculuk rolüne ihtiyaç duymadıklarını söyleyen Trump, “Ya doğru olanı yapacaklar ya da bu işi bitireceğiz” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e yapacağı ziyaret öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. İran konusunda dış müdahaleye ihtiyaç duymadıklarını vurgulayan Trump, süreci doğrudan ABD’nin yöneteceğini söyledi. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in olası arabuluculuk rolüne ilişkin soruya ise temkinli ancak net bir yanıt verdi. Trump,</p>

<blockquote>
<p>“İran’la ilgili herhangi bir yardıma ihtiyacımız yok”</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>İran askeri olarak yenildi iddiası</h2>

<p>Trump açıklamasında İran’ın askeri açıdan zor durumda olduğunu savunarak dikkat çekici ifadeler kullandı. Mevcut durumun net olduğunu belirten Trump, İran’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. ABD Başkanı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Ya doğru olanı yapacaklar ya da bu işi bitireceğiz”</p>
</blockquote>

<p>sözleriyle mesajını sertleştirdi. Bu açıklamalar, Washington-Tahran hattındaki gerilimin yeniden yükseldiği bir dönemde geldi.</p>

<h2>Çin’in arabuluculuk girişimi tartışılıyor</h2>

<p>İran ile savaşın üçüncü ayına girdiği süreçte Çin’in perde arkasında arabulucu rolü üstlenmeye çalıştığı yorumları yapılıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pekin ziyareti de bu değerlendirmeleri güçlendirmişti. Ancak Trump’ın açıklamaları, ABD’nin bu süreçte üçüncü bir aktöre ihtiyaç duymadığını ortaya koydu. Washington’un tavrı, müzakere sürecinin geleceğine dair soru işaretlerini artırdı.</p>

<h2>Karşılıklı sert açıklamalar ve teklif krizi</h2>

<p>ABD ve İran arasında müzakere taslağı üzerinden yürüyen süreçte tarafların anlaşmaya varamadığı görülüyor. Trump’ın İran için kullandığı “yaşam destek ünitesinde” ve “çöp parçası” ifadeleri Tahran’da tepkiyle karşılandı. İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf ise saldırılara karşı hazır olduklarını belirtti. Karşılıklı açıklamalar, diplomatik kanalların giderek daha sert bir dile evrildiğini gösterdi.</p>

<h2>İran’ın müzakere önerisi ve şartları</h2>

<p>İran’ın teklifinde savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesi, deniz ablukalarının kaldırılması ve saldırılara karşı garanti verilmesi gibi maddeler yer aldı. Tahran ayrıca savaş tazminatı ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin tanınmasını talep etti. İran tarafı, nükleer faaliyetler konusunda ise uranyum zenginleştirmenin ülkeden çıkarılmasını kabul etmiyor. ABD tarafı ise İran’ın nükleer programını askıya almasını ve yaptırımların kaldırılmasını içeren bir çerçeve üzerinde duruyor.</p>

<h2>Bölgesel gerilim ve İsrail faktörü</h2>

<p>Süreçte İsrail’in de tutumu dikkat çekiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın sona ermesi için İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini savundu. Bölgedeki askeri hareketlilik ve hava saldırıları, çatışmanın genişleme riskini artırıyor. Washington ve Tahran arasında ilan edilen ateşkesin ise kırılgan yapısını koruduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/trumptan-iran-mesaji-ya-dogru-olani-yapacaklar-ya-da-bu-isi-bitirecegiz</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/04/is-insani-2026-04-01t162144429.png" type="image/jpeg" length="24547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[New York sokaklarında Türk rüzgarı esecek]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/new-york-sokaklarinda-turk-ruzgari-esecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/new-york-sokaklarinda-turk-ruzgari-esecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[New York’ta 15-16 Mayıs’ta Türk Günü Yürüyüşü ve kültürel etkinlikler düzenlenecek. Türkiye’nin kültürel tanıtımı ABD’de geniş kitlelere ulaşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>New York’ta Türk Günü etkinlikleri düzenlenecek</p>

<p>T.C. İletişim Başkanlığı koordinasyonunda 15-16 Mayıs tarihlerinde ABD’nin New York kentinde Türk Günü Yürüyüşü ve çeşitli kültürel etkinlikler gerçekleştirilecek. T.C. İletişim Başkanlığı tarafından organize edilen program, Türk kültürünü uluslararası alanda tanıtmayı hedefliyor.<img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/x-6.png" width="1280" /></p>

<p></p>

<h2>Program</h2>

<p>Etkinlik kapsamında New York sokaklarında düzenlenecek yürüyüşe çeşitli sivil toplum kuruluşları ve Türk diasporası temsilcilerinin katılması bekleniyor. Kültürel gösteriler ve tanıtım faaliyetleriyle etkinliğin iki gün boyunca devam edeceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Türk Günü Yürüyüşü ile Türkiye’nin kültürel değerlerinin ABD’de daha geniş kitlelere ulaştırılması ve Türk toplumunun birlikteliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/new-york-sokaklarinda-turk-ruzgari-esecek</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/new-york-turk-gunu.png" type="image/jpeg" length="79299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD ve Çin görüşmesi dünya siyasetini nasıl etkiler?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/abd-ve-cin-gorusmesi-dunya-siyasetini-nasil-etkiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/abd-ve-cin-gorusmesi-dunya-siyasetini-nasil-etkiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pekin’de yapılması beklenen Trump-Şi görüşmesi, ABD-Çin ilişkilerinde ticaret, Tayvan, İran ve yapay zeka rekabeti gibi kritik başlıkların yeniden şekillenmesine zemin hazırlayabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping arasında gerçekleşmesi beklenen zirve, küresel siyasetin en kritik temaslarından biri olarak değerlendiriliyor. Pekin’deki Tiananmen Meydanı çevresinde güvenlik önlemlerinin artırılması ve şehirde olası protokol hazırlıkları, ziyaretin yüksek düzeyde bir diplomatik temas olarak planlandığını gösteriyor. Sosyal medyada dolaşan tören hazırlığı iddiaları ise Çin’in görüşmeye sembolik bir önem atfettiği yorumlarına neden oluyor. Ziyaret kapsamında liderlerin resmi görüşmelerin yanı sıra özel bir yemek programı ve tarihi Gökyüzü Tapınağı’na bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu tapınak, Çin imparatorlarının geçmişte iyi hasat için dua ettiği önemli bir merkez olarak biliniyor. Görüşmenin, iki liderin küresel ekonomi ve güvenlik dengeleri açısından ortak bir mesaj verme çabası olarak da değerlendirildiği belirtiliyor.</section>

<section dir="auto">
<h2>ABD-Çin ilişkilerinde kritik eşik</h2>

<p>Zirve, Trump’ın 2017’den bu yana Çin’e gerçekleştireceği ilk ziyaret olması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. ABD-Çin ilişkilerinin son yıllarda ticaret savaşları, teknoloji rekabeti ve jeopolitik gerilimler nedeniyle dalgalı bir seyir izlediği biliniyor. Trump yönetiminin İran savaşı, iç politika ve askeri operasyonlara odaklandığı bir dönemin ardından bu ziyaretin yeniden Asya-Pasifik eksenli politikaları gündeme taşıyabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre görüşme, yalnızca ikili ilişkileri değil aynı zamanda küresel ticaret sistemini, Tayvan çevresindeki güvenlik dengelerini ve ileri teknoloji rekabetini de doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Özellikle yarı iletkenler, yapay zeka ve nadir toprak elementleri gibi stratejik alanların masadaki en kritik başlıklar arasında yer alması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İran krizi ve Çin’in arabuluculuk rolü</h2>

<p>Görüşme öncesinde en dikkat çeken başlıklardan biri de İran krizi oldu. İran’da süren savaş üçüncü ayına girerken Çin’in sessiz bir arabulucu rolü üstlenmeye çalıştığı değerlendiriliyor. Pekin yönetiminin Pakistan ile birlikte ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik bir plan sunduğu belirtiliyor. Çin’in hem enerji güvenliği hem de küresel ticaret açısından İran’daki istikrarsızlıktan doğrudan etkilendiği ifade ediliyor. Ülkenin ekonomik büyümesindeki yavaşlama ve ihracata bağımlı yapısı, artan petrol fiyatlarıyla birlikte daha kırılgan hale geliyor. Bu nedenle Pekin’in bölgedeki gerilimin düşürülmesi için diplomatik temaslarını artırdığı belirtiliyor. ABD tarafı ise Çin’in İran üzerindeki etkisini dikkatle izliyor. Washington yönetimi, Pekin’in Tahran’la olan yakın ilişkilerinin uluslararası baskı mekanizmalarını zayıflatabileceğini değerlendiriyor. Buna karşın Trump’ın Çin’in İran politikalarına yönelik daha pragmatik bir yaklaşım sergilediği yorumları da yapılıyor.</p>

<h2>Tayvan gerilimi yeniden gündemde</h2>

<p>Zirvenin en hassas başlıklarından birinin Tayvan olması bekleniyor. Çin, Tayvan’ı kendi toprağı olarak görürken ABD bölgedeki askeri ve siyasi dengeleri korumaya çalışıyor. Trump yönetiminin Tayvan’a silah satışlarını sürdürmesi ve aynı zamanda Çin’le daha yumuşak bir söylem geliştirmesi, Washington’ın çift yönlü bir politika izlediğini gösteriyor. Trump’ın geçmiş açıklamalarında Tayvan’ın savunulması konusunda net bir çizgi çizmemesi dikkat çekerken, Çin tarafının ise Tayvan’ın egemenliği konusunda daha güçlü ifadeler talep ettiği belirtiliyor. Pekin’in bölgeye yönelik askeri varlığını artırması da gerilimi tırmandıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, Tayvan konusunun görüşmede doğrudan bir anlaşmaya dönüşmese bile iki ülke arasındaki kırılgan dengeyi belirleyecek en kritik unsur olmaya devam edeceğini ifade ediyor.</p>

<h2>Ticaret savaşı ve ekonomik pazarlıklar</h2>

<p>ABD ile Çin arasındaki ticaret ilişkileri de zirvenin merkezinde yer alıyor. Trump yönetiminin zaman zaman yüksek tarifeler uyguladığı, Çin’in ise buna karşılık nadir toprak elementleri ve tarım ürünleri gibi alanlarda kısıtlamalara gittiği biliniyor. Pekin’in ABD’den daha fazla tarım ürünü alımı yapması, Washington’ın ise Çin’e yönelik bazı ticaret soruşturmalarını geri çekmesi gündeme gelebilecek başlıklar arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, ABD tarafında bu adımların siyasi açıdan zor olabileceğini belirtiyor. Ayrıca büyük Amerikan şirketlerinin CEO’larının da ziyaret kapsamında Trump’a eşlik edebileceği iddiaları, ekonomik diplomasinin ön planda olacağı bir görüşmeye işaret ediyor.</p>

<h2>Yapay zeka ve teknoloji rekabeti</h2>

<p>Zirvenin bir diğer önemli boyutu ise yapay zeka ve teknoloji rekabeti olacak. Çin, yapay zeka ve robotik teknolojilerde büyük yatırımlar yaparken ABD bu alanda Çin’in Amerikan teknolojisini kopyaladığı yönünde suçlamalar yöneltiyor. Nadir toprak elementleri üzerinde Çin’in sahip olduğu küresel hakimiyet, bu rekabette Pekin’e önemli bir avantaj sağlıyor. Dünya üretiminin büyük bölümünü kontrol eden Çin, bu kaynakları stratejik bir koz olarak kullanabilecek konumda bulunuyor. Uzmanlara göre olası bir anlaşma senaryosunda Çin’in hammadde tedariki, ABD’nin ise ileri teknoloji çip ihracatı üzerinden karşılıklı bir denge kurulması gündeme gelebilir. Ancak mevcut rekabet ortamı, kapsamlı bir uzlaşmayı zorlaştırıyor.</p>

<h2>Kısa ama kritik bir temas</h2>

<p>Görüşmenin yalnızca iki gün sürmesi bekleniyor. Bu kısa süre içinde tüm başlıklarda kapsamlı bir anlaşma sağlanmasının zor olduğu ifade ediliyor. Buna rağmen uzmanlar, bu tür zirvelerin uzun vadeli siyasi ve ekonomik yönelimleri belirlemede kritik rol oynadığını vurguluyor. Trump-Şi zirvesinin sonucunun, sadece ABD-Çin ilişkilerini değil, küresel güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/abd-ve-cin-gorusmesi-dunya-siyasetini-nasil-etkiler</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/abd-cin-2.png" type="image/jpeg" length="13308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en iyi Türk yemekleri belli oldu: Zirvedeki isim şaşırttı!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-en-iyi-turk-yemekleri-belli-oldu-zirvedeki-isim-sasirtti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-en-iyi-turk-yemekleri-belli-oldu-zirvedeki-isim-sasirtti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TasteAtlas 2026 listesine göre dünyanın en iyi 100 Türk yemeği açıklandı. İlk sırada kalamar tava yer aldı, listede Türk mutfağından birçok lezzet bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gastronomi platformu TasteAtlas tarafından hazırlanan 2026 yılı “Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği” listesi açıklandı. Türk mutfağının zenginliğini yansıtan listede birbirinden farklı lezzetler yer aldı.</p>

<h2>Listenin zirvesi</h2>

<p>Açıklanan listeye göre ilk sırada kalamar tava yer aldı. Deniz ürünleriyle öne çıkan bu lezzetin, yüksek puan alması dikkat çekti.</p>

<h2>İlk 10’da yer alan lezzetler</h2>

<p>TasteAtlas listesinde ilk 10 sırada yer alan Türk yemekleri şu şekilde sıralandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/k-a-l-a-m-a-r.png" width="1280" /></p>

<h2>Kalamar tava</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/c-a-g.png" width="1280" /><br />
Cağ kebabı</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/k-u-n-e-f-e.png" width="1280" /><br />
Antakya künefe</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/b-e-y-r-a-n-n.png" width="1280" /></h2>

<h2>Beyran çorbası</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/iklim-krizine-akilci-cozum-buyuksehirden-dev-yagmur-hasadi-hamlesi-kopyasi-7.png" width="1280" /></h2>

<h2>Afyon sucuğu</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/iklim-krizine-akilci-cozum-buyuksehirden-dev-yagmur-hasadi-hamlesi-kopyasi-8.png" width="1280" /><br />
Fıstıklı sarma<img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/h-u-n-k-r-b-g-n-d-i.png" width="1280" /></h2>

<h2>Hünkar beğendi</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/t-o-p-k-a-p.png" width="1280" /><br />
Piliç topkapı</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/m-e-r-c-i.png" width="1280" /><br />
Mercimek çorbası</h2>

<h2><img height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/b-a-l-k-a-y-m-a-k.png" width="1280" /><br />
Bal kaymak</h2>

<h2>Öne çıkan yemekler</h2>

<p>Gaziantep mutfağından beyran çorbası ve fıstıklı sarma da listede yer aldı. Erzurum’un cağ kebabı ve Afyon sucuğu gibi yöresel lezzetler de yüksek puan aldı.</p>

<p>TasteAtlas’ın hazırladığı liste, Türk mutfağının dünya gastronomisindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Çeşitliliği ve bölgesel zenginliğiyle Türk yemekleri dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-en-iyi-turk-yemekleri-belli-oldu-zirvedeki-isim-sasirtti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/yemek-7.png" type="image/jpeg" length="32314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye ve Ermenistan’ın Kars-Gümrü demiryolu adımı neden önemli?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiye-ve-ermenistanin-kars-gumru-demiryolu-adimi-neden-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiye-ve-ermenistanin-kars-gumru-demiryolu-adimi-neden-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye ve Ermenistan arasında 1993 yılından bu yana kapalı olan Kars-Gümrü demiryolunun yeniden faaliyete geçirilmesi için somut adım atıldı. İki ülke tarafından oluşturulan ortak çalışma grubu Kars’ta ilk toplantısını gerçekleştirirken, hattın yeniden açılmasının bölgesel ticaret, ulaşım ve diplomatik ilişkiler açısından kritik öneme sahip olduğu değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci kapsamında kurulan ortak çalışma grubunun Kars-Gümrü demiryolunun rehabilitasyonu ve yeniden işletmeye alınması amacıyla bir araya geldiği belirtildi. Açıklamada tarafların, bölgesel ulaştırma bağlantılarının geliştirilmesi kapsamında hattın bir an önce faaliyete geçirilmesinin önemini vurguladığı ifade edildi. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı da benzer bir açıklama yaparken, toplantının iki ülke arasındaki teknik iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir aşama olduğu kaydedildi. Ancak demiryolunun hangi takvim doğrultusunda açılacağına ve teknik çalışmaların kapsamına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.</section>

<section dir="auto">
<h2>Ankara-Erivan hattında normalleşme süreci hız kazandı</h2>

<p>Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin normalleşmesi için son yıllarda önemli temaslar gerçekleştiriliyor. Ankara, tam normalleşme ve sınırların tamamen açılması için Ermenistan ile Azerbaycan arasında kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanmasını bekliyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 8 Ağustos 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda kalıcı anlaşmaya ilişkin niyet belgesine imza atmıştı. Bakü yönetimi ise nihai anlaşma için Ermenistan anayasasında Karabağ’a ilişkin ifadelerin değiştirilmesini şart koşuyor. Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın, 7 Haziran’da yapılacak seçimlerden zaferle çıkması durumunda yeni anayasa için referanduma gitmeyi planladığı belirtiliyor. Süreç devam ederken Türkiye ve Ermenistan arasında siyasi diyalog ile ulaştırma alanındaki temaslar da hız kazanmış durumda.</p>

<h2>Sınır kapıları ve ulaşım projeleri yeniden gündemde</h2>

<p>İki ülke arasında kapalı bulunan Alican-Margara Sınır Kapısı’nın üçüncü ülke vatandaşları ve diplomatik pasaport sahiplerine açılması konusunda da son dönemde önemli ilerlemeler sağlandı. Ermenistan sınır tarafındaki hazırlıklarını tamamlarken, Türkiye’nin de son aylarda teknik çalışmalarını yoğunlaştırdığı ifade ediliyor. Erivan yönetiminde sınır kapısının Haziran ayındaki seçimlerden önce açılabileceğine yönelik beklentiler güçlenmiş durumda. Aynı süreçte Türk Hava Yolları’nın İstanbul-Erivan uçuşlarını başlatması da diplomatik ilişkiler açısından dikkat çeken adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Kars-Gümrü hattının yeniden açılması ise yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, bölgesel ticaret ve transit ulaşım bakımından da stratejik önem taşıyor. Hattın faaliyete geçmesiyle birlikte Kars-Gümrü-Tiflis arasında demiryolu taşımacılığının yeniden canlanması ve ekonomik hareketliliğin artması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kars-Gümrü hattı neden önemli?</h2>

<p>Kars-Gümrü demiryolu hattı ilk kez 1899 yılında oluşturuldu ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde Türkiye ile Ermenistan arasındaki tek doğrudan demiryolu bağlantısı olarak kullanıldı. Türkiye, Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki işgali nedeniyle 1993 yılında kara sınırını ve demiryolu hattını kapatma kararı aldı. 2020 yılında yaşanan Karabağ savaşının ardından bölgedeki dengelerin değişmesiyle birlikte ulaşım koridorları yeniden gündeme geldi. Özellikle Ermenistan’ın Batı’ya açılması ve Gürcistan ile Orta Asya üzerinden gelen ulaştırma ağlarıyla bağlantı kurabilmesi açısından Kars-Gümrü hattının kritik bir rol oynayabileceği belirtiliyor. Hattın yeniden açılmasıyla birlikte lojistik maliyetlerinin düşmesi, sınır ticaretinin artması ve Güney Kafkasya’daki ekonomik entegrasyonun güçlenmesi bekleniyor.</p>

<h2>ABD’den “tarihi dönüm noktası” açıklaması</h2>

<p>Kars-Gümrü demiryolu konusunda atılan adıma ilk uluslararası destek ABD’den geldi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada gelişmeyi “bölgesel bağlantı ve barış için önemli bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Barrack, hattın bölge için önemli bir ticaret ve transit güzergâh oluşturacağını belirterek, sürecin ABD Başkanı Donald Trump’ın desteklediği “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” projesiyle de uyumlu olduğunu ifade etti. ABD’nin Erivan Büyükelçiliği de yaptığı açıklamada atılan adımın tarihi nitelik taşıdığını belirtti. Açıklamada, sürecin yalnızca bölgesel istikrar açısından değil, Türkiye ve Ermenistan halkları ile ekonomileri açısından da önemli kazanımlar sağlayabileceği vurgulandı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/turkiye-ve-ermenistanin-kars-gumru-demiryolu-adimi-neden-onemli</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/ermenistan-turkiye.png" type="image/jpeg" length="91092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump’ın tarihi Çin ziyaretinde masada hangi kritik başlıklar var?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/trumpin-tarihi-cin-ziyaretinde-masada-hangi-kritik-basliklar-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/trumpin-tarihi-cin-ziyaretinde-masada-hangi-kritik-basliklar-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e yapacağı ziyaret, iki ülke arasındaki ticaret savaşı, teknoloji rekabeti ve küresel ekonomik dengelerin yeniden şekillenmesi açısından kritik bir görüşme olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Çin yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın 13-15 Mayıs tarihleri arasında Pekin’e giderek Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile görüşeceğini doğruladı. Yaklaşık on yıl aradan sonra bir ABD başkanının Çin’e yapacağı ilk ziyaret olması nedeniyle temas, hem siyasi hem ekonomik açıdan kritik bir döneme denk geliyor. Zirvenin, iki ülke arasındaki kırılgan ticaret ateşkesini test etmesi ve yeni bir ekonomik denge arayışına sahne olması bekleniyor.</p>

<h2>Ticaret savaşı ve gümrük vergileri</h2>

<p>Trump’ın Çin ziyareti, 2018 yılında başlayan ve zaman içinde derinleşen ticaret savaşının gölgesinde gerçekleşiyor. Trump’ın ilk döneminde Çin’den yapılan 250 milyar dolarlık ithalata yüksek gümrük vergileri uygulanmış, bu adım iki ülke arasında karşılıklı vergi artışlarını tetiklemişti. 2025’te Trump’ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte gümrük vergileri daha da artırılmış, Çin de ABD tarım ürünleri başta olmak üzere çeşitli kalemlere karşılık vermişti. Zirvede bu vergilerin geleceği, olası gevşeme adımları ve ticaret dengesinin yeniden kurulması ele alınacak.</p>

<h2>Teknoloji rekabeti ve stratejik kısıtlamalar</h2>

<p>Görüşmenin bir diğer önemli başlığı teknoloji rekabeti olacak. ABD’nin Huawei, TikTok ve yarı iletken sektörüne yönelik kısıtlamaları, Çin’in teknoloji alanındaki büyümesini sınırlamayı hedeflerken Pekin’in bu alanda kendi üretim kapasitesini hızlandırmasına neden oldu. Çin’in yapay zekâ, çip üretimi ve ileri teknoloji alanlarında Batı’ya bağımlılığı azaltma çabası sürerken, görüşmede ileri düzey yarı iletkenler ve teknoloji ihracat kısıtlamalarının da masaya gelmesi bekleniyor.</p>

<h2>Ekonomik ilişkiler ve şirketlerin rolü</h2>

<p>Trump’a ziyarette ABD’nin önde gelen şirketlerinden yöneticilerin de eşlik etmesi bekleniyor. Boeing, Citigroup, Qualcomm gibi şirketlerin yanı sıra Apple CEO’su Tim Cook, Tesla ve SpaceX yöneticisi Elon Musk ve BlackRock yöneticisi Larry Fink gibi isimlerin de temaslarda bulunacağı belirtiliyor. Bu şirketlerin Çinli firmalarla yeni iş birlikleri ve anlaşmalar yapması, ziyaretin ekonomik boyutunu güçlendirecek unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<h2>Nadir toprak elementleri ve karşılıklı bağımlılık</h2>

<p>Zirvenin kritik başlıklarından biri de nadir toprak elementleri olacak. Akıllı telefonlardan savunma sanayisine kadar birçok stratejik ürün için kritik öneme sahip bu kaynaklarda Çin’in neredeyse tekel konumunda olması, ABD’nin ekonomik baskı araçlarını sınırlayan unsurlar arasında gösteriliyor. Bu durum, Washington’un Pekin’e karşı ticaret politikalarında tam bir kopuş yaşamasını zorlaştırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İran ve küresel krizler</h2>

<p>Görüşmede yalnızca ekonomik konular değil, jeopolitik başlıkların da ele alınması bekleniyor. Özellikle İran meselesi, enerji güvenliği ve Orta Doğu’daki gerilimler masaya gelebilecek konular arasında yer alıyor. Çin’in enerji ithalatı ve Rusya’dan sağladığı petrol, Pekin’in küresel krizleri yönetme kapasitesini etkilerken, ABD ile Çin arasında bu konuda farklı yaklaşımlar bulunuyor.</p>

<h2>Kırılgan ateşkes ve belirsiz gelecek</h2>

<p>Taraflar arasında geçmiş yıllarda geçici bir ticaret ateşkesi sağlanmış olsa da kalıcı bir anlaşma henüz oluşturulamadı. Çin’in ihracat gücünü artırmaya devam etmesi ve alternatif ticaret ortakları bulması Pekin’i güçlendirirken, ABD’nin de birçok kritik sektörde Çin’e bağımlı olması süreci karmaşık hale getiriyor. Zirveden çıkacak sonuçların küresel ticaret dengeleri üzerinde belirleyici olması bekleniyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/trumpin-tarihi-cin-ziyaretinde-masada-hangi-kritik-basliklar-var</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-18-4.png" type="image/jpeg" length="93330"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taliban AB’nin kalbine davet edildi: Göçmenlerin iadesi masada]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/taliban-abnin-kalbine-davet-edildi-gocmenlerin-iadesi-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/taliban-abnin-kalbine-davet-edildi-gocmenlerin-iadesi-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AB Komisyonu’nun Taliban yetkililerini Brüksel’e davet ederek Afgan göçmenlerin geri gönderilmesini görüşmeye hazırlanması Avrupa’da tartışma yarattı. Görüşmenin teknik bir temas olduğu belirtilse de insan hakları savunucuları sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<section dir="auto">
<p>Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Afganistan’daki Taliban yönetiminin temsilcilerini Afgan göçmenlerin geri gönderilmesine ilişkin teknik görüşmeler yapmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e davet etti. İsveç ile koordinasyon halinde yürütülen süreçte, AB göç yetkililerinin Taliban’a gönderdiği mektupta görüşme için tarih belirlenmesi talep edildi. Söz konusu davet Avrupa’da geniş yankı uyandırırken, karar özellikle insan hakları örgütleri ve bazı siyasi gruplar tarafından eleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Göçmenlerin geri gönderilme süreci masada</h2>

<p>Diplomatik kaynaklara göre Brüksel’de yapılması planlanan görüşmede en kritik başlık Afgan göçmenlerin iade süreci olacak. Özellikle sabıka kaydı bulunan kişilerin Afganistan’a nasıl geri gönderileceği konusu AB üyesi ülkeler arasında uzun süredir tartışma yaratıyor. Afganistan’daki diplomatik temsilciliklerin Taliban yönetimi tarafından tanınmaması nedeniyle pasaport ve kimlik işlemlerinin nasıl yürütüleceği de masadaki teknik sorunlar arasında yer alıyor. Avrupalı yetkililerin daha önce Afganistan’da yaptıkları temaslarda Kabil Havalimanı’nın kapasitesi ve geri gönderme lojistiğine ilişkin incelemeler yaptığı da belirtiliyor.</p>

<h2>Taliban’a vize süreci tartışılıyor</h2>

<p>Taliban heyetinin Brüksel’e katılabilmesi için özel vize muafiyeti verilmesi gerekiyor. Belçika Dışişleri Bakanlığı, AB kurumlarına ev sahipliği yapan ülke olarak bu vizelerin verilmesine prensipte hazır olduklarını açıklasa da heyette kimlerin yer alacağı, ziyaretin masraflarının kim tarafından karşılanacağı ve görüşmenin diplomatik statüsünün nasıl tanımlanacağı gibi sorular henüz netlik kazanmadı. Sürecin hem teknik hem de siyasi açıdan hassas olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2>AB: Tanıma anlamına gelmiyor</h2>

<p>Avrupa Birliği yetkilileri, Taliban ile yapılacak görüşmenin siyasi bir tanıma anlamına gelmediğini vurguladı. AB Komisyonu Sözcüsü Markus Lammert, planlanan temasın daha önce Afganistan’da gerçekleştirilen teknik görüşmelerin devamı niteliğinde olduğunu belirterek bunun yalnızca pratik sorunlara çözüm arayışı olduğunu ifade etti. AB, Taliban yönetimini 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidarı ele geçirmesinden bu yana resmen tanımıyor ancak göç ve güvenlik başlıklarında dolaylı temaslar sürüyor.</p>

<p><img class="" height="720" src="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/taliban-2.png" width="1280" /></p>

<h2>Avrupa’da “kırmızı çizgi” tartışması</h2>

<p>Karar Avrupa’da siyasi tartışmalara yol açtı. Özellikle Yeşiller ve bazı sol kanat milletvekilleri Taliban temsilcilerinin Brüksel’e davet edilmesini sert şekilde eleştirdi. Yeşiller Grubu Milletvekili Melissa Camara, bu adımın Avrupa Birliği’nin temel değerleriyle çeliştiğini savunarak Komisyon’u “kırmızı çizgiyi aşmaması” konusunda uyardı. Tartışmalar, AB’nin göç politikaları ile insan hakları ilkeleri arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıdı.</p>

<h2>Üye ülkelerde geri gönderme planları</h2>

<p>AB içinde göç politikalarının sertleştiği bir dönemde, 27 üye ülkeden yaklaşık 20’sinin özellikle sabıka kaydı bulunan Afgan göçmenlerin geri gönderilmesine yönelik mekanizmalar üzerinde çalıştığı bildirildi. Bu kapsamda güvenlik riski oluşturduğu değerlendirilen kişilerin iadesi için diplomatik ve teknik yolların geliştirilmesi hedefleniyor. Bazı ülkeler, bu süreçte Taliban yönetimiyle doğrudan temas kurulmasının kaçınılmaz olduğunu savunuyor.</p>

<h2>İnsan hakları örgütlerinden tepki</h2>

<p>İnsan hakları kuruluşları ise geri gönderme planlarına sert tepki gösteriyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) Afganistan Direktörü Lisa Owen, Afganistan’daki insani duruma dikkat çekerek geri göndermelerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Owen, “Nüfusun büyük bölümünün temel gıdaya erişemediği bir ülkeye insanları geri göndermek bir göç politikası değil, hayatlara mal olabilecek bir karardır” ifadelerini kullandı. Örgütler ayrıca ülkedeki ekonomik kriz, güvenlik sorunları ve insani şartların geri dönüşleri daha da riskli hale getirdiğini vurguluyor.</p>

<h2>Afgan göçü Avrupa’da artıyor</h2>

<p>AB verilerine göre 2013–2024 yılları arasında Afgan vatandaşları yaklaşık 1 milyon iltica başvurusunda bulundu ve bu başvuruların yaklaşık yarısı kabul edildi. 2025 yılı itibarıyla Afganistan, Avrupa Birliği’ne en fazla iltica başvurusu yapılan ülke konumuna yükseldi. Uzmanlara göre bu tablo, Afganistan’daki siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın Avrupa göç politikaları üzerindeki baskısını artırıyor. Brüksel’de yapılması planlanan görüşme, AB’nin göç politikaları ile insan hakları ilkeleri arasında nasıl bir denge kuracağına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Görüşmenin tarihi ve katılımcı listesi henüz netleşmezken, Avrupa genelinde siyasi ve diplomatik tartışmaların devam etmesi bekleniyor.</p>
</section>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/taliban-abnin-kalbine-davet-edildi-gocmenlerin-iadesi-masada</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-19-4.png" type="image/jpeg" length="91194"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eurovision’da İsrail'in oy kurnazlığı tartışması: Sonuçlar nasıl etkilendi?]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/eurovisionda-israilin-oy-kurnazligi-tartismasi-sonuclar-nasil-etkilendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/eurovisionda-israilin-oy-kurnazligi-tartismasi-sonuclar-nasil-etkilendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eurovision Şarkı Yarışması’nda İsrail’e yönelik oy kampanyaları ve kişi başına çoklu oy kullanma sistemi yeniden tartışma konusu oldu. İddialar, sınırlı sayıda organize seçmenin halk oylamasında sonuçları etkileyebildiğini gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eurovision Şarkı Yarışması’nda geçtiğimiz yılki sonuçlar ve halk oylama sistemi, İsrail’e yönelik iddialar üzerinden yeniden tartışmaya açıldı. Yarışmanın ardından İsrail hükümetiyle bağlantılı kampanyaların oylamayı etkileyip etkilemediği sorusu gündeme gelirken, özellikle İspanya’dan İsrail’e giden yüksek puanlar dikkat çekti. Geçen yılki finali 56 milyondan fazla kişi izlerken, yaklaşık 14 milyon oy kullanıldığı açıklandı. Ancak oylama sisteminin yapısı ve bazı ülkelerdeki sonuçlar arasındaki farklar, kamuoyunda “dış yönlendirme” tartışmalarını beraberinde getirdi. Özellikle Gazze’deki saldırılar nedeniyle İsrail’e yönelik tepkilerin yoğun olduğu İspanya’da, İsrail temsilcisine verilen 12 puan tartışma konusu oldu.</p>

<h2>Oylama sistemindeki kritik detay: Kişi başı 20 oy hakkı</h2>

<p>Eurovision’da halk oylamasında her izleyiciye birden fazla oy kullanma imkânı tanınması, sistemin en çok tartışılan yönlerinden biri oldu. Yarışmada her kişinin 20 kez oy kullanabildiği uygulama, sınırlı sayıda kişinin yoğun şekilde oy vermesi halinde sonuçlar üzerinde belirleyici etki yaratabileceği değerlendirmelerini gündeme getirdi. İddialara göre bu durum, organize kampanyaların küçük bir seçmen grubuyla bile sonuçları değiştirebilmesine olanak sağlıyor. Özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sosyal medya üzerinden yaptığı “20 kez oy kullanın” çağrısı ve diplomatik temsilciliklerin yürüttüğü dijital kampanyalar bu tartışmaları daha da artırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İspanya örneği ve oy farkı hesabı</h2>

<p>Verilere göre İspanya’da ikinci sıradaki Ukrayna’nın önüne geçebilmek için İsrail temsilcisinin yalnızca 9 bin 620 oy farkı oluşturması yeterliydi. Kişi başına 20 oy hakkı dikkate alındığında, bu farkın yalnızca 481 kişinin organize şekilde oy kullanmasıyla kapanabileceği hesaplandı. Bu durum, az sayıda kişinin yüksek yoğunlukta oy kullanmasının sonuçları ciddi biçimde etkileyebileceği iddiasını güçlendirdi. İspanya’daki televizyon verileri incelendiğinde İsrail temsilcisinin halk oylamasında yüksek puan aldığı görülürken, bu sonuç kamuoyundaki siyasi eğilimlerle çelişkili bulundu.</p>

<h2>“Hasbara” ve kampanya iddiaları</h2>

<p>İddiaların bir diğer ayağında İsrail’e bağlı “Hasbara” olarak bilinen kamu diplomasisi ve tanıtım faaliyetleri yer aldı. Bu yapı üzerinden yürütülen dijital kampanyaların Eurovision sürecine denk gelen dönemde yoğunlaştığı öne sürüldü. 2024 ve 2025 yarışmaları öncesinde milyon dolarlık bütçelerle sosyal medya reklamları ve oy yönlendirme içerikleri hazırlandığı iddiaları gündeme geldi. Özellikle izleyicilere doğrudan “oy kullanma çağrısı” içeren paylaşımlar yapıldığı ifade edildi.</p>

<h2>Eurovision oylama sistemi nasıl işliyor?</h2>

<p>Eurovision’da oylama iki aşamalı bir sistem üzerinden gerçekleşiyor. İlk aşamada müzik endüstrisi profesyonellerinden oluşan jüriler şarkıları puanlıyor. Bu aşamada birinciye 12, ikinciye 10 puan veriliyor ve diğer sıralamalar düşerek devam ediyor. İkinci aşamada ise halk oylaması devreye giriyor ve aynı puanlama sistemi izleyici oylarına uygulanıyor. İzleyiciler oy kullanırken ücret ödüyor ve birden fazla oy verme imkânına sahip oluyor. Geçtiğimiz yıl jüri oylamasında Avusturya 258 puanla öne çıkarken, İsrail temsilcisi Yuval Raphael yalnızca 60 puan aldı. Buna karşın halk oylamasında Raphael 297 puan alarak güçlü bir çıkış yaptı ve yarışmayı ikinci sırada tamamladı.</p>

<h2>Sistem değişikliği ve yeni kurallar</h2>

<p>Artan tartışmaların ardından Eurovision organizasyonu oylama sisteminde değişikliklere gitti. Üçüncü taraflarca yürütülen yoğun tanıtım kampanyalarına sınırlama getirilirken, kişi başına düşen oy hakkı 20’den 10’a düşürüldü. Yeni düzenlemeyle birlikte organize kampanyaların etkisinin azaltılması hedefleniyor. Buna göre benzer bir senaryoda İsrail’in aynı etkiyi yaratabilmesi için daha fazla seçmene ulaşması gerekecek. Eurovision yönetimi ise sistemin siyasi etkilerden bağımsız olduğunu savunmayı sürdürürken, tartışmalar yarışmanın en çok konuşulan başlıklarından biri olmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>cnntürk</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/eurovisionda-israilin-oy-kurnazligi-tartismasi-sonuclar-nasil-etkilendi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-14-4.png" type="image/jpeg" length="23109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM’de Türk Boğazları tartışması: Türkiye’den Yunanistan’a cevap]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bmde-turk-bogazlari-tartismasi-turkiyeden-yunanistana-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/bmde-turk-bogazlari-tartismasi-turkiyeden-yunanistana-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği, Yunanistan’ın “Türk Boğazları” ifadesine yönelik itirazına yazılı yanıt verdi. Ankara, ifadenin yerleşik ve coğrafi bir kullanım olduğunu belirterek Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin coğrafi adları standartlaştırmayı amaçlamadığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi’nde kullanılan “Türk Boğazları” ifadesine yönelik itirazına yazılı bir mektupla karşılık verdi. Ankara, söz konusu ifadenin yerleşik ve coğrafi bir kullanım olduğunu belirterek, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin coğrafi adları standartlaştırmayı amaçlamadığını vurguladı. Mektup, 8 Mayıs 2026 tarihinde BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na gönderildi. Yazışmada, Yunanistan’ın 29 Nisan 2026’da düzenlenen “Denizcilik alanında su yollarının emniyeti ve güvenliği” başlıklı oturumda “Türk Boğazları” ifadesine karşı çıktığı hatırlatıldı.</section>

<section dir="auto">
<h2>Ankara: Türk Boğazları yerleşik bir coğrafi ifadedir</h2>

<p>Türkiye, İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ni kapsayan bölgenin uluslararası literatürde “Türk Boğazları” olarak anıldığını belirtti. Bu kullanımın tanımlayıcı ve coğrafi olarak doğru olduğu savunuldu. Ankara, söz konusu boğazların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer aldığını ve egemenlik yetkisi altında bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle ulusal makamların belirlediği resmi adlandırmaların uluslararası açıklamalarda kullanılmasının doğal olduğu görüşü dile getirildi. Türkiye ayrıca Montrö Sözleşmesi’nin bu adlandırmaları değiştirmeyi veya standartlaştırmayı hedeflemediğini belirterek, sözleşmenin yalnızca geçiş rejimini düzenlediğini vurguladı.</p>

<h2>Montrö Sözleşmesi vurgusu ve terminoloji tartışması</h2>

<p>Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nden geçişi düzenleyen hukuki bir çerçeve oluşturduğunu, ancak coğrafi isimlendirmeye müdahale etmediğini kaydetti. Yunanistan ise BM’deki oturumda, “Türk Boğazları” ifadesinin Montrö Sözleşmesi’nin terminolojisine uygun olmadığını savunmuştu. Yunan temsilci, sözleşmede kullanılan ifadenin “Boğazlar” olduğunu ve İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi şeklinde ayrı ayrı tanımlandığını hatırlatmıştı. Türkiye ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, ifadenin uluslararası belgelerde uzun süredir kullanıldığını belirtti. NATO ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) belgelerinde de benzer kullanımın yer aldığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Yerleşik kullanım tanınmalı” çağrısı</h2>

<p>Ankara, Yunanistan’ın BM oturumundaki itirazını “talihsiz” olarak nitelendirdi. Bu tür çıkışların teknik tartışmalardan ziyade gündemi farklı yönlere çektiği ve asıl meselelerden uzaklaştırdığı görüşü dile getirildi. Türkiye, “Türk Boğazları” ifadesinin egemenlik ve yargı yetkisi çerçevesinde kullanılan yerleşik bir tanım olduğunu belirterek bu kullanımın tanınması ve saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Mektubun sonunda Ankara, söz konusu ifadeyi uluslararası platformlarda kullanmaya devam edeceğini bildirdi.</p>

<section dir="auto">
<h2>Türkiye’den BM’de “Türk Boğazları” tartışmasına yazılı yanıt</h2>

<p>Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi’nde kullanılan “Türk Boğazları” ifadesine yönelik itirazına yazılı bir mektupla karşılık verdi. Ankara, söz konusu ifadenin yerleşik ve coğrafi bir kullanım olduğunu belirterek, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin coğrafi adları standartlaştırmayı amaçlamadığını vurguladı. Mektup, 8 Mayıs 2026 tarihinde BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na gönderildi. Yazışmada, Yunanistan’ın 29 Nisan 2026’da düzenlenen “Denizcilik alanında su yollarının emniyeti ve güvenliği” başlıklı oturumda “Türk Boğazları” ifadesine karşı çıktığı hatırlatıldı.</p>

<h2>Ankara: Türk Boğazları yerleşik bir coğrafi ifadedir</h2>

<p>Türkiye, İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ni kapsayan bölgenin uluslararası literatürde “Türk Boğazları” olarak anıldığını belirtti. Bu kullanımın tanımlayıcı ve coğrafi olarak doğru olduğu savunuldu. Ankara, söz konusu boğazların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer aldığını ve egemenlik yetkisi altında bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle ulusal makamların belirlediği resmi adlandırmaların uluslararası açıklamalarda kullanılmasının doğal olduğu görüşü dile getirildi. Türkiye ayrıca Montrö Sözleşmesi’nin bu adlandırmaları değiştirmeyi veya standartlaştırmayı hedeflemediğini belirterek, sözleşmenin yalnızca geçiş rejimini düzenlediğini vurguladı.</p>

<h2>Montrö Sözleşmesi vurgusu ve terminoloji tartışması</h2>

<p>Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nden geçişi düzenleyen hukuki bir çerçeve oluşturduğunu, ancak coğrafi isimlendirmeye müdahale etmediğini kaydetti. Yunanistan ise BM’deki oturumda, “Türk Boğazları” ifadesinin Montrö Sözleşmesi’nin terminolojisine uygun olmadığını savunmuştu. Yunan temsilci, sözleşmede kullanılan ifadenin “Boğazlar” olduğunu ve İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi şeklinde ayrı ayrı tanımlandığını hatırlatmıştı. Türkiye ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, ifadenin uluslararası belgelerde uzun süredir kullanıldığını belirtti. NATO ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) belgelerinde de benzer kullanımın yer aldığı ifade edildi.</p>

<h2>“Yerleşik kullanım tanınmalı” çağrısı</h2>

<p>Ankara, Yunanistan’ın BM oturumundaki itirazını “talihsiz” olarak nitelendirdi. Bu tür çıkışların teknik tartışmalardan ziyade gündemi farklı yönlere çektiği ve asıl meselelerden uzaklaştırdığı görüşü dile getirildi. Türkiye, “Türk Boğazları” ifadesinin egemenlik ve yargı yetkisi çerçevesinde kullanılan yerleşik bir tanım olduğunu belirterek bu kullanımın tanınması ve saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Mektubun sonunda Ankara, söz konusu ifadeyi uluslararası platformlarda kullanmaya devam edeceğini bildirdi.</p>
</section>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/bmde-turk-bogazlari-tartismasi-turkiyeden-yunanistana-cevap</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-13-5.png" type="image/jpeg" length="52504"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye sınırındaki Akçakale Sınır Kapısı 12 yıl sonra yeniden açıldı]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/suriye-sinirindaki-akcakale-sinir-kapisi-12-yil-sonra-yeniden-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/suriye-sinirindaki-akcakale-sinir-kapisi-12-yil-sonra-yeniden-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye sınırındaki Akçakale Sınır Kapısı, 12 yıl aradan sonra pasaportla geçişlere yeniden açıldı. İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan uygulama kapsamında Türkiye ile Suriye arasında belirli gruplar için kontrollü geçiş dönemi başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa’daki Akçakale Sınır Kapısı’nda 12 yıldır kapalı olan pasaportla geçiş uygulaması yeniden devreye alındı. Şanlıurfa Valiliği tarafından yapılan açıklamada, İçişleri Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda sınır kapısından Suriye’ye giriş ve çıkış işlemlerinin yeniden başlatıldığı duyuruldu. Açıklamada, bu adımın Suriye tarafındaki idari yapılanmadaki değişikliklerin ardından geldiği ifade edildi. Özellikle 22 Ocak’ta Tel Abyad Gümrük Müdürlüğü’nün kontrolünün Şam yönetimine devredilmesinin süreci hızlandırdığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kimler geçiş yapabilecek?</h2>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte Akçakale Sınır Kapısı üzerinden pasaportla geçiş hakkı belirli gruplarla sınırlandırıldı. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, çifte vatandaşlığı bulunan Suriyeliler ve Türkiye’de geçerli ikamet ya da çalışma izni bulunan Suriyeliler sınır kapısından geçiş yapabilecek. Bu kapsamda olan kişilerin başvuru yaparak giriş-çıkış işlemlerini gerçekleştirebileceği bildirildi. Geçici koruma statüsündeki Suriyeliler ise bu uygulamanın dışında tutulurken, onların ticari, taziye ve diğer özel geçiş taleplerinin ayrı değerlendirme sürecine alınacağı ifade edildi.</p>

<h2>Sınır kapısının yeniden açılma süreci</h2>

<p>Akçakale Sınır Kapısı, 2014 yılında Suriye’nin Tel Abyad bölgesinde yaşanan gelişmeler sonrası kapatılmıştı. O dönemde bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle hem ticari hem de sivil geçişler durdurulmuştu. Sonraki yıllarda sınır hattındaki kontrol değişimleri ve askeri gelişmeler nedeniyle kapı uzun süre kapalı kaldı. 2019’da gerçekleştirilen Barış Pınarı Harekâtı sonrasında ise bölgede sınırlı insani geçişlere izin verilmeye başlanmıştı.</p>

<h2>Bölgedeki kontrol değişiklikleri</h2>

<p>Tel Abyad ve çevresi, harekât sonrası Türkiye’nin desteklediği yerel grupların kontrolüne geçmişti. Daha sonra Suriye’de yaşanan siyasi değişimlerle birlikte bölgedeki yönetim yapısı yeniden şekillendi. 2024 sonunda Suriye’de yaşanan yönetim değişikliği sonrası sınır hattında yeni bir idari süreç başladı. Ocak ayında Tel Abyad Gümrük Kapısı’nın kontrolünün Şam yönetimine devredilmesi, Akçakale’deki yeni düzenlemenin önünü açan gelişmelerden biri oldu.</p>

<h2>Geri dönüş hareketliliği ve sınır trafiği</h2>

<p>Suriye’deki gelişmelerin ardından Türkiye’den ülkesine dönüşlerde de artış yaşandı. Özellikle 2024 sonrası dönemde gönüllü geri dönüşlerin hız kazandığı görülüyor. Bu süreçte yüz binlerce Suriyelinin Türkiye’den ülkesine döndüğü, toplam dönüş sayısının ise milyonları bulduğu ifade ediliyor. Türkiye’de hâlen geçici koruma statüsünde milyonlarca Suriyeli bulunurken, sınır kapılarındaki yeni düzenlemelerin bu hareketliliği daha da etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/suriye-sinirindaki-akcakale-sinir-kapisi-12-yil-sonra-yeniden-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-12-4.png" type="image/jpeg" length="64118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakan Fidan: Hürmüz Boğazı açılmalı]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hakan-fidan-hurmuz-bogazi-acilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/hakan-fidan-hurmuz-bogazi-acilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar’da yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın açılması gerektiğini belirterek bölgesel istikrar ve enerji güvenliği uyarısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar’ın başkenti Doha’da yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın açılması gerektiğini vurguladı. Açıklama, bölgesel gerilim ve enerji güvenliği tartışmalarının sürdüğü bir dönemde geldi.</p>

<p>Hakan Fidan, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuştu.</p>

<p>Fidan, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının enerji güvenliği, küresel ekonomi ve bölgesel istikrar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti. Seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve boğazın yeniden açılması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bölgesel mesaj</h2>

<p>Bakan Fidan, bölgede yaşanan çatışmaların geniş etkilerine dikkat çekerek, İsrail’in Gazze ve Suriye’deki politikalarının ciddi insani sonuçlar doğurduğunu söyledi. Ateşkes ihlallerinin arttığını vurguladı.</p>

<h2>Diplomasi vurgusu</h2>

<p>Fidan, Türkiye’nin önceliğinin bölgesel istikrar ve diplomatik çözüm olduğunu belirterek, ülkeler arası istişarenin artırılması gerektiğini ifade etti. Bölgedeki iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HÜRRİYET</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hakan-fidan-hurmuz-bogazi-acilmali</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/04/is-insani-2026-04-13t180611128.png" type="image/jpeg" length="32166"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail geriye dönük idam yargılamasının önünü açan yasayı onayladı]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/israil-geriye-donuk-idam-yargilamasinin-onunu-acan-yasayi-onayladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/israil-geriye-donuk-idam-yargilamasinin-onunu-acan-yasayi-onayladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail parlamentosu, İsrail vatandaşlarına yönelik ölümcül saldırılardan suçlu bulunan Filistinlilerin idamla yargılanabilmesine imkan tanıyan tartışmalı yasa tasarısının ikinci aşamasını da kabul etti. Yeni düzenleme, 7 Ekim saldırılarıyla bağlantılı kişilerin geriye dönük şekilde idam cezasıyla yargılanmasının önünü açıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">Knesset, Filistinlilere yönelik idam cezası uygulamasını genişletecek tartışmalı yasa tasarısının ikinci aşamasını da onayladı. İsrail vatandaşlarına yönelik ölümcül saldırılardan suçlu bulunacak kişilerin idamla cezalandırılabilmesini öngören yasa, parlamentoda 93’e karşı 0 oyla kabul edildi. Yeni düzenleme, yalnızca gelecekte işlenecek suçları değil, geçmişte gerçekleşen saldırıları da kapsıyor. Böylece 7 Ekim 2023’te düzenlenen Hamas saldırılarına katıldığı öne sürülen kişilerin de idam cezasıyla yargılanabilmesinin önü açılmış oldu. Yasa kapsamında Kudüs’te özel bir askeri mahkeme kurulması planlanırken, davaların canlı yayınlanabilmesine de imkan tanınacağı belirtildi. İsrail’de uzun süredir tartışma yaratan düzenleme, özellikle insan hakları örgütleri ve muhalefet tarafından sert şekilde eleştiriliyor.</section>

<section dir="auto">
<h2>Mart ayındaki ilk oylamada kabul edilmişti</h2>

<p>Yasa tasarısının ilk aşaması mart ayında yapılan oylamada kabul edilmişti. Oylamada Başbakan Benjamin Netanyahu dahil 62 milletvekili tasarı lehine oy kullanırken, 48 milletvekili karşı çıkmıştı. İkinci oylamayla birlikte düzenleme daha da genişletildi. Yeni yasa, İsrail vatandaşlarına yönelik “terör saldırıları” kapsamında değerlendirilen eylemler için hem askeri hem de sivil mahkemelerde idam cezası uygulanabilmesini öngörüyor. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, yasa sonrası yaptığı açıklamada kararı “tarihi” olarak nitelendirdi. Ben-Gvir, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Tarih yazdık. Söz verdik, sözümüzü tuttuk” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Batı Şeria’daki Filistinliler askeri mahkemede yargılanacak</h2>

<p>Yasa kapsamında işgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan Filistinliler için askeri mahkemeler devreye girecek. İsrail mevzuatına göre Batı Şeria’daki Filistinliler, suçlandıkları eylemler nedeniyle doğrudan askeri mahkemelerde yargılanıyor. Yeni düzenleme, “terör” kapsamında değerlendirilen saldırılarda askeri mahkemelerin ölüm cezası verebilmesine imkan tanıyor. Yasada ayrıca belirli “özel koşullar” altında idam cezalarının ömür boyu hapse çevrilebileceği de belirtiliyor. Sivil mahkemelerde ise “İsrail Devleti’nin varlığına son verme amacıyla” İsrail vatandaşlarını hedef alan saldırılar için ölüm cezası uygulanabileceği ifade ediliyor. Bu kapsamın, İsrail vatandaşı Filistinlileri de içine aldığı belirtiliyor.</p>

<h2>İnsan hakları örgütlerinden tepki</h2>

<p>Yasa tasarısı, İsrail içinde ve uluslararası kamuoyunda ciddi tartışma yarattı. Filistin Yönetimi, mart ayında yapılan ilk oylamanın ardından yaptığı açıklamada İsrail’in Filistin toprakları üzerinde egemenliği bulunmadığını belirterek düzenlemeyi kınamıştı. Association for Civil Rights in Israel ise düzenlemenin yalnızca Filistinlilere uygulanacak “paralel bir hukuk sistemi” oluşturduğunu savundu. İnsan hakları savunucuları, askeri mahkemelerde ölüm cezasının fiilen zorunlu hale gelebileceği uyarısında bulundu. Örgütler ayrıca canlı yayınlanacak yargılamaların siyasi propaganda aracı haline dönüşebileceği ve adil yargılanma hakkını zedeleyebileceği görüşünü dile getiriyor.</p>

<h2>Muhalefetten “değerlerimizi kaybettik” çıkışı</h2>

<p>İsrail parlamentosundaki görüşmeler sırasında muhalefet milletvekilleri de yasaya sert tepki gösterdi. Eski Mossad Başkan Yardımcısı ve milletvekili Ram Ben Barak, düzenlemenin İsrail’in temel değerlerine zarar verdiğini söyledi. Barak, parlamentodaki konuşmasında, “Bu, Hamas’ın bizi yendiği anlamına geliyor. Çünkü bütün değerlerimizi kaybettik” ifadelerini kullandı. Tasarıda infaz yönteminin asılarak idam olduğu belirtilirken, hüküm verildikten sonra infazın 90 gün içinde gerçekleştirilmesi gerektiği kaydedildi. Ancak bu sürenin belirli koşullarda 180 güne kadar uzatılabileceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İsrail’de son idam 1962’de gerçekleşmişti</h2>

<p>İsrail tarihinde bugüne kadar yalnızca bir sivil infaz gerçekleştirildi. Nazi Almanyası’nın soykırım organizatörlerinden Adolf Eichmann, 1962 yılında İsrail’de idam edilmişti. Yeni yasa tasarısının tamamen yürürlüğe girmesi için parlamentoda birkaç aşamadan daha geçmesi gerekiyor. Ancak düzenleme şimdiden İsrail’de hukuk sistemi, insan hakları ve Filistin politikaları üzerine yeni bir tartışma başlatmış durumda.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/israil-geriye-donuk-idam-yargilamasinin-onunu-acan-yasayi-onayladi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/israil-14.png" type="image/jpeg" length="64277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran savaşı ambalajları siyah beyaza çevirdi: Japon gıda devleri mürekkep krizinde]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/iran-savasi-ambalajlari-siyah-beyaza-cevirdi-japon-gida-devleri-murekkep-krizinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/iran-savasi-ambalajlari-siyah-beyaza-cevirdi-japon-gida-devleri-murekkep-krizinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran-İsrail geriliminin küresel enerji ve petrokimya piyasalarında yarattığı kriz, şimdi de gıda sektörünü vurdu. Japon atıştırmalık devi Calbee’s, mürekkep hammaddelerinde yaşanan tedarik sorunu nedeniyle bazı ürünlerinde siyah beyaz ambalajlara geçme kararı aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Orta Doğu’daki savaşın küresel ekonomide yarattığı zincirleme etki, bu kez market raflarına yansıdı. Japonya’nın en büyük atıştırmalık üreticilerinden Calbee, nafta kıtlığı nedeniyle bazı ürünlerinin renkli ambalajlarını geçici olarak siyah beyaz tasarımlarla değiştireceğini açıkladı. Şirketin kararının, 25 Mayıs’tan itibaren sevk edilecek 14 ürünü kapsadığı belirtildi. Değişikliğin özellikle yüksek satış hacmine sahip ürünlerle sınırlı tutulacağı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Nafta krizi mürekkep üretimini vurdu</h2>

<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş, petrokimya sektöründe ciddi tedarik sorunlarına yol açtı. Ambalaj baskısında kullanılan mürekkebin hammaddeleri arasında yer alan çözücü ve reçinelerin üretiminde kullanılan nafta maddesinde yaşanan daralma, üreticileri alternatif çözümler aramaya itti. Calbee, yaptığı açıklamada hammaddelerdeki istikrarsız tedarikin nedenini doğrudan “Orta Doğu’daki gerilimler” olarak gösterdi. Şirket, üretim sürekliliğini koruyabilmek için geçici sadeleşmeye gitmek zorunda kaldığını duyurdu.</p>

<h2>Gıda sektöründe endişe büyüyor</h2>

<p>Savaşın etkileri yalnızca Calbee ile sınırlı kalmadı. Japon gıda sektöründeki birçok üretici benzer sorunlarla karşı karşıya olduklarını açıklamaya başladı. Itoham Yonekyu Holdings Başkanı Hiroyuki Urata, 1 Mayıs’ta yaptığı açıklamada renkli ambalajların gelecekte sürdürülebilirliğinin zorlaşabileceğini söyledi. Urata, ambalajların siyah beyaz gibi daha sade tasarımlara dönüşebileceğini ifade etti.</p>

<h2>İçecek üreticileri de baskıları azaltıyor</h2>

<p>Japonya’daki orta ölçekli bir içecek üreticisinin de mayıs ayı sonundan itibaren büyük markalar için ürettiği 15 probiyotik içecek ürününün ambalajındaki bazı baskıları kaldırma kararı aldığı aktarıldı. Şirketlerin, maliyetleri ve hammadde kullanımını azaltmak amacıyla daha sade tasarımlara yöneldiği belirtiliyor. Sektör temsilcileri, savaşın uzaması halinde plastik, baskı ve ambalaj üretiminde daha ciddi krizlerin yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<h2>Küresel kriz market raflarına yansıyor</h2>

<p>Enerji piyasalarındaki dalgalanmanın yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, gündelik tüketim ürünlerini de doğrudan etkilediği belirtiliyor. Uzmanlara göre petrol türevlerine bağımlı sektörlerde maliyet baskısı önümüzdeki aylarda daha görünür hale gelebilir. Gıda şirketleri ise şimdilik üretimi durdurmak yerine ambalajları sadeleştirerek süreci yönetmeye çalışıyor. Özellikle büyük markaların attığı bu adımların, önümüzdeki dönemde küresel ölçekte yeni bir tasarım trendine dönüşebileceği değerlendiriliyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ntv</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/iran-savasi-ambalajlari-siyah-beyaza-cevirdi-japon-gida-devleri-murekkep-krizinde</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-4-5.png" type="image/jpeg" length="72286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Termometreler çıldırdı! Dünyanın en sıcak 50 şehri aynı ülkede]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/termometreler-cildirdi-dunyanin-en-sicak-50-sehri-ayni-ulkede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/termometreler-cildirdi-dunyanin-en-sicak-50-sehri-ayni-ulkede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nisan ayı sonunda kaydedilen verilere göre yeryüzünün en yüksek sıcaklığa sahip 50 şehrinin tamamı Hindistan'da yer alırken, uzmanlar bu durumun modern tarihte bir benzeri olmadığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde hava kalitesi ve iklim verilerini takip eden AQI platformunun raporuna göre, Nisan ayının son günlerinde küresel çapta eşine rastlanmamış bir doğa olayı yaşandı. Gezegenin en sıcak 50 yerleşim yerinin istisnasız tamamı Hindistan sınırları içerisinde kaydedildi.</p>

<p>Normal şartlarda yılın en sıcak dönemi olmayan Nisan ayında, Hindistan genelinde ortalama en yüksek sıcaklıklar 44,7 santigrat dereceye ulaştı. Listenin zirvesinde yer alan Uttar Pradeş eyaletindeki Banda şehrinde ise termometreler 46,2 santigrat dereceyi göstererek o gün dünya üzerinde ölçülen en yüksek sıcaklık olarak tarihe geçti.</p>

<h2>Sıcaklıklar hayatta kalma sınırını aşabilir</h2>

<p>İklim bilimciler ve tarihçiler, Hindistan'ın iç kesimlerinde yoğunlaşan bu aşırı sıcak dalgasının Nisan ayı için yüzlerce rekoru altüst ettiğini belirtiyor. Küresel iklim krizinin bir sonucu olarak yaz mevsiminin her yıl daha erken başladığı ve daha şiddetli geçtiği Hindistan'da, sıcaklıkların 2050 yılına kadar sağlıklı insanlar için bile "hayatta kalma sınırını" aşabileceği uyarısı yapılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sağlık ve yaşam riski artıyor</h2>

<p>Özellikle yaşlılar, çocuklar ve açık havada çalışan işçiler için hayati risk oluşturan bu durum, ülkenin tarım üretimi ve sağlık sistemi üzerinde de devasa bir baskı kuruyor.</p>

<p>Sıcaklık artışıyla birlikte Hindistan bu yıl aynı zamanda enerji kriziyle de mücadele ediyor. Orta Doğu'daki savaşın petrol arzını kısıtlaması, soğutma ihtiyacının tavan yaptığı bir dönemde ülkeyi yakıtsız bırakırken, önümüzdeki aylar için tahminler daha da karamsar bir tablo çiziyor.</p>

<h2> İklim etkisi büyüyor</h2>

<p>El Nino hava olayının etkisiyle muson yağmurlarının ortalamanın altında kalması beklenirken, nemle birleşen hissedilen sıcaklığın merkezi ve doğu eyaletlerde 50 ila 60 santigrat derece gibi tehlikeli seviyelere ulaşabileceği öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>TRT Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/termometreler-cildirdi-dunyanin-en-sicak-50-sehri-ayni-ulkede</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/sicak-hava-3.png" type="image/jpeg" length="37381"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gemide hantavirüs paniği: Doktorların “anksiyete” dediği yolcu yoğun bakımda]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gemide-hantavirus-panigi-doktorlarin-anksiyete-dedigi-yolcu-yogun-bakimda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/gemide-hantavirus-panigi-doktorlarin-anksiyete-dedigi-yolcu-yogun-bakimda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya Sağlık Bakanlığı, hantavirüs salgınının görüldüğü yolcu gemisinden tahliye edilen Fransız bir kadının durumunun kritik olduğunu açıkladı. Gemide semptom gösteren kadının şikâyetlerinin “anksiyete” olarak değerlendirildiği öne sürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanya Sağlık Bakanlığı, hantavirüs salgınının görüldüğü yolcu gemisinden tahliye edilen bir kadının durumunun kritik olduğunu açıkladı. Gemide grip benzeri semptomlar gösteren kadının sağlık ekibine başvurduğu ancak belirtilerinin “anksiyete ve stres” olarak değerlendirildiği öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Gemideki semptomlar “anksiyete” olarak değerlendirildi</h2>

<p>The Guardian’ın aktardığına göre, İspanya Sağlık Bakanı Javier Padilla Bernáldez, Fransız yolcunun gemide öksürük ve halsizlik şikâyeti yaşadığını, ancak ateşinin bulunmaması nedeniyle hantavirüs şüphesiyle değerlendirilmediğini söyledi. Padilla, sağlık çalışanlarının belirtileri stres ve anksiyete kaynaklı gördüğünü ifade etti.</p>

<h2>DSÖ: Yolcunun durumu çok kritik</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, tahliye edilen Fransız yolcunun durumunun “çok kritik” olduğunu duyurdu. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, İspanya’ya desteklerinden dolayı teşekkür ederek, yolcuların kabul edildiği ülkelerde toplum açısından büyük bir risk bulunmadığını söyledi.</p>

<h2>Hantavirüs vakalarında bilanço ağırlaşıyor</h2>

<p>Hantavirüs vakalarının görüldüğü Hollanda bandralı MV Hondius adlı gemi, yolcuların tahliye edilmesinin ardından dezenfeksiyon işlemleri için Rotterdam’a doğru hareket etti. Gemide 26 mürettebat üyesi ve iki sağlık çalışanının kaldığı belirtildi.</p>

<p>Salgın sürecinde gemide hayatını kaybedenlerin sayısının 3’e yükseldiği öğrenildi. Tenerife’den tahliye edilen bir Fransız ve bir ABD’li yolcunun da ülkelerine döndükten sonra hantavirüs testlerinin pozitif çıktığı açıklandı.</p>

<h2>Uzmanlardan hantavirüs uyarısı</h2>

<p>Uzmanlar, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan hantavirüsün ateş, kas ağrısı ve solunum yetmezliği gibi ciddi belirtilere yol açabileceğini belirtiyor. Virüsün bazı vakalarda iç kanama ve böbrek yetmezliğine neden olabildiği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/gemide-hantavirus-panigi-doktorlarin-anksiyete-dedigi-yolcu-yogun-bakimda</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-fare.png" type="image/jpeg" length="43185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs pandemi olur mu? Uzman isimden önemli açıklamalar!]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hantavirus-pandemi-olur-mu-uzman-isimden-onemli-aciklamalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/hantavirus-pandemi-olur-mu-uzman-isimden-onemli-aciklamalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, hantavirüs vakalarındaki artış iddialarını değerlendirdi ve virüsün pandemi olup olamayacağına dair açıklamalarda bulundu. açıklaması]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Mehmet Ceyhan, Hantavirüs ile ilgili son gelişmeleri değerlendirerek virüsün pandemi riskine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Gelişmeler</h2>

<p>Son dönemde hantavirüs vakalarında artış olduğu yönündeki iddialar kamuoyunda endişe yaratırken, uzman isim konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2>Açıklamalar</h2>

<p>Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, hantavirüsün mevcut koşullarda COVID-19 benzeri bir küresel salgına dönüşme ihtimalinin bilimsel veriler ışığında ele alınması gerektiğini ifade etti. Vakaların seyri ve bulaş dinamiklerinin yakından takip edildiğini belirtti.</p>

<h2>Risk değerlendirmesi</h2>

<p>Ceyhan, hantavirüsün belirli bölgelerde görülebilen bir enfeksiyon olduğunu ancak pandemi oluşturacak düzeyde yayılım kapasitesine ilişkin net bir tablo bulunmadığını vurguladı. Sürecin sağlık otoriteleri tarafından izlenmeye devam ettiğini aktardı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hantavirus-pandemi-olur-mu-uzman-isimden-onemli-aciklamalar</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 19:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-18-3.png" type="image/jpeg" length="32573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs şüphesinde 3 Türk vatandaşının testi açıklandı]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hantavirus-suphesinde-3-turk-vatandasinin-testi-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/hantavirus-suphesinde-3-turk-vatandasinin-testi-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, hantavirüs şüphesiyle Türkiye’ye getirilen 3 vatandaşın test sonuçlarının negatif çıktığını ve karantinada olduklarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüs salgını nedeniyle üç kişinin hayatını kaybettiği yolcu gemisi MV Hondius’tan tahliyeler tamamlandı. Gemide bulunan Türk vatandaşları sağlık ekipleri tarafından Türkiye’ye getirildi.</p>

<h2>3 vatandaş ambulans uçakla getirildi</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı, gemide bulunan 3 Türk vatandaşının ambulans uçakla yurda getirildiğini ve yakın takip ile izolasyon süreçlerinin başlatıldığını açıkladı.</p>

<h2>Test sonuçları negatif çıktı</h2>

<p>Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, getirilen vatandaşlardan alınan numunelerin sonuçlarının negatif çıktığı bildirildi. Vatandaşların önerilen süre boyunca karantinada tutulacağı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Klinik belirti yok</h2>

<p>Açıklamada ayrıca, yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmadığı bilgisi paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/hantavirus-suphesinde-3-turk-vatandasinin-testi-aciklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-4.png" type="image/jpeg" length="23111"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın sonu”ndaki turizm merkezi şehir hantavirüs iddialarını reddetti]]></title>
      <link>https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-sonundaki-turizm-merkezi-sehir-hantavirus-iddialarini-reddetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-sonundaki-turizm-merkezi-sehir-hantavirus-iddialarini-reddetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arjantin’in en güneyindeki şehir olan Ushuaia, Hollanda bayraklı MV Hondius gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları nedeniyle uluslararası gündeme taşındı. Virüsün kaynağının şehir olabileceği yönündeki iddialar tartışma yaratırken, yerel yetkililer bölgede bugüne kadar tek bir hantavirüs vakasının görülmediğini savunuyor. Salgının çıkış noktasına ilişkin belirsizlik sürerken, olay hem sağlık hem de turizm açısından endişe yaratıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arjantin’in Tierra del Fuego eyaletinde bulunan ve “Dünyanın Sonu” olarak anılan Ushuaia, bu kez doğal güzellikleri ya da Antarktika turlarıyla değil, uluslararası bir sağlık tartışmasıyla gündemde. Hollanda bayraklı MV Hondius adlı yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs salgınının kaynağının Ushuaia olabileceği yönündeki iddialar, kentte hem turizm sektörü hem de yerel yönetimler açısından ciddi bir tedirginliğe yol açtı. Şu anda İspanya’nın Kanarya Adaları’ndaki Tenerife Limanı’nda bulunan gemideki yolcular tahliye edilirken, yetkililer virüsün nasıl yayıldığını ve enfeksiyonun nerede başladığını belirlemeye çalışıyor. Geminin 1 Nisan’da Ushuaia’dan hareket etmiş olması nedeniyle dikkatler Arjantin’in güneyindeki bu liman kentine çevrildi.</p>

<h2>Hantavirüsün kaynağına ilişkin tartışmalar büyüyor</h2>

<p>MV Hondius gemisinde 22 farklı ülkeden 114 yolcu ile 61 mürettebat bulunuyordu. Salgının ortaya çıkmasının ardından ilk değerlendirmeler, virüsün gemiye Ushuaia’da taşınmış olabileceği yönünde oldu. Ancak bugüne kadar kesin bir sonuca ulaşılamadı. Bazı uluslararası medya kuruluşlarında yer alan iddialarda, bir yolcunun Ushuaia yakınlarında bulunan çöp depolama alanında virüsü kapmış olabileceği öne sürüldü. Bölgenin kuş gözlemcileri ve doğa turistleri tarafından sık ziyaret edildiği, aynı zamanda kemirgen yoğunluğunun bulunduğu bir alan olduğu ifade edildi. İsmini açıklamayan bazı Arjantinli yetkililer de bu ihtimali “en güçlü senaryo” olarak değerlendirdi. Ancak söz konusu iddialar Tierra del Fuego yönetimi tarafından sert şekilde reddedildi.</p>

<h2>“Tierra del Fuego’da bugüne kadar tek vaka görülmedi”</h2>

<p>Tierra del Fuego Epidemiyoloji ve Çevre Sağlığı Genel Müdürü Juan Facundo Petrina, bölgede hantavirüs kaynaklı tek bir doğrulanmış vaka bulunmadığını söyledi. Petrina, Ulusal Gözetim Sistemi’nin 1996 yılından bu yana hantavirüsü bildirimi zorunlu hastalıklar arasında tuttuğunu hatırlatarak, buna rağmen Tierra del Fuego’da hiçbir vakaya rastlanmadığını vurguladı. Yetkili isim, bölgenin coğrafi ve iklimsel koşullarının da virüsün yayılması açısından uygun olmadığını belirtti. Özellikle hantavirüsü taşıdığı bilinen uzun kuyruklu kemirgen türünün bölgede bulunmadığını ifade eden Petrina, Tierra del Fuego’nun ada yapısının da doğal bir bariyer oluşturduğunu söyledi. Petrina’ya göre hantavirüsün görüldüğü kuzey Patagonya bölgeleriyle Tierra del Fuego arasında ciddi iklim farkları bulunuyor. Nem ve sıcaklık koşullarının kemirgenlerin yaşamı için elverişli olmadığına dikkat çeken yetkili, bu nedenle eyaletin salgının merkezi olmasının düşük ihtimal olduğunu savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanlar ihtimalleri tamamen dışlamıyor</h2>

<p>Bazı uzmanlar Tierra del Fuego’nun enfeksiyonun kaynağı olmasının düşük olasılık olduğunu kabul etse de, olayın ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini düşünüyor. Buenos Aires’teki Ricardo Gutiérrez Çocuk Hastanesi’nde görev yapan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Eduardo López, ekosistemlerin değiştiğine dikkat çekerek virüsü taşıyan kemirgen türlerinin yeni bölgelere yayılmış olabileceğini söyledi. López, daha önce yalnızca Patagonya And Dağları ve ülkenin kuzeybatısında görülen bazı kemirgen türlerinin artık Buenos Aires çevresinde de gözlemlendiğini belirtti. Bu nedenle yetkililerin Tierra del Fuego’daki ihtimalleri tamamen dışlamaması gerektiğini ifade etti. Arjantin ulusal hükümeti de olayın ardından bölgeye uzman ekip gönderileceğini açıkladı. Yapılması planlanan incelemelerde özellikle Ushuaia yakınlarındaki çöp depolama alanlarında kemirgen örnekleri toplanarak hantavirüs testleri uygulanacak Ancak duyurudan günler sonra uzman ekiplerin hala bölgeye ulaşmadığı bildirildi. BBC’nin bölgede yaptığı gözlemlerde çöp sahasında aktif bir inceleme çalışmasına rastlanmadığı aktarıldı.</p>

<h2>Salgın turizm ekonomisini de endişelendirdi</h2>

<p>Yaşanan gelişmeler yalnızca sağlık açısından değil, Tierra del Fuego ekonomisi açısından da büyük önem taşıyor. Bölge ekonomisinin temel gelir kaynaklarından biri olan turizm sektörü, özellikle Antarktika turları nedeniyle uluslararası ziyaretçi akınına uğruyor. Fuegian Turizm Enstitüsü yetkilisi Juan Manuel Pavlov, Antarktika’ya giden kruvaziyer gemilerinin yüzde 95’inden fazlasının Ushuaia Limanı’ndan hareket ettiğini söyledi. Yılda 500’den fazla kruvaziyer uğrağı gerçekleştiğini belirten Pavlov, sektörün eyalet ekonomisi açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Şu ana kadar resmi olarak açıklanmış büyük çaplı bir kruvaziyer iptali bulunmasa da, olayın uzun vadeli etkilerinin ilerleyen aylarda daha net hissedilebileceği değerlendiriliyor. Pavlov, bölgenin yaklaşan kış turizm sezonuna hazırlandığını ve bu süreçte ortaya çıkan sağlık tartışmalarının yıllardır sürdürülen tanıtım çalışmalarını gölgelemesinden endişe duyduklarını dile getirdi.</p>

<h2>Ushuaia’da günlük yaşam normale yakın sürüyor</h2>

<p>Tartışmalara rağmen Ushuaia’da hayatın büyük ölçüde normal seyrinde devam ettiği belirtiliyor. Şehir merkezinde turist hareketliliği sürerken, ziyaretçiler Beagle Kanalı turlarına ve çevredeki doğa gezilerine katılmaya devam ediyor. Turizm sektöründe çalışan Adonis Carvajal, bölgede doğrulanmış vaka bulunmamasının ziyaretçiler açısından güven verici olduğunu söyledi. Carvajal, insanların enfeksiyonun kaynağını merak ettiğini ancak yerel sağlık kayıtlarında herhangi bir vaka görülmediğinin rahatlatıcı bulunduğunu ifade etti. Virüsün güney bölgesinden gelmiş olabileceğini tamamen reddetmediklerini belirten Carvajal, kaynağın doğrudan Ushuaia olduğuna inanmadıklarını söyledi. Şehre gelen turistler de benzer şekilde paniğe kapılmadıklarını dile getiriyor. Kolombiya’nın Medellín kentinde yaşayan Venezuelalı turist David Bomparp, seyahati aylar öncesinden planladıklarını ve yola çıkmadan hemen önce haberleri öğrendiklerini anlattı. Partneri Daniela Sandoval ise ailesinin endişelendiğini ancak bölgede doğrulanmış bir vaka olmaması nedeniyle seyahati iptal etmediklerini söyledi. Kosta Rikalı turist Jordan Bermúdez de bölgedeki atmosferin sakin olduğunu ve planlanan tüm turlara katıldıklarını belirtti.</p>

<h2>Yetkililer enfeksiyon zincirini çözmeye çalışıyor</h2>

<p>Salgının merkezinde olduğu düşünülen Hollandalı çiftin, enfeksiyonu ilk taşıyan kişiler olabileceği değerlendiriliyor. Ancak çiftin yaşamını yitirmesi nedeniyle yetkililer olayın ayrıntılarını tam olarak netleştiremiyor.</p>

<p>Arjantin, Şili ve Uruguay makamları, çiftin gemiye binmeden önceki seyahat rotasını sınır giriş-çıkış kayıtları üzerinden incelemeye başladı. Şili ve Uruguay yetkilileri, Dünya Sağlık Örgütü’nün hantavirüs için belirlediği bir ila sekiz haftalık kuluçka süresine dayanarak enfeksiyonun bu ülkelerde kapılmış olma ihtimalinin düşük olduğunu savunuyor.</p>

<p>Juan Facundo Petrina ise enfeksiyonun büyük ihtimalle Arjantin’de gerçekleşmiş olabileceğini kabul ediyor. Ancak bunun Tierra del Fuego’dan çok daha kuzeydeki Patagonya bölgelerinde meydana gelmiş olabileceğini düşünüyor.</p>

<p>Özellikle Chubut, Neuquén ve Río Negro eyaletleri olası kaynak bölgeler arasında gösteriliyor. Arjantin Sağlık Bakanlığı ise şu aşamada kesin bir sonuca ulaşılmadığını ve tüm ihtimallerin değerlendirildiğini açıkladı.</p>

<p>Tenerife’de yürütülen tahliye ve sağlık incelemelerinin, salgının kaynağına ilişkin yeni ipuçları sağlaması bekleniyor. Ancak şu an için hantavirüsün gemiye nasıl taşındığı ve enfeksiyon zincirinin tam olarak nasıl başladığı soruları yanıtını bulmuş değil.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.izmirdesondakika.com.tr/dunyanin-sonundaki-turizm-merkezi-sehir-hantavirus-iddialarini-reddetti</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirdesondakikacomtr.teimg.com/crop/1280x720/izmirdesondakika-com-tr/uploads/2026/05/is-insani-52-3.png" type="image/jpeg" length="14413"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
